<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Ay Türk Haber Ajansı - Silivri Haberleri - Son dakika</title>
        <link>https://www.ayturkhaber.com/</link>
        <description>Ay Türk Haber Ajansı, Silivri bölgesinin en güncel haberlerinin yayınlandığı haber ve medya servisi.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>KARNE GÜNÜ</title>
                <category>Hasan Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/karne-gunu-207</link>
                <author>h.bircan@yaani.com (Hasan Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/karne-gunu-207</guid>
                <description><![CDATA[KARNE GÜNÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Bugün, 2024-2025 eğitim öğretim yılının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Ülkemizin dört bir yanında binlerce öğrenci ya bir üst sınıfa geçmenin ya da okulundan mezun olmanın heyecanını yaşıyor. Tüm öğrencilerimizi, onlara emek veren kıymetli öğretmenlerimizi ve destekleriyle her daim yanlarında olan ailelerini yürekten tebrik ediyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu yazımda, hepimizin hayatında sıkça duyduğu bir söze dikkat çekmek istiyorum: <strong>“Oku da hayatını kurtar.”</strong> Evet, bu söz çok yerinde ve doğrudur. Ancak, bu sözü nasıl anlamalıyız? Okumak, yani eğitim görmek, bir insanın hayatını gerçekten nasıl kurtarır?</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Eğitim sistemimize dair bir eleştiri sunacak değilim, bu ayrı bir tartışma konusudur. Ancak toplumda yaygın olan bir yaklaşım var: “Okul bitince ne iş yapacaksın, ne kadar maaş alacaksın?” gibi sorular, eğitimden çok ekonomik getiriyi ön planda tutan bir bakış açısını yansıtıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Elbette bu sorular da önemlidir. Hayatın gerçekleriyle yüzleşirken kazanç da düşünülmeli. Ancak bana göre bu, eğitimin ilk değil, belki de son aşamasında düşünülmesi gereken bir konudur. Çünkü eğitimin asli amacı yalnızca bir meslek sahibi olmak değil; bireyin kendini geliştirmesi, kültürlü, ahlaklı ve dürüst bir insan olmasıdır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ne yazık ki birçok kişi, “Okuyan mı daha çok kazanıyor, yoksa okumayan mı?” gibi bir kıyasın içinde kayboluyor. Eğer tek amaç para kazanmaksa, bu düşünceler normal karşılanabilir. Ancak bu noktada büyük bir bilinç eksikliği olduğunu düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Zira eğer sadece para önemli olsaydı, ekonomik olarak iyi durumda olan aileler çocuklarını okutmaktan vazgeçerdi. Oysa gerçek tam tersi. Maddi durumu iyi olan insanlar, genellikle eğitime daha fazla önem verir, çocuklarının daha iyi eğitim alması için büyük fedakârlıklar yapar.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dileğim, bir gün herkesin eğitimle ilgili tek kaygısının nasıl daha nitelikli, kültürlü, sorumluluk sahibi bir birey olacağına odaklanmasıdır. Ekonomik kaygılardan arınmış, sadece iyi insan olmayı hedefleyen bireylerle dolu sağlıklı bir toplum hayaliyle…</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><strong>Hoşça kalın.</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Jun 2025 15:41:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/12/hasan-bircan-1671048115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güçlü Olmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/guclu-olmak-206</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/guclu-olmak-206</guid>
                <description><![CDATA[Güçlü Olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,</p>

<p>Güçlü olmak, hayatın her alanında önemli bir kavramdır. Fiziksel, maddi ya da manevi anlamda güçlü olmak, insanlara pek çok avantaj sağlar. Ancak, bu avantajı dengeleyen tek şey akıldır. Genel kültür seviyemiz ne yazık ki yeterince yüksek değil. Bazen düşünüyorum, acaba bizi yönetenler, daha kolay yönetebilmek adına, toplumun daha akıllı ve kültürlü olmasını istemiyor mu? Neyse, bu başka bir tartışma konusu…</p>

<p>Güçlü olmak derken, doğanın yıkıcı gücünü bir kenara bırakıp insan üzerindeki etkisine odaklanalım. İnsanlar için güçlü olmanın en temel yolu, bireysel olarak değil, örgütlü şekilde hareket etmekten geçer. Birlikte hareket eden insanlar, çok daha büyük bir etki yaratır. Örneğin, üye sayısı düşük bir siyasi parti ile büyük bir kitleye hitap eden bir parti aynı güce sahip olamaz. Fikirlerimizi ve çıkarlarımızı ortak bir noktada buluşturarak güç birliği yapmak zorundayız. Bu konuyu herkesin biraz olsun düşünmesini rica ediyorum.</p>

<p>Bu konuyu anlatan güzel bir hikâye paylaşmak istiyorum: Maddi ve manevi anlamda güçlü bir adam, oğlu ile sohbet ederken omzuna elini koymuş ve sormuş:</p>

<p>“Sen mi güçlüsün, ben mi?”</p>

<p>Oğlu, kendinden emin bir şekilde, “Ben güçlüyüm, baba,” demiş. Babası şaşırmış, elini oğlunun omzundan çekerek biraz uzaklaşmış ve soruyu tekrarlamış:</p>

<p>“Hangimiz güçlüyüz oğlum?”</p>

<p>Bu kez oğlu, “Sen güçlüsün baba,” diye yanıt vermiş. Adam merakla sormuş:</p>

<p>“Peki oğlum, az önce neden kendini güçlü gördün?”</p>

<p>Oğlu gülümseyerek cevap vermiş:</p>

<p>“Çünkü o zaman senin kolun benim omzumdaydı. Yalnız değildim.”</p>

<p>Güçlü olmak, sadece bireysel bir mesele değildir. Destek aldığımız, birlik içinde olduğumuz sürece gerçek anlamda güçlü olabiliriz.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Mar 2025 11:55:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aldatmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/aldatmak-205</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/aldatmak-205</guid>
                <description><![CDATA[Aldatmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,</p>

<p>Bugünkü makalemde, insan ilişkilerinde en büyük güven kırıklıklarından biri olan aldatma konusunu ele almak istiyorum. Günümüz toplumunda, etik değerlerin giderek zayıflamasıyla birlikte aldatma, bireyler ve topluluklar için büyük bir sorun haline gelmiştir.</p>

<p>Öncelikle, aldatmanın tanımını doğru yapmak gerekir. Bir insanı kandıran kişiye akıllı değil, ahlaksız denir. Dürüst bir insan şöyle der: "Aldanacak kadar saf isem, sen de aldatacak kadar karaktersizsin." Bu söz, aslında her şeyi özetliyor.</p>

<p>Dürüst insanlar çoğu zaman aldatılmaya daha yatkındır. Çünkü onların karakterinde yalan söylemek, kandırmak ya da güveni kötüye kullanmak yoktur. Ancak insanın dostunu, eşini, müşterisini veya siyasetçinin vatandaşını aldatması, güven kavramının temellerini sarsar. Peki, biz kime güveneceğiz? Oysa dürüst olmak, bir erdem değil, zaten insan olmanın gereğidir. Dürüst olmamak ise hem insanlığa hem de doğaya aykırı bir davranıştır.</p>

<p>Hiç hayvanların birbirini aldattığını gördünüz mü? Onlar içgüdüsel olarak sadakat ve güven çerçevesinde hareket ederler. Doğanın dengesinde yalan yoktur. Oysa biz insanlar, kısa vadeli kazançlar uğruna güveni hiçe sayabiliyoruz. Halbuki şu üç günlük dünyada, çıkarlar uğruna birbirimizi sorgulamak ve güveni sarsmak ne kadar acı bir durum.</p>

<p>Son olarak, sizlerle küçük bir dörtlük paylaşmak istiyorum:</p>

<p>"Herkes ölüp gidiyor, bir sen mi kalacaksın?<br />
Ha iki gün fazla, ha iki gün az yaşayacaksın.<br />
Ateş, kül, toprak, gül olacaksın…<br />
Mühim olan, yaşarken insan olacaksın."</p>

<p>Sevgi ve saygılarımla, sağlıcakla kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Mar 2025 14:08:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Randevu</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/randevu-204</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/randevu-204</guid>
                <description><![CDATA[Randevu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın okurlar, sayın takipçiler,</p>

<p>Randevu, belirli bir yerde ve saatte buluşmak için önceden verilen bir söz ve yapılan anlaşmadır. Bana göre, söz vererek bu sözü tutmak, çok değerli bir insani davranıştır. Günümüzde bu yöntem birçok alanda kullanılmakta ve doğru uygulandığında oldukça faydalı olmakta, pek çok soruna çözüm sunmaktadır.</p>

<p>Ancak son zamanlarda bu konuyu da suistimal etmeye başladık. Resmi dairelerden randevu alan bazı kişiler, gidemeyecekleri halde burandevularını iptal etmeyerek başkalarının yararlanmasını engelliyor. Öte yandan bazı durumlarda da randevuları&nbsp;karşı taraf sudan bahanelerle&nbsp;iptal edebiliyor. Özellikle sağlık sektöründe (istisnai durumlar hariç) bu durum ciddi sorunlara yol açıyor. Tabiri caizse, sanki hastalığa "Önce randevuyu bir alayım, sonra bana gel" diyebilecek noktaya geldik.</p>

<p>Genel olarak randevusuz tedavi olmak mümkün değil. Acil servislere gitseniz bile branş doktoruna ulaşmak oldukça zor. Bir başka problem de, muayene için randevu almanın imkânsız hâle gelmesi. Eskiden hastanelerde muayene sırası beklenirdi, şimdi ise telefon başında randevu bekleniyor. Yani sadece bekleme yerimiz değişti.</p>

<p>Hastanelerde gözlemlediğim kadarıyla, randevulu hasta sayısı oldukça düşük ve doktorlar çok rahat şekilde&nbsp;muayene ediyorlar. Belki randevu sisteminin sıklaştırılması bir çözüm olabilir ama bu konuda bir çaba gösterilmiyor gibi. İnsanları özel hastanelere yönlendirmeye çalışıyorlar izlenimi oluşuyor. Sanki vatandaşların maaşları çok yüksekmiş de harcayacak yer arıyorlarmış gibi bir durum söz konusu.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 19:04:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mutluluğun Peşinde</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/mutlulugun-pesinde-203</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/mutlulugun-pesinde-203</guid>
                <description><![CDATA[Mutluluğun Peşinde]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Değerli okuyucular,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Günümüzde, etrafımızı saran ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlerin olumsuz etkileri, iç dünyamızı karartmaya yetiyor. Bu koşullar altında mutluluğu bulmak, giderek zorlaşan bir hale geliyor. Ancak, istisnai olarak bu durumdan etkilenmeyen, hatta doğası gereği küçük şeylerle mutlu olabilen insanlar da var. Bana göre, mutluluğun en değerli kaynağı da bu basitlikte gizli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Bir hanım, sevdiğinden aldığı bir çiçekle mutlu olabilirken, yaşlı bir insan, halinin sorulmasıyla sevinç duyabilir. Mutluluğun kaynağı, bazen bir tebessüm, bazen bir yardım eli, bazen de içten bir sohbet olabilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Mutsuzluğun pençesine düşmemek için, belki de çok büyük hayaller kurmaktan kaçınmalıyız. Çünkü, hayaller tükendiğinde, yerini büyük bir boşluk ve mutsuzluk alabilir. Hatta bu durum, insanların hastalanmasına, psikolojilerinin bozulmasına kadar gidebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ben, hayatım boyunca şu ilkeyi benimsedim: İyi bir haber aldığımda veya beni mutlu eden bir olay yaşadığımda, bunu "güzel bir ilaç içtim" olarak adlandırırım. Bu yaklaşım, hayata karşı daha olumlu bir duruş sergilememi sağlıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Kısa ömrümüzü gerginliklerle geçirmek yerine, moralimizi yüksek tutmaya ve çevremizdeki insanların da moralini bozmamaya özen göstermeliyiz. Unutmayalım ki, bir insanı kırmak çok kolaydır, ancak o insanın gönlünü almak çok zordur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Kanser gibi ciddi hastalıklarla mücadele edenlere doktorların sıkça söylediği bir şey vardır: "Moralinizi yüksek tutun, sizi mutlu edecek şeylerle uğraşın." Bu tavsiye, aslında hepimiz için geçerli.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Mutluluğu yakalamak aslında o kadar da zor değil. Biraz dikkatli olsak, kimseyi kırmasak, çevremize karşı nazik olsak, karşımızdaki insanların da bize karşı aynı şekilde yaklaşacağını göreceğiz. "Ne ekersen onu biçersin" atasözü, bu durumu çok güzel özetliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Unutmayalım ki, mutluluk içimizde başlar. Küçük şeylerle mutlu olmayı öğrenerek, hayatın anlamını keşfedebiliriz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Hoşçakalın.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zorlama</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/zorlama-202</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/zorlama-202</guid>
                <description><![CDATA[Zorlama]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Değerli Okurlar,</p>

<p>Toplumun bir yansıması olarak kaleme aldığım yazılarda, gözden kaçan noktaları yakalamaya ve tartışılması gereken konulara ışık tutmaya çalışıyorum. Bugün ele almak istediğim konu: <strong>zorlama.</strong></p>

<p>Zorlama, hangi alanda olursa olsun, demokratik bir yaklaşımı zedeler. Günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız bu tutum, bireyleri baskı altına alarak özgür iradelerini kısıtlar. Sanki demokrasi gömleği bize bol geliyor ve henüz onu doldurabilecek olgunluğa erişemedik. Oysa daha demokratik, daha katılımcı ve hoşgörülü bir toplum olmayı başarabilmeliyiz.</p>

<p>Bizi baskıcı ve emrivaki davranışlara iten bir güç var gibi görünüyor. “Ben bilirim, benim dediğim doğrudur” anlayışı, bencillik ve egoizmden besleniyor. Siyaseti kastetmiyorum, bu durum her yerde böyle; iş hayatında, fabrikalarda, evlerimizde, sosyal ilişkilerimizde, kısacası hayatın her alanında karşımıza çıkıyor.</p>

<p>Oysa biraz daha katılımcı olsak, çevremizi dinlesek, ortak aklı ön plana çıkarsak, eminim ki çok daha güzel sonuçlar elde edebiliriz. Zorlama yerine özgürlükçü bir yaklaşım benimsemek, toplumsal gelişimimizi hızlandıracaktır. Nitekim bilimsel olarak da kanıtlanmıştır ki, bir insanı ne kadar zorlarsanız, o kadar güçlü bir dirençle karşılaşırsınız. Ancak özgür bıraktığınızda, daha verimli ve olumlu sonuçlar alırsınız.</p>

<p>Unutmayalım ki, insan doğası gereği baskıya değil, özgürlüğe daha yatkındır.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jan 2025 16:13:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Elimizi Taşın Altına Koymuyoruz</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/elimizi-tasin-altina-koymuyoruz-201</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/elimizi-tasin-altina-koymuyoruz-201</guid>
                <description><![CDATA[Elimizi Taşın Altına Koymuyoruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar, okumayı alışkanlık haline getirmiş, bilinçli ve güzel insanlar. Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum.</p>

<p>Son zamanlarda çevreme bakıyor ve toplumun genel davranışlarını dikkatlice inceliyorum. Gözlemlediğim şey şu: çoğu insan mücadeleden uzak duruyor, bir çaba göstermiyor. Hep aynı beklenti hâkim; "Birileri iş kursun, biz faydalanalım. Birileri sosyal veya ekonomik bir başarı elde etsin, biz de bunun nimetlerinden yararlanalım." Bu yaklaşım, toplumun birçok kesiminde yerleşmiş bir alışkanlık hâline gelmiş durumda.</p>

<p>Ne yazık ki doğruyu yanlışı ayırt etmesine rağmen menfaat uğruna yanlış olanı seçen insan sayısı da az değil. Sanki şöyle diyorlar: “Musa, sen haklısın ama karnımı Firavun doyuruyor.” Bu zihniyetle ne bireysel ne de toplumsal anlamda bir ilerleme sağlanabilir.</p>

<p>Bunun önüne geçebilmek için çocuklarımızı küçük yaşlardan itibaren girişimci ve atılımcı bir anlayışla yetiştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Onların gelecekte faydalı bireyler olmasını istiyorsak, cesaretlerini kıracak yasaklarla yollarını kapatmamalı, biraz özgürlük tanımalıyız.</p>

<p>Bir anekdot paylaşmak istiyorum:<br />
Bir öğretmen, öğrencisi Ali’ye “Büyüyünce ne olmak istersin?” diye sormuş. Ali, “Çok çalışacağım, iş kuracağım, zengin olacağım; katlarım, yatlarım olacak.” diye cevap vermiş. Aynı öğretmen, kız öğrencisi Fatma’ya sormuş: “Kızım, sen büyüyünce ne olmak istersin?” Fatma ise şöyle demiş: “Hocam, ben de o zengin Ali’nin karısı olmak isterim.”</p>

<p>Bu zihniyet, içinde bulunduğumuz durumun bir yansıması değil de nedir? Herkesin elini taşın altına koyması, kendi emeği ve çabasıyla bir şeyler üretmesi gerekmez mi?</p>

<p>Bir başka hikâye daha paylaşayım: Bir padişah, halkını sınamak için yolun ortasına büyük bir taş koydurmuş ve taşın altına bir miktar para saklatmış. Taş günlerce orada durmasına rağmen kimse onu kaldırmamış. Biri zabıtaya, biri işçiye durumu aktarmış ama herkes sorumluluğu başkasına atmış. Taşı kaldıran olmamış. Derken bir gün, yoldan geçen duyarlı bir vatandaş taşı kaldırmaya karar vermiş. Taşı kenara çektiğinde, altındaki parayı ve padişahın notunu bulmuş: “Elini taşın altına koyan ödülü alır.”</p>

<p>Bu hikâyeden çıkarılacak ders çok açık: Sorumluluk alıp harekete geçen insanlar hem kendileri hem de toplum için değer yaratır. Sadece eleştiren veya bekleyen bir anlayışla ne bireysel mutluluk ne de toplumsal gelişim sağlanabilir.</p>

<p>Herkesin elini taşın altına koyduğu bir toplum dileğiyle... Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Jan 2025 16:11:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vakit</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/vakit-200</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/vakit-200</guid>
                <description><![CDATA[Vakit]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba değerli okurlar,<br />
<br />
Bugünkü yazımda, zamanın ne kadar değerli olduğunu vurgulamak istiyorum. Atalarımızın dediği gibi, “Vakit nakittir.” Bu söz, aslında zamanın değerini çok net bir şekilde ortaya koyuyor.<br />
<br />
Vakit, soyut bir kavramdır; manevi bir değeri vardır. Nakit ise maddi bir kavramdır; somut ve ölçülebilirdir. İlginçtir ki, nakit kelimesi de vakit gibi “şu an”, “hemen” veya “şimdi” anlamında kullanılabilir. Ancak nakitin değerini, onun gerçek ve doğru bir şekilde kullanılması belirler. İşte bu yüzden, vakit gerçekten nakittir. Herkesin bunu bir yaşam prensibi haline getirmesi gerekir.<br />
<br />
Hayatımızdaki işlerimizi doğru ve yerinde yapmak için, vaktimizi doğru değerlendirmeliyiz. Söyleyeceğimiz bir söz, yapacağımız bir iş veya alacak-verecek işlerimiz; her şeyin doğru zamanda, yani vaktinde yapılması çok önemlidir. Uygun zamanı kaçırdıktan sonra yapılan bir iş, ne kadar iyi niyetle yapılırsa yapılsın, yanlış sonuçlara yol açabilir.<br />
<br />
Unutmayalım, bir insanın ömrü boyunca vaktini doğru kullanması, hem bu dünya hem de ahiret için büyük bir kazançtır. Vaktini gereksiz ve boş işlerle heba eden bir insanın kazancı nedir? Ne kendisi için ne de insanlık için bir şey kazanır. Koca bir hiç…<br />
<br />
Son olarak, her birimiz vaktimizi beklemeyi, doğru zamanda hareket etmeyi ve fırsatları kaçırmamayı öğrenmeliyiz. Çünkü vakit, bir daha geri gelmez.<br />
<br />
Hoşça kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jan 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Duygusal olmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/duygusal-olmak-199</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/duygusal-olmak-199</guid>
                <description><![CDATA[Duygusal olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,</p>

<p>Bugünkü makalemi "duygusallık" üzerine yazmaya karar vermemin sebebi, geçtiğimiz günlerde sevgili Ferdi Tayfur’un hayata veda etmesi oldu. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun. Çok büyük bir sanatçıydı ve benim de gönlümde ayrı bir yeri vardı. Onun vefat haberini aldığımda boğazım düğümlendi. Söylediği şarkılar, her biri insanlığa mesaj niteliği taşıyan, ince bir ruhun ürünleriydi. Ferdi Tayfur gibi bir sanatçı olmak eğitimle açıklanabilecek bir durum değil; bu, Allah’ın bir lütfu.</p>

<p>Duygusal insanlar, genelde Allah korkusu taşıyan, merhametli kişilerdir. Kolay kolay kimseye, hatta hiçbir canlıya zarar vermezler. Hak yemezler, ağlayanla ağlar, gülenle gülerler. Kendi aç kalır ama başkasını doyururlar. Zaten sanatçıların, şairlerin çoğu da bu duygusal yapıya sahip kişilerden çıkar. Duygusallık, insani bir meziyet ve güzel bir karakter özelliğidir.</p>

<p>Bilim insanlarına göre, duygusal insanların ömrü genelde kısa oluyor. Çünkü dünyanın yükünü kendi omuzlarında taşırlar. Bu tür insanlar çok çabuk etkilenir, kolayca gözyaşı döker ve kimseyi kırmazlar. Duygusal bir insandan harika bir dost ve arkadaş olur. Ancak bu insanları korumamız gerekiyor; çünkü onlar sömürülmeye açık bireylerdir.</p>

<p>Bu satırları yazarken ben de oldukça duygusallaştım. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.<br />
Hoşça kalın</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konuşmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/konusmak-198</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/konusmak-198</guid>
                <description><![CDATA[Konuşmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın okurlar, bugünkü makalemizin konusu “konuşmak” olsun. Konuşmak, dinleyenlere belli bir konu hakkında bilgi vermek amacıyla yapılan sözlü anlatımdır. İnsan, duygularını ve düşüncelerini bir dilin sözcükleriyle ifade eder. Güzel konuşmak ise mecazi anlamda bir sanattır. İnsanın her ortamda kendini iyi ifade edebilmesi, onun en büyük avantajlarından biridir.</p>

<p>Güzel konuşan bir kişi, bahsettiği meseleye ya da konuya artı bir değer katar. Güzel konuşma, insana pek çok yönden fayda sağlar: Örneğin, karşısındakini ikna eder, sözleriyle üstünlük kurabilir, kendini haklı çıkarabilir ve daha iyi ortamlarda bulunma fırsatı elde edebilir.</p>

<p>Etkili konuşmada jest ve mimiklerin rolü de büyüktür. Konuşan kişi, beden dilini doğru kullanarak dinleyicinin zihnine hitap eder ve deyim yerindeyse, sözlerini dinleyicinin zihnine kazır.</p>

<p>Bir konuşma ortamında, konuşmacının bol bol örnek vermesi iki anlama gelebilir: Ya konuşmacı anlatma güçlüğü çekiyordur ya da dinleyicilerin konuyu anlamasını kolaylaştırmak için böyle bir yöntemi tercih ediyordur.</p>

<p>Başka bir anlatım yöntemi de esprili bir dildir. Bu tür bir anlatım, dinleyiciyi yormaz ve konunun keyifle dinlenmesini sağlar. Böyle bir öğrenim şekli, kolay kolay unutulmaz.</p>

<p>Son olarak, şiirler ve türkülerle yapılan anlatımdan bahsedebiliriz. Bu anlatım yöntemi oldukça etkilidir, çünkü sık sık dillendirilir ve hafızalarda yer eder. Hele bir de ibretlik sözler içeriyorsa, tarihsel bir değer kazanır.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jan 2025 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Renkler Üzerine Bir Bakış</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/renkler-uzerine-bir-bakis-197</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/renkler-uzerine-bir-bakis-197</guid>
                <description><![CDATA[Renkler Üzerine Bir Bakış]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,</p>

<p>Felsefeye olan ilgimi bilenler, yazılarımda bu konulara sıkça yer verdiğimi de bilir. Bugün yine felsefi bir pencereden bakarak, hayatımızda önemli bir yere sahip olan "renkler" üzerine konuşmak istiyorum. Renk, bir sıfat olarak, nesnelerin dış tasvirini ifade eder. Canlı ya da cansız, bir maddenin yapısını değiştirmez; ancak bazen bu yapıyı gizler, bazen de açığa çıkararak bir fikir verir. Renklerin faydası olduğu durumlar vardır, fakat genel olarak bu, bir estetik meselesidir.</p>

<p>Düşünün, hava puslu olduğunda ilerisini göremezsiniz. Bulutlu bir günde güneşi fark edemezsiniz; çünkü bulutların rengi güneşi gizler. Şeffaf bir renkle karşılaştığınızda, maddenin içini görme şansı bulursunuz. Beyaz bir örtünün altında saklanan renkli bir maddenin ipuçlarını yakalayabilirsiniz. Deniz masmavi olduğunda temiz olduğunu anlarsınız; açık bir gökyüzü ise yağışsız bir günün habercisidir. İşte renkler, kimi zaman bir mesaj taşıyarak bize bir fikir verir.</p>

<p>Renklerle ilgili halk arasında söylenmiş birçok atasözü vardır. Bunlar hem derin anlamlar taşır hem de kültürel bir miras niteliğindedir. Örneğin, "Renk verir, sır vermez," "Renkler ve zevkler tartışılmaz," ya da "Yalan söylediğini renginden anladım" gibi sözler, renklerin sadece görsel bir olgu olmadığını, aynı zamanda insan ilişkilerinde ve iletişimde bir metafor olarak kullanıldığını gösterir.</p>

<p>Renk sıfatı, günümüzde mecazi anlamda da oldukça yaygındır. Farklı ırk ve milletlerden oluşan toplulukları “renklilik” olarak adlandırırız. Bir insanın duygu durumuna bağlı olarak yüzünün şekil almasına “rengi değişti” deriz. Hayatımızda, araba rengi, elbise rengi ya da çiçeklerin renkleri gibi pek çok güzel örnek bulunmaktadır.</p>

<p>Elbette dış güzellik önemlidir; ancak bütün bu görsel güzelliklerden daha değerli olan, maddenin ya da insanın iç güzelliğidir. Bir insanın kalbi, bir çiçeğin faydası, bir arabanın işlevselliği gibi içsel özellikler, dış güzelliği tamamlayan unsurlardır.</p>

<p>Tüm renklerin ve renkli güzelliklerin içten de güzel olması dileğiyle…</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Dec 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerimiz ve Gelecek</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/genclerimiz-ve-gelecek-196</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/genclerimiz-ve-gelecek-196</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerimiz ve Gelecek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Son yıllarda, özellikle gençlerimizin genel davranışlarında ve toplumsal sorumluluklarında ciddi bir bozulma gözlemliyoruz. 18 yaş altındaki bireyleri "çocuk" mu, "genç" mi olarak tanımlamalıyız bilmiyorum, ancak lise ve hatta ilköğretim düzeyindeki öğrencilerin tutumları, ne yazık ki endişe verici bir tablo çiziyor. Ellerinde sigaralar, ağızlarında küfürlü konuşmalar ve çevrelerindeki insanlara saygısız bir tavır... Tüm bunlar, geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin durumunu düşündüğümüzde, içimizi karartıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu olumsuzlukların yalnızca okullardaki eğitimle çözülebileceğine inanmak güç. Eğitim, kuşkusuz çok önemli bir unsurdur ancak ailelerin çocuk üzerindeki etkisi çok daha büyük. Bugün bir öğretmen, yanlış bir davranışı düzeltmek için sert bir uyarıda bulunsa ya da yaptırım uygulasa, birçok ebeveyn öğretmeni suçlamakta, hatta tepki göstermektedir. “Neden benim çocuğumu azarladın ya da dövdün?” diyerek öğretmenin karşısına dikilen ebeveynler, aslında çocuklarının disiplin kazanmasının önünde büyük bir engel oluşturuyor.</span></p>

<p><span style="font-size:28px"><strong>Peki, bu sorunlar nasıl çözülecek?</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ebeveynlerin, çocuk üzerindeki rolünün ne denli kritik olduğunu anlamaları gerekiyor. Bu noktada, tarihten küçük bir hikaye paylaşmak istiyorum. Bu hikaye, anne-baba yaklaşımının bir çocuğun geleceğini nasıl şekillendirebileceğini en iyi şekilde anlatıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:28px"><strong>Edison’un Hikayesi</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bir zamanlar, küçük bir çocuk ve annesi birlikte yaşamaktaydı. Çocuk, günlerden bir gün elinde bir mektupla eve geldi ve mektubu annesine uzatarak, “Anne, öğretmenim bunu sana gönderdi,” dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Anne, mektubu çocuğun gözleri önünde açtı ve sesli bir şekilde okumaya başladı. Okurken, çocuğun özgüvenini artıracak bir tonda şu sözleri söyledi:<br />
“Hanımefendi, oğlunuz çok zeki, ileri düzey bir çocuk. Bu okul, onun potansiyeline uygun değil. Lütfen onunla kendiniz ilgilenin ve yeteneklerini geliştirebileceği bir okula yönlendirin.”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu sözler, çocuğu hem mutlu etti hem de ona büyük bir motivasyon verdi. Annesi, onu okula göndermedi; bizzat kendisi ilgilendi, eğitti ve daha iyi bir okula yerleştirdi. Bu çocuk, büyüdüğünde dünyanın en büyük mucitlerinden biri olan <strong>Thomas Edison</strong> oldu ve ampulü icat etti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yıllar sonra, annesi vefat ettiğinde <strong>Edison</strong>, evde annesine ait bazı eşyaları karıştırırken o eski mektubu buldu. Merakla okumaya başladı. Ancak bu kez mektupta yazılanlar, annesinin seslendirdiklerinden çok farklıydı:<br />
“Hanımefendi, oğlunuz geri zekalıdır. Onunla başa çıkamıyoruz. Bu yüzden çocuğunuzu okuldan almak zorundasınız.”</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Edison bu gerçeği öğrendiğinde, annesine olan hayranlığı ve sevgisi bir kat daha arttı. Çünkü annesi, onun potansiyelini fark etmiş ve hiçbir olumsuz yargının çocuğunun geleceğini karartmasına izin vermemişti.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu hikaye, ebeveynlerin çocukları üzerindeki etkisinin ne kadar büyük olduğunu bizlere gösteriyor. Gençlerimizi daha iyi bir geleceğe hazırlamak istiyorsak, anne-babalar olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeli, onları doğru şekilde yönlendirmeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Dec 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırmızı Kazaklı Kız</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kirmizi-kazakli-kiz-195</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kirmizi-kazakli-kiz-195</guid>
                <description><![CDATA[Kırmızı Kazaklı Kız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Saygıdeğer okurlar,<br />
Bugün sizlere emekli bir öğretmenin, hayatında derin izler bırakan bir öğrencisinin hikayesini paylaşacağım. Bu hikayeyi öğretmenin izniyle kaleme alıyorum.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Öğretmenin görev yaptığı okulda, maddi imkanları oldukça kısıtlı bir ailenin çalışkan bir kızı varmış. Küçük kız, giyecek yeni kıyafet alamadığı için sürekli kırmızı bir kazakla dolaşırmış. Okuldaki öğretmenler, adını ezberlemekte zorlandıkları bu kıza, sık sık "Kırmızı Kazaklı Kız" diye seslenirmiş. Zamanla bu lakap, okulun her köşesinde onun adı gibi anılır olmuş.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ancak, hikayeyi paylaşan öğretmen, ona her zaman adıyla hitap edermiş. "Kızım Suzan" diyerek, onun ismini kullanır ve ona değer verdiğini hissettirirmiş. Bu yaklaşım, Suzan'ı derinden etkiler ve onu hem okuluna hem de hayata daha sıkı bağlarmış.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yıllar geçmiş, Suzan mezun olmuş ve hayatına bambaşka bir yön çizmiş. Öğretmen ise emekli olmuş ve bir gün rahatsızlığı nedeniyle hastaneye gitmek durumunda kalmış. Acil serviste, muayene işlemi sırasında son derece nazik ve ilgili bir doktorla karşılaşmış. Muayene bitince öğretmen, doktora teşekkür ederek, "Sağ ol kızım, bana çok iyi davrandın. Bak, sırada insanlar var, artık gideyim," demiş.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Doktor, bu sözler üzerine bir an duraksamış ve gülümseyerek, "Hocam, beni tanımadınız galiba. Ben, Kırmızı Kazaklı Kız’ım!" demiş. Öğretmen, şaşkınlıkla ve sevinçle, "Kızım Suzan, sen misin?" diye karşılık vermiş.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu anın ardından ikisi birbirine sarılmış, yılların hasretini gidermişler. Doktor Suzan, "Hocam, bana ismimle hitap etmeniz ve 'kızım' demeniz beni o kadar mutlu ediyordu ki... Sizi asla unutmadım," diyerek, öğretmenine olan minnettarlığını dile getirmiş.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu sıcak ve anlamlı hikaye, bir öğretmenin küçük bir dokunuşunun, bir öğrencinin hayatında nasıl büyük bir etki yaratabileceğini gösteriyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.<br />
Sevgiyle kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Dec 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trafik Sorunu</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/trafik-sorunu-194</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/trafik-sorunu-194</guid>
                <description><![CDATA[Trafik Sorunu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba Sayın Okurlar,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Daha önce dile getirdiğim, ancak müspet&nbsp;ya da menfi&nbsp;bir geri dönüş alamadığım bir konuyu tekrar gündeme taşımak istiyorum. Çevremizde&nbsp;araç park etme alışkanlıklarımızın yarattığı sorunlar, trafik akışını ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir.</span></p>

<p><span style="font-size:26px"><strong>Düzensiz Park Alışkanlıkları</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Araçlarımızı otoparklar boş olmasına rağmen yol kenarlarına park ediyoruz. İki veya üç yolun kesiştiği kavşaklara, hatta tam dönüş noktalarına araç bırakmak adeta alışkanlık haline geldi. Bu durum, sürücüler arasında gerginliklere ve kazalara yol açıyor. Kenara yanaşmadan, yol ortasına yakın yerlere park edilen araçlar, trafiğin tıkanmasına neden oluyor. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ayrıca yolun her iki tarafına yapılan sağlı sollu parklar, iki aracın yan yana geçmesini imkansız hale getiriyor. Bu tür davranışlar yüzünden sürücüler, karşıdan gelen araç var mı diye yola girmeden kontrol etmek zorunda kalıyor. Oysa medeni bir dünyada yaşıyoruz; temel trafik kurallarına uymak için illa ki bir denetim mekanizmasının sürekli üzerimizde olması mı gerekiyor?</span></p>

<p><span style="font-size:26px"><strong>Çözüm ve Sorumluluk</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu tür sorunların&nbsp;kendi kendine düzeleceğini düşünmek doğru olmaz. İlgili kurumların, özellikle trafikten sorumlu kişileri&nbsp;bu konuda görevlendirmesi gerekmektedir. Bireysel uyarılar, “Sana ne?” gibi tepkilerle karşılandığı için sonuçsuz kalıyor. Ancak yetkili bir zabıtanın ya da kolluk kuvvetinin müdahalesi, bu sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Zaman zaman kazalar yaşanıyor, ancak yeterince önemsenmiyor. Bu durum, toplumun genel huzurunu bozmakla kalmayıp güvenlik riskleri de yaratıyor. Çevremde bu konuda şikayetçi olan birçok kişi var ve bu, yalnızca benim değil, herkesin&nbsp;genel bir sorunu.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu nedenle, yetkili kurumların artık harekete geçmesi gerekiyor. Trafik düzeninin sağlanması, hepimizin&nbsp;yaşam kalitesini artıracaktır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Dec 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yetenek</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/yetenek-193</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/yetenek-193</guid>
                <description><![CDATA[Yetenek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okurlar,<br />
Bugün sizlerle insan hayatının en hususi&nbsp;özelliklerinden biri olan yetenek konusunu ele almak istiyorum. Hiç düşündünüz mü, her canlının kendine has bir yeteneği vardır. Doğanın her köşesi, bu eşsiz yeteneklerin örnekleriyle dolu.</p>

<p>Bir cırcır böceği gibi ötmek ya da bir fil gibi kilometrelerce öteden sesleri algılamak... Bunlar, doğanın hayranlık uyandıran armağanları. Peki ya bir av köpeğinin, bir tarlada dolaşan tavşanın izini sadece kokusundan tespit edebilmesi? İnsanlar arasında da benzer örnekler var. Mesela, hiç okuma yazma bilmeyen bir çobanın, koyunlarının sesinden onların ihtiyaçlarını anlayabilmesi bir yetenek değil de nedir?</p>

<p>Bazı insanlar şarkı söyleme konusunda üstün yeteneklidir; kimileri ise şiir yazarak duygularını dile getirir. Kimi tarlayı mükemmel bir şekilde sürerken, kimi teknolojide harikalar yaratır. İşte bu çeşitlilik, insanı insan yapan zenginliktir.</p>

<p><span style="font-size:28px"><strong>Çocuklarımızı ve Yeteneklerimizi Anlamak</strong></span></p>

<p>Bu noktada asıl üzerinde durmak istediğim bir konu var: İnsanları, özellikle çocuklarımızı, ilgilenmedikleri ve sevmedikleri alanlarda zorlamamalıyız. Her bireyin ilgisi ve yeteneği farklıdır. Bu farklılıkları anlamak, onlara uygun bir alan sunmak, hem bireyin hem de toplumun gelişimine katkı sağlar.</p>

<p>Eğer yeteneklerin keşfine ve geliştirilmesine uygun ortamlar sunabilirsek, yalnızca bireyler değil, toplum ve devlet de bundan kazançlı çıkar. Meslek okullarının çeşitlendirilmesi ve bireylerin ilgi duyduğu alanlarda eğitim alması sağlanmalıdır. Bu anlayışı benimseyen ülkelerin, büyük başarılar elde ettiğini görmekteyiz.</p>

<p>Umarım, ülkemizde de bu bilinç yerleşir ve yetenekli bireylerin potansiyellerini ortaya koyabilecekleri bir sistem oluşturulur.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Unutmayın, her yetenek bir armağandır, ve bu armağanlar ancak keşfedilip desteklendiğinde gerçek değerini bulur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Nov 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Budama zamanı</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/budama-zamani-192</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/budama-zamani-192</guid>
                <description><![CDATA[Budama zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okurlar,</p>

<p>Genellikle gündemdeki konulara dair görüşlerimi paylaşarak, bu konuların önemini vurgulamaya çalışıyorum. Bugün ise içinde bulunduğumuz mevsime ve yaşadığımız çevreye uygun bir konuyu ele almak istedim: ağaç budama.</p>

<p>Güzel bir planlamayla kurulmuş olan kasabamızın bazı bölgelerinde, vatandaşlarımız tarafından&nbsp;arsalarına ve yol kenarlarına dikilmiş ağaçların büyüyerek çevreye zarar verebilecek hale geldiğini gözlemliyorum. Elektrik tellerine ve telefon kablolarına temas eden dallar ciddi tehlike oluşturuyor. Bunun yanı sıra, bazı ağaçların dalları yolların üzerine sarkarak yayaların geçişini engelliyor, hatta iki aracın yan yana geçmesini dahi zorlaştırıyor.</p>

<p>Bu durum, hem çevre düzeni hem de güvenlik açısından müdahale gerektiriyor. Mahalle sakinlerinin sorumluluk bilinciyle bu ağaçların bakımını yapması ve dallarını budaması elbette ideal bir çözüm olacaktır. Ancak, bireylerin bu konuda gerekli adımları atmaması ya da işin zorlaşması durumunda, belediyemizin devreye girerek kasaba genelinde kapsamlı bir budama çalışması yapması yerinde bir karar olabilir.</p>

<p>Gözden kaçan&nbsp;bir durumu dile getirmek istedim. Daha düzenli ve güvenli bir çevre için hepimizin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>Vaktinizi ayırıp bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederim. Sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.</p>

<p>Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Nov 2024 11:27:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Albert Einstein</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/albert-einstein-191</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/albert-einstein-191</guid>
                <description><![CDATA[Albert Einstein]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sayın Okurlar,</p>

<p>Bugün size tarihe damga vurmuş bir bilim insanının, Albert Einstein'ın hayatından bir anekdotu paylaşmak istiyorum. Öykünün sonunda saklı olan mesaj, belki de hepimizin yaşamına ışık tutacak türden…</p>

<p>Einstein, bir konferans için Japonya’ya gider ve bir otelde konaklar. Otelde gösterilen ilgi ve nazik davranışlar karşısında, kendisini ağırlayan bir çalışana bahşiş vermek ister. Ancak, Japon kültüründe bahşiş alışkanlığı olmadığı gibi, kabul edilmesi de ayıp sayılmaktadır. Bu nedenle çalışan, Einstein’ın teklifini geri çevirir.</p>

<p>Einstein, çalışanın bu tavrı karşısında odasına geçer ve ona bir not yazar. “Lütfen bu notumu bir hatıra olarak kabul edin,” der ve o gün Nobel Ödülü kazandığı için duyduğu sevinci çalışana yazarak paylaşır. Notun sonuna adını da ekleyerek imzalar: Albert Einstein.</p>

<p>Yıllar sonra, bu kıymetli not, çalışanın torunu tarafından 2017 yılında açık artırmaya çıkarılır ve tam 1 milyon 600 bin dolara satılır. Notun üzerinde yazan cümle, Einstein’ın mutluluğa dair görüşünü özetler niteliktedir:</p>

<p>“Mütevazı bir hayat, şuursuz bir başarı peşinde koşulan huzursuz bir hayata göre daha çok mutluluk verir.”</p>

<p>Einstein’ın bu sözleri, yalnızca bir kağıt parçasında yazılı olmanın ötesinde, derin bir anlam taşır. Sadece maddi bir değeri değil, belki de paha biçilmez bir yaşam dersini barındırır.</p>

<p>Aslında, mutluluk satın alınabilir bir şey değildir. Mark Twain’in de dediği gibi, “İyi arkadaşlar, iyi kitaplar ve başını yastığa koyunca rahat bir uyku sağlayan bir vicdan… İşte ideal bir hayat.”</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Nov 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cesaret</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/cesaret-190</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/cesaret-190</guid>
                <description><![CDATA[Cesaret]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlar,</p>

<p>Cehalet üzerine sıkça yazıp çizdik, bu konuda çokça konuştuk. Ancak hâlâ söyleyeceklerim var, çünkü cehaletin yarattığı etkilerden biri de cesarettir. Derler ya, "Cahilde cesaret boldur," diye. Cahil cesareti sınırsızdır; konuyu tam anlamadan, derinlemesine düşünmeden olayların içine dalıverir. Özgüveni fazlasıyla yüksek olur.</p>

<p>Cesaret, doğru şekilde uygulandığında gerçekten değerlidir. Bir plana, bir programa dayandığında, düşünceyle harmanlandığında güzeldir. Etrafımıza baktığımızda, başını derde sokan birçok insanın düşüncesizce sergilediği "cesur" davranışlar nedeniyle bu duruma düştüğünü görürüz.</p>

<p>İş dünyasında bulunmuş biri olarak gözlemlerim var. İş insanlarının çoğunun yüksek öğrenim dereceleri yoktur. İş hayatına, büyük oranda cesaretle adım atmışlardır; sermaye ise ikinci planda kalmıştır. Kimi başarısız olup yola devam edememiş, kimisi de büyük başarılar elde etmiştir.</p>

<p>Hiç profesör olan bir iş insanı gördünüz mü? Profesörler çok zekidir; ancak, genellikle maaşlarının ötesine geçmezler. Basit bir örnekle açıklayayım: Cahil cesaretiyle dolu bir kişi, yolun karşısına geçerken çok dikkatli davranmaz; hızlıca atılır. Şanslıysa geçer, şanssızsa kaza yaşar. Ancak çok zeki biri, karşıya geçmeden önce uzun uzun düşünür, ölçer, biçer, bekler. Zaman kaybı yaşar, hatta işi acilse gecikebilir. İşte bu yüzden, akıllıların işi daha zordur.</p>

<p>En tehlikeli olan cesur insanlar ise, bir işe girmeden önce "Arkandayım," derler. Onlara güvenerek harekete geçersiniz, ancak bir de bakmışsınız ki kimse kalmamış yanınızda. İşte o zaman anlarsınız ki, başkasının desteğiyle cesur olmak kalıcı bir güven sağlamaz.</p>

<p>Bana göre, herkes kendi kapasitesine, kendi imkânlarına göre, akılcı bir plan ve program yapmalıdır. Kendi sınırlarını bilen, altından kalkabileceği işlere cesaretle yaklaşan ve her zaman tedbiri elden bırakmayan insanlar uzun vadede başarıyı yakalarlar.</p>

<p>Tüm okurlarıma, beni dinledikleri için teşekkür ediyor, iyi günler diliyorum. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Nov 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sorumluluk</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/sorumluluk-189</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/sorumluluk-189</guid>
                <description><![CDATA[Sorumluluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okurlar, bugün sizlerle üzerinde durmak istediğim konu, insan hayatında büyük bir yer kaplayan ve toplumsal düzenin temel taşlarından biri olan sorumluluk duygusunun önemi. İnsanların bir arada, huzurlu ve sağlıklı bir toplum oluşturabilmesi için sorumluluk, tıpkı aşı gibi çocukluktan itibaren aşılanması gereken bir davranıştır.</p>

<p>Sorumluluk, insanın kendisine, çevresine ve topluma karşı yerine getirmesi gereken yükümlülükler bütünüdür. Kişiler, topluluk içinde diğer insanları kırıp dökmeden, saygı ve nezaket çerçevesinde davranmalıdır. Herkes, başkalarının özgürlük alanına müdahale etmeden, kendi sınırları içinde özgürce hareket etme hakkına sahiptir. Bu bağlamda, bireylerin adaleti önce kendi vicdanlarında sağlaması gerekmektedir; devletin sağladığı adalet ise bu bireysel sorumluluğun ardından gelir.</p>

<p>İnsanların yaşam boyu farklı alanlarda sorumluluklar üstlenmesi kaçınılmazdır. Öncelikle çocuk olarak, ailesine karşı düzgün bir evlat olma sorumluluğu bulunur. Yaş ilerledikçe bu sorumluluklar çeşitlenir ve büyür; bir öğrenci, bir çalışan, bir eş, bir ebeveyn, hatta yaşlılık döneminde torunlarına örnek bir büyük olarak yaşamını sürdürürken de bu sorumluluğu taşımaya devam eder.</p>

<p>Bu noktada bir karşılaştırma yapacak olursak, hayvanların da içgüdüsel olarak yavrularına karşı bir koruma ve besleme görevi vardır. Ancak, insanlar düşünen ve bilinçli varlıklar olarak çok daha derin bir sorumluluk bilincine sahip olmalıdır. Bizler, yaşamın her alanında örnek bir tutum sergileyerek, toplumdaki diğer bireylerin haklarına saygı göstererek hareket etmeliyiz. Bu, daha uyumlu ve huzurlu bir toplumun kapısını aralayacak bir anlayıştır.</p>

<p>Bu önemli konu üzerine düşüncelerimi paylaştığınız için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Nov 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tartışma Adabı</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/tartisma-adabi-188</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/tartisma-adabi-188</guid>
                <description><![CDATA[Tartışma Adabı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın okurlar,</p>

<p>Bugün sizlerle önemli bir konu üzerinde durmak istiyorum: tartışma. Medeni bireylerin farklı düşüncelerini karşılıklı olarak öne sürdüğü, savunduğu bu eylemi, yani tartışmayı, daha yakından inceleyelim.</p>

<p>Öncelikle, hepimizin hemfikir olduğu bir nokta var ki; tartışmanın bir adabı vardır ve buna uygun hareket etmek gereklidir. Tartışma esnasında sesimizi yükseltmemek, karşımızdaki kişiyi küçümsememek ve kullandığımız kelimeleri dikkatle seçmek önemlidir. Düşüncelerimizi ifade ederken, muhatabımızı tahrik etmeden, sakin ve kontrollü bir üslup benimsemeliyiz.</p>

<p>Tartışma sırasında mantıklı argümanlarla konuşmak, "Olabilir" gibi ifadelerle karşı tarafın fikrine saygı göstermek, ancak yine de o fikri kibarca eleştirmek mümkündür. Karşı tarafın düşüncelerine yer vermek ve ona söz hakkı tanımak da medeni bir tartışmanın olmazsa olmazıdır. "Benim dediğim doğrudur" anlayışından uzak durarak, tartışmayı karşılıklı bir fikir alışverişine dönüştürmeliyiz.</p>

<p>Ayrıca, yüz ifadeleri ve mimiklerle karşımızdaki kişiyi küçümsemek gibi davranışlardan da kaçınmalıyız. Tartışmanın tıkandığı veya gerilimli anlarda, esprili bir yaklaşım hem ortamı yumuşatabilir hem de tartışmanın seyrini olumlu yönde değiştirebilir.</p>

<p>Sonuç olarak, en doğru kararlar genellikle tartışmalar sonucu ortaya çıkar. Tartışma, bireylerin daha bilinçli ve sosyal hale gelmesini sağlar. Tartışma adabına uyan kişiler, tahammül sınırlarını genişletir, daha sabırlı ve hoşgörülü olurlar.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Oct 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Psikoloji</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/psikoloji-187</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/psikoloji-187</guid>
                <description><![CDATA[Psikoloji]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,</p>

<p>Bugün sizlerle, günümüzde sıkça karşılaştığımız ve hayatımızın birçok alanını etkileyen bir konu hakkında konuşmak istiyorum: Psikoloji. Ruh bilimi olarak da bilinen psikoloji, insanın ruh hali ve duygusal dengesini inceleyen&nbsp;bir bilim dalıdır. Psikolojik bozukluklar, yalnızca bireyin iç dünyasını değil, aynı zamanda çevresiyle olan ilişkilerini ve toplumsal yaşamını da altüst edebilecek güçtedir.</p>

<p>Bir insanda psikolojik sorunlar, kişilik bozukluklarına yol açabilir. Bu durumda kişi, dünyayı kendi ruhsal durumuna göre algılamaya başlar ve bu yanılsama hem kendisine hem de çevresine zarar verebilir. Bu süreçte, bireyin davranışları giderek tehlikeli bir hal alabilir ve çevresindeki insanlar bu durum karşısında çekinceli davranmaya başlar. Böylece birey, farkında olmadan toplumsal dışlanmaya maruz kalır. Psikolojik rahatsızlıkların doğurduğu olumsuz sonuçları hepimiz az çok biliriz; asıl önemli olan bu duruma hiç yakalanmamak.</p>

<p>Peki, bu noktada ne yapabiliriz? Psikolojik sağlamlığın temelleri, çocukluk döneminde atılmalıdır. Çocuklarımız, aile içinde şiddete tanık olmamalı; özellikle ebeveyn kavgalarından uzak tutulmalıdır. Onlara değerli olduklarını hissettirmeli, iletişim kurarken saygı ve sevgi dilini kullanmalıyız. Çocukları aşırı baskı altında tutmadan, yasaklarla boğmadan ve onları sürekli eleştirerek değil, doğru bir şekilde yönlendirerek büyütmeliyiz.</p>

<p>Küçük yaşlardan itibaren sağlıklı bir ruh yapısı inşa etmek, ileride karşılaşılabilecek psikolojik zorlukların önlenmesinde en önemli adımlardan biridir. Bir çocuğun zihninde yer eden anılar ve deneyimler, onun gelecekteki davranışlarına yön verir. Bu nedenle, sağlıklı bir toplum yaratmanın yolu, çocuklukta atılan bu temellerden geçer.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Oct 2024 12:19:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuraklık</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kuraklik-186</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kuraklik-186</guid>
                <description><![CDATA[Kuraklık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar, bugünkü yazımda Türkiye'nin gündemindeki önemli bir konu olan kuraklığı ele almak istiyorum.</p>

<p>Ülkemizde kuraklıktan şikayetçi olmayan kimse kalmadı. Bu durum, toplumun her kesimini ve her iş alanını dolaylı yoldan etkiliyor. Hem insanlar hem de hayvanlar bu sorunla karşı karşıya, bitki örtümüz zarar görüyor. Yetkililer, hükümet ve devlet görevlileri sürekli olarak uyarılar yapıyor, ancak ne yazık ki somut ve etkili önlemler alınmıyor.</p>

<p>Ormanlarımız korunmak yerine yanıyor ya da yakılıyor. Yeni ormanlar oluşturulması gerektiği yerde, var olanları bile koruyamıyoruz. Ayrıca, su kaynaklarımız bilinçsizce tüketiliyor. Kimseye danışmadan yer altından su çıkarılıyor, bu suyun bir kısmı doğru kullanılıyor olsa da, büyük bir kısmı israf ediliyor. Örneğin, bazıları yüzme havuzlarını doldurmak için bu suyu kullanıyor. Gelecekte içme suyu bulmakta zorlanacağımız günler yaklaşıyor.</p>

<p>Ülkemizin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen, susuzluk yaşıyoruz. Oysa, uzaya turistik geziler düzenlemek yerine, deniz suyunu içme suyuna dönüştüren en az 2-3 tesis kurmuş olabilirdik. Yaklaşık 10 yıl önce Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, Kızıldeniz kıyısında, deniz suyunu içme suyuna dönüştüren büyük bir tesis gördüm. Bu tesis, iki büyük şehrin su ihtiyacını karşılıyordu. Biz de vakit kaybetmeden bu tür tesisleri ülkemizde kurmaya başlamalıyız. Özellikle denize kıyısı olan şehirlerimizde bu tür tesisler kurulsa, iç bölgelerdeki şehirler de bu tesislerden faydalanabilir.</p>

<p>Sonuçta, bu sorunla bir noktada yüzleşmek zorunda kalacağız ama biz hâlâ çözüm üretmek için en acil noktayı bekliyoruz. Derelerimizin ve akarsularımızın boşa denize akmasını önlemeli, bunların üzerine göletler inşa etmeliyiz. Halkımızı kuraklık konusunda bilinçlendirmek de son derece önemli.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Oct 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sorunları Azaltmak Çözmekten Kolaydır</title>
                <category>Hasan Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/sorunlari-azaltmak-cozmekten-kolaydir-185</link>
                <author>h.bircan@yaani.com (Hasan Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/sorunlari-azaltmak-cozmekten-kolaydir-185</guid>
                <description><![CDATA[Sorunları Azaltmak Çözmekten Kolaydır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımızda önemli gördüğümüz birçok şeyi önceden planlayarak tedbirler alırız. Bu durum hem bireyler hem de kurumlar için geçerlidir. Geleceğimizi şekillendirirken en çok üzerinde durduğumuz konular; eğitim, sağlık, iş ve barınma gibi temel ihtiyaçlarımızdır. Bu yazıda, sorunları çözmek yerine, bu sorunların oluşmasını önlemek için alınacak tedbirlerin daha etkili olabileceğine dair düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.</p>

<p>Alınan tedbirlerin doğru ve yerinde olmaması hâlinde sonuçlar da yetersiz kalacaktır. Klasik bir örnek olarak; sivrisineklerin ürediği bataklığı kurutmadığımız takdirde, sivrisinekle mücadele etmek için gereksiz yere zaman ve enerji harcarız. Sonuç olarak, istediğimiz başarıya ulaşamayız.</p>

<p>Örneğin, olası depremler için alınan tedbirlerde genellikle yıkılan binalardan insanların nasıl kurtarılacağı üzerinde durulur. Bu amaçla eğitimler verilir, arama ve kurtarma çalışmalarında teknolojinin imkânlarından nasıl daha iyi faydalanılabileceği tartışılır. Elbette bu tür tedbirler önemlidir ve kimsenin itiraz edemeyeceği hususlardır. Ancak, bu felaketin zararlarını en aza indirmek adına öncelikli olarak binaların depreme dayanıklı yapılması ve mevcut binaların güçlendirilmesi, daha kesin ve çözüm odaklı bir yaklaşım olacaktır.</p>

<p>Depremlerin sıklıkla yaşandığı Japonya’da da olası depremlere karşı tedbirler alınmaktadır. Japonya’da, sağlam yapılar sayesinde 8 büyüklüğündeki bir deprem bile küçük sıyrıklarla atlatılabilmektedir. Biz ise, yıkılacağını bildiğimiz binaların altında kalan insanları nasıl kurtaracağımıza, iş makinelerini ve teknolojik aletleri nasıl kullanacağımıza, yaralılar için ilkyardım imkânlarını nasıl geliştireceğimize odaklanıyoruz. Ancak, esas olan felaket anında zararları en aza indirmeyi hedefleyen tedbirler olmalıdır.</p>

<p>Binaların sağlam olması yeterli değildir; içindeki eşyaların sabitlenmemesi durumunda sarsıntı sırasında tehlikeye yol açabilir.</p>

<p>Aynı şekilde, sağlığımızı düşündüğümüzde, hastaneleri çoğaltmak, doktor sayısını artırmak ve sağlık hizmetlerini daha erişilebilir hâle getirmek önemlidir. Ancak, hastalanmamak için ne yapabiliriz? Hasta sayısının azalması, mevcut sağlık sisteminin daha verimli çalışmasını sağlayacaktır. Bu da uzun vadede sağlık sektörüne yapılan yatırım ihtiyacını azaltacaktır.</p>

<p>Basit rahatsızlıklarla hastanelere başvuranlar, zaten yoğun olan sağlık hizmetlerinin daha da erişilmez hâle gelmesine sebep olmaktadır. Örneğin, göz muayenesi gibi bazı bölümlerde randevu almak zorlaşmıştır. Bu durumda, hastalanmamak için alınacak önlemler çok daha kritik bir rol oynamaktadır.</p>

<p>Yıllar önce izlediğim bir televizyon programında, Rusya’daki bir hastane ziyareti sırasında yetkililere "neden bu kadar az hasta var" diye soran kişinin aldığı cevap dikkat çekiciydi: "Burada insanlar çok sık hastalanmıyor."</p>

<p>Benzer şekilde, güvenlik tedbirleri de aynı yaklaşımla ele alınmalıdır. Çok sayıda güvenlik elemanı ya da ekipman bulundurmak her zaman problemi çözmez. Suç oranlarının düşük olduğu bir toplumda, mahkemelere ve güvenlik güçlerine olan ihtiyaç da azalacaktır. Ahlaklı, dürüst ve topluma saygılı bireylerin yetiştirilmesi, uzun vadede suç oranlarının düşmesine ve adalet sisteminin daha verimli çalışmasına katkı sağlar. İnsanları eğitmenin, toplumdaki sorunların çözümünde en önemli faktör olduğu açıktır. Nitelikli bir nesil yetiştirmek için yapılacak yatırımlar, gelecekte ortaya çıkacak olumsuzlukların maliyetinden çok daha az olacaktır.</p>

<p>Sonuç olarak, sorunları çözmek yerine, sorunların ortaya çıkmasını önleyecek adımlar atmak daha verimli bir yaklaşımdır. Bataklığı kurutarak sivrisineklerin üremesini engellediğimiz gibi, önceden alınan tedbirler de sorunların büyümesini önler. Eğitim, hayatımızda her şeyin temelidir. Toplumun her kesimi olarak, bilgili, kültürlü, ahlaklı ve dürüst nesiller yetiştirmek için elimizden geleni yapmalıyız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Oct 2024 11:39:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/12/hasan-bircan-1671048115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüketici Hakları Mücadelesinde Zafer - 2</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/tuketici-haklari-mucadelesinde-zafer-2-184</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/tuketici-haklari-mucadelesinde-zafer-2-184</guid>
                <description><![CDATA[Tüketici Hakları Mücadelesinde Zafer - 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhaba Değerli Okurlar,</strong></p>

<p>Geçtiğimiz hafta sizlerle kendi hak arama mücadelemi paylaşmıştım. Bu konunun günümüz koşullarında ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum, çünkü çevremizde kötü niyetli insanlar var ve bu durumlara karşı sessiz kalmamak gerekiyor. Bu nedenle, konuyu bırakmadan devam ediyorum. Ayrıca, geçen hafta bir dostumun yaşadığı olayı anlatacağımı söylemiştim. İşte o hikaye:</p>

<p>Emekli öğretmen bir arkadaşım, büyükşehir belediyesine bağlı bir halk otobüsüne binmek üzere durakta bekler. Otobüs durağa gelir, yolcularını indirir ancak ön kapıyı açmadan ve yeni yolcuları almadan hareket eder. Arkadaşım, otobüse binmek için seslenir, hatta otobüse dokunur, fakat şoför onu görmezden gelir ve durmadan yoluna devam eder.</p>

<p>Arkadaşım, bu duruma sinirlenir ve otobüsün plakasını alır. Şoförü simaen tanıdığı için, bir sonraki seferde onunla konuşur ve neden kendisini almadığını sorar. "Seni şikâyet edeceğim," diyerek şoföre durumu belirtir. Şoför ise ilgisiz davranır ve "Git, şikâyet et," diye alaycı bir cevap verir.</p>

<p>Bunun üzerine arkadaşım, şoförü büyükşehir belediyesine şikâyet eder. Şikayet sonrası yetkililer kamera kayıtlarını inceler ve durumu yerinde bularak harekete geçer. Belediye yetkilileri, otobüs firmasına 100 biletlik bir ceza keser ve şoförü ciddi şekilde uyarır. Arkadaşıma da şikayetinin sonucu bildirilir ve duyarlılığı için belediye tarafından teşekkür edilir.</p>

<p>Bu olay bize şunu gösteriyor: Herkes işini düzgün yapmalıdır. Bir yolcunun acil bir işi olabilir; bu tür basit hatalarla insanların mağdur edilmemesi gerekir. Hepimizin bu tür olaylar karşısında duyarlı olması ve haklarını savunması gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>Tüm okurlarıma selam eder ve sizleri de bu tür durumlarda daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Oct 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tüketici Hakları Mücadelesinde Zafer - 1</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/tuketici-haklari-mucadelesinde-zafer-1-183</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/tuketici-haklari-mucadelesinde-zafer-1-183</guid>
                <description><![CDATA[Tüketici Hakları Mücadelesinde Zafer - 1]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Değerli Okurlar,</p>

<p>Bugün sizlere başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. Vermek istediğim mesaj şu: <strong>"Kötü niyetli insanların cesaretinden daha cesaretli olmalıyız."</strong> Sadece haksızlık yapmamakla yetinmeyip, aynı zamanda hakkımızı da savunmalıyız.</p>

<p>Yaklaşık beş-altı ay önce, internette gördüğüm bir reklamda beğendiğim bir çim biçme makinesini satın almak için sipariş verdim. Ürün iki gün içinde elime ulaştı, ödemesini yaptım ve kargo görevlileri gittikten sonra ürünü açtım. Ne yazık ki ürün arızalı çıktı. Hemen satıcı firmayı aradım. Bana bir kod verdiler ve bu kod üzerinden ürünü geri göndermemi, ardından yenisini göndereceklerini söylediler. Ürünü iade ettim, ancak sorunlar tam da bu noktada başladı.</p>

<p>Bir iki gün sonra firmayı tekrar aradım, fakat kimse telefonlara cevap vermiyordu. Büyük zorluklarla ulaşabildiğimde ise tatmin edici bir yanıt alamıyordum. Çevremde ne yapmam gerektiğini araştırmaya başladım. İnsanlar, "Boş ver, uğraşma. Bunlar dolandırıcı, ne ürününü alırsın ne de paranı" diyerek beni vazgeçirmeye çalıştılar.</p>

<p>Sevgili okurlar, kaybettiğim paraya üzülmedim ama hakkımın yenmesine katlanamadım. Bu noktada mücadelem başladı. Firmaya noterden protesto&nbsp;çektim, jandarma ve savcılığa şikâyette bulundum. Son olarak Kaymakamlık Tüketici Hakem Heyeti’ne başvurdum. Bir süre sonra haklı olduğuma ve paramı tahsil etme veya ürünü geri alma hakkına sahip olduğuma dair karar çıktı. Firmaya icra işlemi başlattım ve başka yollarla da baskı kurdum. Sonunda beni aradılar ve "Paranı mı verelim, yoksa ürünü mü gönderelim?" diye sordular.</p>

<p>Sonuç olarak, hakkımı aldım ve gerçekten mutlu oldum. Kendi kendime, <strong>"Nasıl, sen mi yaman ben mi&nbsp;yaman?"</strong> diye sordum.</p>

<p>Bu olaya şöyle bakıyorum: Eğer bu tür insanlara kimse dur demezse, cesaretleri daha da artar. Birilerinin bu kişilere sınırlarını öğretmesi gerekir. "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" anlayışıyla hareket etmemeli, bu tür olaylar karşısında sessiz kalmamalıyız.</p>

<p>Haftaya, başka bir arkadaşımın ilginç mücadelesini sizlerle paylaşacağım. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 14:04:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Feodal Yapının Gölgesinde Bir Cinayet ve Toplumsal Sorgulama</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/feodal-yapinin-golgesinde-bir-cinayet-ve-toplumsal-sorgulama-182</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/feodal-yapinin-golgesinde-bir-cinayet-ve-toplumsal-sorgulama-182</guid>
                <description><![CDATA[Feodal Yapının Gölgesinde Bir Cinayet ve Toplumsal Sorgulama]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Saygıdeğer Okurlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son günlerde Diyarbakır'da yaşanan ve hepimizin yüreğini derinden sarsan bir çocuk cinayeti, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu trajik olay ne yazık ki, toplumun çeşitli kesimlerinde tartışmaları alevlendirdi. Ancak, ne sebeple olursa olsun bir çocuğun yaşamına son verilmesi kabul edilemez bir vahşettir. Toplum olarak, bu tür olaylar karşısında ortak bir vicdan ile hareket etmemiz gerektiği konusunda hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu üzücü olayın ötesinde, dikkat çekmek istediğim bir başka mesele ise, bölgedeki feodal yapının hala etkisini sürdürmesi. Ağa ve aşiret düzeniyle şekillenen bu yapılar, modern hukuk sisteminin önünde engel teşkil ediyor. Yerel güç odakları, kendi kurallarını uygulamayı sürdürüyor ve bu durum, devlete karşı bir muhalefet algısı yaratıyor. Orada yaşayan insanlar için adaletin, devletin kanunları yerine, bu feodal düzenin kuralları çerçevesinde sağlandığı izlenimi var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu tür yapıların hala günümüzde varlığını sürdürüyor olması hayret verici. Olayın ardından, çocuğun acılı ailesinin, aşiret veya bölgesel otoritelerin baskıları altında hareket etmek zorunda kaldığı, talimatlara uymak zorunda olduğu görülüyor. Feodalizmin etkisiyle bireylerin özgür iradeleri baskılanıyor; ya fakirlik nedeniyle yardıma muhtaç kalıyorlar, ya korku altında yaşıyorlar ya da dünyadan kopuk bir yaşam sürüyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tutuculuğun bu denli köklü hale gelmesi, toplumsal ilerlemenin önünde büyük bir engel. Ne yazık ki, bu feodal düzenin kökleri derinlere inmiş durumda ve sadece bu olayda değil, geçmişte de benzer gizemli ölümler yaşanmış. Bu tür yapılar, devlete karşı bir başkaldırı ve kanunlara karşı gelmek anlamına gelir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer ben yetkili bir konumda olsaydım, bu tür feodal yapıları ortadan kaldırmak için radikal adımlar atardım. Her haneyi farklı illere yerleştirir, toplumsal yapıyı dağıtırdım. Bu, sadece o bölgedeki değil, ülkenin diğer bölgelerinde de var olan benzer yapılar için caydırıcı bir örnek olurdu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu meseleyi herhangi bir siyasi görüş veya parti açısından değerlendirmektense, toplumsal bir sorun olarak ele almalıyız. Aksi halde, bu tür feodal yapıların varlığını sürdüreceği başka yerlerde de benzer trajedilerle karşılaşmamız kaçınılmaz olabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür eder, sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 10:58:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlik: Kıymeti Bilinmeyen Bir Hazine</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/genclik-kiymeti-bilinmeyen-bir-hazine-181</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/genclik-kiymeti-bilinmeyen-bir-hazine-181</guid>
                <description><![CDATA[Gençlik: Kıymeti Bilinmeyen Bir Hazine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,<br />
Bugün kaleme aldığım makale, birçok kişinin içini sızlatan bir konuyu ele alıyor: gençlik. Gençlerin çoğu zaman kıymetini bilmediği, gençliğini kaçıranların ise "ah, o günler" diyerek andıkları o paha biçilmez dönemden bahsetmek istiyorum.</p>

<p>Gençlik çağlarımızda, sonsuza dek genç kalacakmışız gibi davranıyoruz. Zamanımızın ne kadar değerli olduğunu fark etmeden, hayatımızın en verimli yıllarını heba ediyoruz. Bir büyük, bizi uyarmaya çalışsa bile çoğu zaman bu uyarıları kulak arkası ediyoruz.</p>

<p>Ancak gençlik elden gittiğinde, geriye dönüp baktığımızda "keşke" demek kaçınılmaz oluyor. "Keşke daha iyi değerlendirseydim, keşke o imkanları daha doğru kullansaydım" gibi düşüncelerle kendimizi yıpratıyoruz. Ne yazık ki, o noktada geri dönüşü olmayan bir yola girmiş oluyoruz. İşte tam da bu yüzden "keşke" demeden önce harekete geçmek, gençlik yıllarını en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor.</p>

<p>Sevgili gençler, eğitiminizin ilk amacı sadece bilgi edinmek değil, topluma uyum sağlayan, çevresine duyarlı ve saygılı bireyler olarak yetişmektir. Oturup kalkmasını bilen, dinlemeyi öğrenen ve söylediklerini dinletebilen biri olursanız, zaten meslek hayatınızda başarı sizi bulacaktır. Doğaya, insanlara ve diğer canlılara karşı saygı gösteren bir kişilik geliştirdiğinizde, birçok meslek dalı size kapılarını açacaktır.</p>

<p>İş seçimi, eş seçimi, ekonomik, siyasi ve ticari kararlarınızda başarılı olacağınıza inanıyorum. Mesleğim insan kaynakları&nbsp;ve belki bu yazımı yıllar sonra hatırlarsınız. Ancak, unutmayın: Gençliğinizi doğru değerlendirmezseniz, iş hayatına adım attığınızda, vasıfsız bir eleman olarak karşınıza çıkan fırsatlar sınırlı ve yetersiz olabilir. Fabrikalar sizi ya düşük ücretle çalıştırır ya da hiç işe almaz.</p>

<p>Toplumda yasa dışı işlere bulaşan veya başkaları tarafından kullanılan insanlar genellikle eğitimsiz, kültürsüz ve maddi sıkıntı içinde olanlardır. Oysa ki, siz gençler geleceğin mimarlarısınız. Siyasete girin, sesinizi duyurun! Artık yorgun, yönetemeyen insanlardan bıktık. Değişim sizin ellerinizde.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deyimler Üzerine</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/deyimler-uzerine-180</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/deyimler-uzerine-180</guid>
                <description><![CDATA[Deyimler Üzerine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Merhaba sayın okurlar,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün, günlük konuşmalarımızda sıkça kullandığımız, birden çok sözcükten oluşan mecazi anlamlı deyimleri ele almak istedim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Deyimler, açıkça ifade etmek gerekirse, kişinin kelime hazinesinin sınırlı olmasından, alışkanlıklardan ya da anlatımı daha anlaşılır ve etkili kılma ihtiyacından doğar. Genellikle korku, yorgunluk, mağduriyet ve şaşkınlık gibi durumları abartılı bir şekilde ifade etmek için kullanılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu deyimleri kullandığınızda, karşınızdaki kişi bu ifadelerin gerçekte var olmadığını bilir ve durumu hoşgörüyle karşılayarak tepki göstermez. Argo bir biçimde bile söylense, deyimlerin mecazi anlamda olduğu anlaşılır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ancak, yakın bir arkadaşıma sempatik bir deyim kullandığımda, beklemediğim bir tepki aldım.&nbsp;</span></span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kırıcı ya da incitici bir deyim kullanmadığım halde olumsuz tepki veren bir insanın psikolojisini sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Bu tür tepkiler genellikle ego veya kompleksle ilişkilendirilebilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sayın okurlar, ülkemizin mevcut durumunu anlatmak istesem birçok konuyu dile getirmem gerekir. Ancak bir deyimle özetlemem gerekirse, "Memleketin çivisi çıkmış" derim. Bu deyimi açmamı isteseler, bir top kâğıt yetmez açıklamaya.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Deyimler sadece sinirlenme değil, hoşlanma gibi duyguları da ifade eder. Güzel deyimlerden birkaç örnek vermek gerekirse: "Gül yüzlüm," "Güldükçe yüzünde güller açıyor," "Gülmekten öldüm," "Fidan boylum," "Badem gözlüm" gibi hoş ifadeler vardır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu deyimler bazen kişiyi gücendirebilir, bazen de hoşuna gider. Örneğin, birine "eşek gibisin" derseniz kırılır; ancak "aslan gibisin" derseniz hoşuna gider. Halbuki ikisi de hayvanı ifade eder.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Sep 2024 12:50:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vizyon</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/vizyon-179</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/vizyon-179</guid>
                <description><![CDATA[Vizyon]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın izleyiciler ve sayın okurlar.</p>

<p>Bugünkü yazımı, benim için büyük önem taşıyan bir konu üzerine yazmak istedim: Vizyon.</p>

<p>Vizyon, bazı konuları zihinsel olarak görebilmek, güçlü bir öngörüye sahip olmak ve bir imajlar bütünlüğünü kavrayabilmektir. Vizyoner liderler, yöneticiler ve kurumların başındaki kişiler, toplumları çok daha ileriye taşıyarak onların ufkunu genişletir. Vizyonsuzluk ise insanları karanlığa sürükler ve onları çağın gerisinde bırakır.</p>

<p>Vizyon sahibi olmayan toplumlar, yeniliklerden habersiz kalır ve gelişmelere kayıtsız hale gelirler. Oysa vizyon sahibi olabilmek için bir insanın birçok konuda deneyimli, kültürlü ve birikimli olması gerekir. Dünya görüşü geniş, hayat tarzında derinlik sahibi bireyler, vizyoner olma yolunda önemli adımlar atarlar.</p>

<p>Ne yazık ki, bazen kendini vizyoner gibi gösterip toplumu yanlış yönlendiren kişiler de vardır. Bu durum, topluma cehaletten bile daha fazla zarar verir. Özgün olmayan, taklit ya da çalıntı projeleri hayata geçirmeye çalışmak, mutlaka eksik ve hatalıdır.</p>

<p>Toplum olarak gençlerimizin ve çocuklarımızın önünü açmalı, onların yenilikçi ve yaratıcı fikirlerine değer vermeliyiz. Onlara gerekli desteği sağladığımızda, gelecekte daha vizyoner, kültürlü bireyler ve liderler yetişecektir. Kurumsal yapıların da bu doğrultuda gelişmesi, sosyal bir ülkenin sosyal toplumlarının oluşmasına katkıda bulunacaktır.</p>

<p>Makalemi tamamlarken, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Aug 2024 15:09:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Örgütlü Olmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/orgutlu-olmak-178</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/orgutlu-olmak-178</guid>
                <description><![CDATA[Örgütlü Olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba değerli okurlar,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Özel sektörde çalışan biri olarak, sendikal faaliyetlerin ve örgütlü bir toplum olmanın ne denli faydalı olduğunu bizzat deneyimledim. Dernekler, kooperatifler, siyasi partiler, sendikalar ve benzeri gruplar, aynı amaç uğruna bir araya geldiklerinde, güçlerini birleştirerek dayanıklılıklarını artırır ve yıkılmaz bir yapı oluştururlar. Bu topluluklar, üretimden pazarlamaya kadar pek çok alanda birbirlerine destek olarak, hükümetlerden veya yerel yönetimlerden daha kolay destek alabilirler.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bireysel olarak hareket edildiğinde, kendinizi her ortamda yeterince ifade edemeyebilirsiniz ya da ürünlerinizi pazarlarken müşterilerin güvenini kazanmakta zorlanabilirsiniz. Ayrıca, bireysel üretimde, ürünlerin fiyatlandırmasında ortak bir yaklaşım olmadığından, rekabet ortamında zarar görebilirsiniz.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Özetle, "Sürüden ayrılanı kurt kapar" derler ya, işte bu yüzden çiftçilikten fabrikalara, birçok meslek dalında dernekler, kooperatifler ve sendikalar gibi örgütlü yapılar içinde yer almak son derece faydalıdır. Kapitalist hükümetler ve işverenler, örgütlü toplumları genellikle istemezler; çünkü bu yapılar toplulukları parçalayarak zayıflatmaya çalışırlar. Bu nedenle, bizler halk olarak uyanık olmalı ve toplumsal birliğimizin bozulmasına izin vermemeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sözlerimi kısa bir şiirle noktalamak istiyorum:</span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>Önce eleştirildiklerinde geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü eleştiren ben değildim.</em> </span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>Sonra komünistler için geldiler; sesimi çıkarmadım, çünkü ben komünist değildim.</em> </span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>Sonra sendikacılar için geldiler; yine sesimi çıkarmadım, çünkü ben sendikacı değildim.</em> </span></p>

<p><span style="font-size:18px"><em>Sonra benim için geldiler; benim için&nbsp;sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.</em></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Herkese sağlıklı ve hayırlı işler dilerim. Hoşça kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Aug 2024 12:42:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanmak: Sadece Bir Kelime mi?</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/inanmak-sadece-bir-kelime-mi-177</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/inanmak-sadece-bir-kelime-mi-177</guid>
                <description><![CDATA[İnanmak: Sadece Bir Kelime mi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sayın Okurlar,</p>

<p>Bugünkü makalemizin başlığı "inanmak." Ancak, bu kelimeyi yalnızca dini bir terim olarak değil, daha geniş bir perspektiften ele alalım.</p>

<p>Hayatımızın farklı alanlarında inanma duygusunun ne kadar güçlü bir etkiye sahip olduğunu sıkça gözlemliyorum. Öyle ki, bu duygu bazen insanlarda bir saplantıya dönüşebiliyor. Örneğin, bir kişi "Bu yüzüğü taktığımda çok şanslı oluyorum" diyebiliyor ve yüzük değersiz, hatta zararlı bile olsa, kararsa da onu parmağından çıkarmıyor.</p>

<p>Başka bir örnek ise, birinin oyun oynarken arkadaşına "Sen yanımdan git" demesi. "Sen yanımdayken şansım yaver gitmiyor" diyebiliyor.</p>

<p>Bir olaya şahit oldum ve oldukça şaşırdım: Aklı başında bir insan, taraftarı olduğu takımın maçını izlemiyordu. "Neden izlemiyorsun?" diye sordum. "Ben izlediğimde takım yeniliyor" dedi. "Bunu defalarca test ettim. Bu yüzden izlemiyorum."</p>

<p>Bu tür düşüncelere sahip olan birçok insan var. Biz, bu davranışlarımızı mantıklı buluyoruz, ancak televizyonda farklı kültürlerden insanların ateş başında günah çıkarmaya çalıştığını görüp onlara gülüyoruz.</p>

<p>Peki, bizim batıl inançlarımız ile bu insanların davranışları arasında ne fark var?</p>

<p>Aslında, bilimsel olarak beynimizden yayılan enerjinin frekans gibi dalgalarla başka bir canlı beynine senkronize olduğu kanıtlanmıştır. Yani, beyinden beyine iletişim mümkündür.</p>

<p>Bir de bir işin olmasını çok istemek, o iş için çaba göstermek ve olacağına inanmak var. İşte bu noktada inanmanın tam yerinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu, işin yarısını başarmış olmak demektir. Ancak bir işe isteksiz, inançsız ve "şansına" diyerek başlarsanız, başarı şansınız oldukça düşük olacaktır. Hiçbir işe böyle başlanmamalıdır. İnandığımız her konuda çaba göstermeliyiz.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Aug 2024 11:57:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Plastik ve Melaminin Tehlikeleri</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/plastik-ve-melaminin-tehlikeleri-176</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/plastik-ve-melaminin-tehlikeleri-176</guid>
                <description><![CDATA[Plastik ve Melaminin Tehlikeleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli okurlar, bugün sizlerle benim üzerinde hassasiyetle durduğum bir konuyu paylaşmak istiyorum: Melamin ve plastik eşyaların günlük hayatımızdan mümkün olduğunca çıkarılması gerektiği inancındayım.</p>

<p>Evlerimizde mutlaka porselen veya sırlı tabaklar bulunmaktadır. Ancak, bu değerli eşyaları yalnızca misafirler için saklamak büyük bir yanılgıdır. Kendi sağlığımız, misafirlerimizinki kadar kıymetlidir. Misafirlerimizi porselen tabaklarda ağırlamak kadar, kendimizi de bu ayrıcalıktan mahrum etmemeliyiz. Melamin tabakları artık hayatımızdan çıkarmanın zamanı geldi.</p>

<p>Bu konuda sizleri bilgilendirmek için bazı temel kuralları hatırlatmak istiyorum:</p>

<ul>
	<li>Plastik bardaklardan uzak durmalıyız.</li>
	<li>Plastik ve melamin tabakları kullanmamalıyız.</li>
	<li>Pet şişelerde su depolamamalıyız.</li>
	<li>Sürahilerimiz mutlaka cam olmalıdır.</li>
</ul>

<p>Özellikle, plastik kapların güneşte kalması ya da içinde sıcak yiyecek ve içecek bulundurulması, sağlığımız için büyük riskler taşır. Bu tür kullanımlar, hastalıkların ve kanserojen maddelerin başlıca kaynağıdır. Bu konuda bilinçli olmalı ve çocuklarımıza da bu bilinci aşılamalıyız.</p>

<p>Ayrıca, saklama kaplarımız plastik olmamalı, meyve ve sebzelerimizi plastik poşetlerde muhafaza etmemeliyiz. Renkli plastiklerin tamamen kanserojen olduğunu unutmamalıyız. Alışverişlerimizde, yiyeceklerimizin kese kağıdına konulmasını talep etmeli, yanımızda kumaş torba bulundurmalı veya çevre dostu poşetler kullanarak sağlığımızı ve çevremizi korumalıyız.</p>

<p>Bu konudaki hassasiyetimi paylaşmak istedim. Sizlere akıl verir gibi gözükmek istemem, ancak bu konuda bilinçlenmemizin ve çevremizi de bilinçlendirmemizin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak isterim.</p>

<p>Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Sağlıklı günler dilerim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Aug 2024 15:08:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tesadüf</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/tesaduf-175</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/tesaduf-175</guid>
                <description><![CDATA[Tesadüf]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın okurlar.</p>

<p>Hayatımızı derinden etkileyen ve genellikle elimizde olmadan düşüncelerimizle paralellik taşıyan bazı olgular vardır. Bunlardan biri de tesadüflerdir. Diyeceksiniz ki, elimizde olmadan düşüncelerimizle nasıl paralel oluyor?</p>

<p>Şöyle, insanın fikri neyse zikri de o olur. Konuyu biraz daha açayım. Siz yılandan korkarsanız yılanla karşılaşırsınız. Benim aklımda yılan olmadığından, ben bir şey görmem. Tavşanı genellikle avcı görür. Bir sürücünün hatasını bir başka sürücü görür. Bunları alakasız bir kişi görmüşse, o bir tesadüftür. İşte bu örneklerde olduğu gibi, aklınızla ve düşündüğünüzle yaşadıklarınız paralel olarak gelişir. Tesadüfün lügat anlamı, rastlayış, gelişigüzel bir rast geliştir.</p>

<p>Mantıksal olarak tesadüfün bir diğer anlamı ise, aramadığında karşılaşmaktır. Arayan aradığını her zaman bulur. Güzellik arayan güzellik, bela arayan bela bulur. İş arayan işini bulur, derman arayan derman bulur. Yani kim ne ile ilgilenirse, neyi ararsa onu bulur. Ancak aramadan karşılaştığınız bir mesele sizin için önemliyse, işte o bir tesadüftür.</p>

<p>Tesadüfler, şans dediğimiz doğaüstü gücün bir parçası olarak çeşitli alanlarda karşımıza çıkar; tatlı tesadüfler ya da istenmeyen tesadüfler şeklinde. Tesadüf, hiç olmayacak bir anda karşımıza çıktığı gibi bazen de tesadüf olmuş gibi çabaladığımız bazı meseleler vardır. Ama denk getirebilmek için çok uğraşırsınız ve işte o zaman şöyle deriz: "İstemediğinde her gün görürsün, istediğinde hiç göremezsin."</p>

<p>İşte tesadüf böyle bir şey.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jul 2024 12:28:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıymet bilmek</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kiymet-bilmek-174</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kiymet-bilmek-174</guid>
                <description><![CDATA[Kıymet bilmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><strong>Merhaba Sayın Okurlar,</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bugün sizlerle "kıymet bilmek" konusunu paylaşmak istiyorum. Neden bu konuyu seçtim? Çünkü sahip olduğumuz güzel imkanları ve fırsatları, dikkatli davranmayarak harcayabilir ve böylece bir daha geri gelmeyecek fırsatları kaçırabiliriz. O zaman da "keşke" demek kaçınılmaz olur.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu fırsatlar bazen hayatımızda sadece bir kez karşımıza çıkar. Örneğin, elimize nadiren geçen bir miktar parayı değerlendiremezsek ve boş yere harcarsak, arkasından büyük pişmanlık duyarız. İşte o zaman kıymet bilmediğimizi anlarız.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Yetim büyüyen bir kişi, anne ve baba hasretiyle yanıp tutuşurken, bizler bazen anne ve babamızın kıymetini bilmeyiz. Onların bizlere bıraktığı mirasın değerini ve üzerimizdeki emeklerini düşünmeyiz. Ancak anne ve baba olduğumuzda ve çocuklarımız bizi azarladığında onların kıymetini anlarız.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sahip olduğumuz eşyaların ömrü sınırlıdır, fakat biz çoğu zaman bu eşyaların kıymetini bilmeden kullanır ve erken eskitiriz. İhtiyaç duyduğumuzda ise başkalarından aramak zorunda kaldığımızda, o eşyanın değerini anlarız.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sağlığımız yerindeyken vücudumuzun kıymetini bilmeyiz. Ancak bir parmağımıza bir çalı batsa, o parmak birden çok kıymetli olur. İşitme kaybı yaşayan bir insanın çektiği sıkıntıları hayal edebiliyor musunuz? Biz bu durumu yaşamadığımız için belki de anlamayız ve gülüp geçeriz. Fakat başımıza geldiğinde, durumun ciddiyetini anlarız.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sevgili okurlar, bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Kısacası, sağlığımızın, malımızın, dostlarımızın ve yakınlarımızın kıymetini bilmeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jul 2024 14:02:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Amele</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/amele-173</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/amele-173</guid>
                <description><![CDATA[Amele]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba değerli okurlar,</p>

<p>Bugün sizlerle toplumun temel taşlarından olan küçük işletme sahipleri,&nbsp;sanatkârlar ve&nbsp;amelelik hakkında konuşmak istiyorum. Bu konuyu seçmemin nedeni, kişisel olarak&nbsp;yakından gözlemlediğim&nbsp;bu meslek gruplarının,&nbsp;değişen ekonomik dinamiklerle birlikte&nbsp;nasıl etkilendiğine dair derin bir farkındalığımın olmasıdır. Şahsen konuyla ilgili son durumdan memnuniyetimi belirtmek isterim.</p>

<p>Atalarımızın dediği gibi: "Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner." Günümüz Türkiye’sinde bu sözün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görüyoruz. Toplumun en çok ihtiyaç duyduğu bu meslekler, yıllar boyunca emeklerinin karşılığını tam anlamıyla alamadı. Hep ezilen, mağdur olan onlar oldu. Ancak şimdi, bir amelenin yevmiyesi&nbsp;aylığa&nbsp;vurulduğunda memur ve işçi maaşlarını bile geride bırakıyor. Üstelik amele bulmak da giderek zorlaşıyor; sanatkârlar için ise adeta sıraya giriliyor.</p>

<p>Bugün, mesleği olmayan sıradan bir işçi bile bulmak zorlaşmış durumda. İşçinin talep ettiği ücreti vermek zorundasınız. Bu durum sadece bazı bölgelerde değil, neredeyse tüm Türkiye genelinde böyle. Peki, neden böyle oldu?</p>

<p>Herkes üniversite mezunu olma hayaliyle yola çıktı. Kaliteli veya kalitesiz okul demeden, herkes bu hedefin peşinden gitti. Kimisi mezun oldu, kimisi halen okuyor. Ancak üniversite mezunu olan bir kişi amelelik yapmak istemiyor; herkes masa başında bir iş arayışında. Bunun sonucu olarak, işsizlerin büyük bir bölümünü üniversite ve düz lise mezunları oluşturuyor.</p>

<p>Değerli okurlar, Almanya ve Japonya gibi ülkeler, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından hızla toparlanıp kalkındılar. Bu kalkınmanın en önemli faktörlerinden biri, meslek liseleri ve mesleki kurslara verdikleri önemdedir. Ülkemizde de yöneticiler bu gerçeği artık görmeye başladı. Bizim de mesleki eğitim ve kurslara daha fazla önem vermemiz gerekiyor.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Bu önemli konuyu birlikte ele aldığımız için mutluyum. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jul 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Denge</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/denge-172</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/denge-172</guid>
                <description><![CDATA[Denge]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Merhaba sayın okurlar,</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Bugünkü makalemizin başlığı "Denge". Denge kelimesi o kadar önemli bir kelime ki; hani temel taşı derler ya, işte bu kelime de öyle bir şey. Çünkü dünyamız, dönüş hızından tutun da birçok yönüyle bir denge içindedir. Bir derecelik bir sapma bile felaketlere yol açabilir. Yaşam kaynağımız olan oksijen bile atmosferde binlerce yıldır diğer gazlar içinde %20,95 oranında sabit kalmıştır. Bu oran %21 olsa her yer yanar, %20’ye düşse nefes almamız yetersiz olur. Yani bu dengeye dikkat edin; vücudumuzun sıcaklığı 37 derecedir, 38 olsa ateşimiz çıkar ve hastalanırız, 36 olsa üşür ve titreriz. Bu dengenin hassasiyetine akıl erdirmek gerçekten zor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Size farklı bir örnek vermek istiyorum: Bir toz veya kum fırtınası bile gereklidir ve çok önemlidir. Çünkü bu fırtınalar yağmurla, yani suyla buluştuklarında denizlerde ve okyanuslarda oksijen üreten elementleri beslerler. Hatta bir sivrisinek bile önemlidir; suya yakın bitkileri tozlaştırır, hastalık yapan organizmaları tüketir ve kuşlara besin kaynağı olur. Bence sivrisineklerden kurtulmak istiyorsak onları öldürmek yerine yaşam ortamlarını yok etmeliyiz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Sayın okurlar, demek istediğim şu ki, ekolojik dengeye, yani doğanın dengesine pek müdahale etmemeliyiz. Orman yangını ağaçların sürtünmesiyle çıkıyorsa, bu doğal bir süreçtir, ama biz yakmamalıyız. Elektrik hatlarını dikkatli bir şekilde çekersek, elektrikten kaynaklanan yangınlar önlenebilir. Anız yakmamalıyız, yılanları öldürmemeliyiz, doğayı kirletmemeliyiz. Hıdrellezlerde lastik yakmamalıyız. Daha dikkatli yaşayıp doğaya zarar vermemeliyiz. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:14.0pt">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim hoşça kalın."</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Jul 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saygı</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/saygi-171</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/saygi-171</guid>
                <description><![CDATA[Saygı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Değerli Okurlar,</p>

<p>Yazılarımı genellikle yaşamımda karşılaştığım veya etkilendiğim olaylardan esinlenerek kaleme alıyorum. Bugün de sizlerle çok önemli ve kıymetli bir konu üzerine sohbet edeceğiz: Saygı.</p>

<p>Saygı kelimesi, bana göre oldukça asil ve değerli bir sözcüktür. Herkesin ailesinden, çevresinden ve dostlarından saygı görmesi, kişiye kendini değerli hissettirir. Kendimize saygı duyulmasını istiyorsak, önce çevremizdeki insanlara saygı göstermeliyiz. “Ne ekersen onu biçersin” sözü bu durumu çok güzel özetler.</p>

<p>Saygı, aynı zamanda bir kültür göstergesidir. İnsanın diğer canlıların yaşamına ve hayat tarzlarına saygılı olması, insanlığın gereğidir. Doğanın düzenine, hayvanlar alemine ve bitkiler alemine saygılı davranmak zorundayız.</p>

<p>Örneğin, bir köpeğin neden havladığını sorgulamak anlamsızdır; çünkü köpekler doğal olarak havlar. Vahşi bir hayvanın, hayatta kalabilmek için başka bir canlıyı avlaması da doğaldır.</p>

<p>Saygısız bir insan düşünelim. Bu kişi, düşüncesizce davranıp gereksiz yere bağırıp çağırarak toplumun huzurunu bozar. Büyük küçük demeden pervasızca hareket eder. Ne kadar kötü değil mi? İşte bu tür davranışlar, saygının ne kadar önemli ve değerli olduğunu bizlere hatırlatır.</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</p>

<p>Saygılar,</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Jun 2024 13:06:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Hayatı</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/dunya-hayati-170</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/dunya-hayati-170</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Hayatı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sayın Okurlar,</p>

<p>Bugün sizinle hep hatırlarımızda kalacak, kalmasa da doğru olan bir muhabbet edelim. Ben sosyolojiyi sevdiğim için böyle bir konuyu seçtim: Dünya hayatı. Önce dünya hayatını tarif edelim, ama bilimsel ya da dinsel olarak değil, ruhsal ve duygusal olarak.</p>

<p>Dünya hayatı, en ağır hesabın verildiği bir rüyadan ibaret bir imtihan yeridir. Bu dünyayı genellikle severek, canlıyı ve cansızı severek geçirelim. Çünkü insan sevdiğine yanlış yapmaz, biz de o zaman yanlış yapmayız ve dürüst oluruz.</p>

<p>Dünyada canlıların yaşamında en başta gelen iki faktör vardır: Zevk ve acı. Zevk, geçici ve unutulan bir duygu; ancak acı öyle değil, acı kalıcıdır ve çok zor geçer, unutulmaz. Öyle acılar vardır ki, çeken bilir; insanın hayatını bitirir. Böyle acıları çekenler bilirler.&nbsp;Örnek vermeye gerek yok. Allah, kimseye büyük acılar yaşatmasın.</p>

<p>Mecazi anlamda derler ya, insan ölüp ölüp dirilir. İşte öyle bir şey.</p>

<p>Konu konuyu açar, ölüm deyince siz ne düşünürsünüz bilmem ama ölüm benim için bir rüyadan uyanıştır. Öldüğünüzde ruhunuz der ki;&nbsp;"Vay be, bir rüya gördüm, adına dünya hayatı diyorlar. Ne kadar renkli bir alemdi ve ben de acısı tatlısıyla ne hayat yaşadım".&nbsp;Zaten bizim esas halimiz yokluğumuzdur. Daha önce de yoktuk, yine yok olacağız. Dünya hayatı bizim için, derler ya, devede kulak. İşte bizde de böyle. Peki, bu küçücük hayatta yanlış yapmaya, insan kırmaya, hak yemeye, başka bir canlının canına kastetmeye değer mi?</p>

<p>Hepinize güzel bir dünya, güzel bir yaşantı dilerim.</p>

<p>Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Jun 2024 13:57:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban Bayramı</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kurban-bayrami-169</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kurban-bayrami-169</guid>
                <description><![CDATA[Kurban Bayramı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhaba Sayın Okurlar,</strong></p>

<p>Yaklaşmakta olan Kurban Bayramı, sosyal açıdan önemli ve kutsal bir dini bayramdır. Bu bayram, fakir ve zengin demeden toplumda bir eşitlik yaratarak herkese protein açısından fayda sağlamaktadır. Bu nedenle, Müslüman toplumunda Kurban Bayramı'nın özel bir yeri vardır. Kurban kesemeyenler, et alacak olmanın heyecanını kurban kesenlerden daha fazla yaşamaktadır. Kurban kesen kişilerin her zaman et alabilecek gücü vardır, bu yüzden ihtiyaç sahiplerini mutlu edecek bir ortam oluşturduğumuzu bilmeliyiz. Empati yaparak kendimizi o muhtaç kişinin yerine koymalıyız.</p>

<p>Ancak, bu önemli bayramı kutlarken bazı kurallara dikkat etmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim. Örneğin, hayvan kesim işlemi sırasında çocuklara bu ortamı göstermemeliyiz ve hayvana eziyet etmemeliyiz. Televizyonlarda büyükbaş hayvanların hakkından gelemediklerinde onlara vurmak veya bıçaklamak gibi görüntüler görüyoruz. Bu tür davranışlar Müslüman’a yakışmaz.</p>

<p>Ayrıca, ülkemizde son zamanlarda tarım ve hayvancılık zayıflamış durumdadır. Ülkemizde tüketilen etin bir kısmı dışarıdan ithal edilmektedir. Bu yüzden, hayvan keserken dişi hayvanları kesmemeye özen göstermeliyiz. Sadece et değil, süt sorunumuz da bulunmaktadır. Bu sorunları düşünerek hareket etmek zorundayız.</p>

<p>Kusura bakmayın, belki bildiklerinizi tekrar etmiş gibi oldum, ama gerçekten önemli hususlar olduğundan hatırlatmak&nbsp;istedim.</p>

<p>Hoşçakalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Jun 2024 15:27:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kız çocuklarımız</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kiz-cocuklarimiz-168</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kiz-cocuklarimiz-168</guid>
                <description><![CDATA[Kız çocuklarımız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba Sayın Okurlar</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugünkü makalemizi Tv&nbsp;Haberlerinden etkilenerek hazırladım. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gündem her gün değişiyor, ancak haberlerde değişmeyen bir şey farkettim. O da bayan eşlerinin öldürülmesi, yaralanması ya da şiddete maruz kalması gibi vakalar. Böyle durumlarda bayan eş babasının evine sığınıyor ya da kardeşine sığınıyor. Ama ayrılmakta olduğu erkek şiddetinden kurtulamıyor. Onları genelde devlette koruyamıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bana göre bu durumların yaşanmaması için özellikle bayanlar evliliklerinde daha doğru karar vermeli. Eşlerin birbirlerini iyi tanımalarına imkan verilmeli. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diğer önemli bir husus bayanların kültürlü olması, meslek sahibi olması yani ekonomik özgürlüğünü kazanıp kendi ayaklarının üzerinde durmasıdır. Bu durumda kendilerini daha güzel ifade edebilirler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu bahsettiğimiz durumların olabilmesi için bayanların eğitimli olması gerekir. Bunun için çocukların da mutlaka okutulması, kendilerine uygun bir takım meslekler kazandırılarak ekonomik özgürlüğünün elde edilmesi sağlanmalıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burada anne ve babalara çok görevler düşüyor. Kız çocukları ile daha fazla ilgilenilmesi gerekir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatta bana göre devlet memurlarının büyük oranda bayanlardan oluşması çok yerinde olur. Ancak bu cümleden erkek evlatların dışlandığı anlamı ortaya çıkmasın. Tabii ki erkek çocukları da okuyup kültürlü olmalı. Ancak erkek çocuklar bir şekilde başlarının çaresine bakar. Yani iş icabı bir barakada da yatabilir. Bir tamirci de çıraklık da yapabilir. Çoban da olabilir. Doğaları gereği onların kız çocuklarına göre iş alternatifleri daha fazla. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lütfen, ileride kız evlatlarımızın rahat etmesini istiyorsak onları okutmalıyız. Onları hayat yolunda daha doğru yönlendirmeliyiz. Ana baba olarak her zaman çocuklarımızın arkasında olup onların en yakın arkadaşları olmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben fikirlerimi söyledim. Bu konularda uzman olmasam da yöneticilik yaptım. İyi bir gözlemciyim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Jun 2024 14:05:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başıboş Köpekler - 2</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/basibos-kopekler-2-167</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/basibos-kopekler-2-167</guid>
                <description><![CDATA[Başıboş Köpekler - 2]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba Sayın Okurlar, </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Farkındaysanız bugünlerde medyada gündem olan, başıboş köpekler sorununa dair çözüm arayışları görmekteyiz. Hatırlarsanız, 8 Eylül 2023 tarihinde yine bu köşede başı boş köpekler hakkında bir yazı yazmıştım. O yazı tıklanma rekoru kırmış, beğeni üstüne beğeni almış ve sizlerden çokça ilgi görmüştü. Yazımızın içinde sorunlar da vardı, çözümler de vardı. Demek ki zamanın gösterdiği gibi ön görümüz doğruymuş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şu anda hükümette dört Bakanlığın çalışması sonucu; Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre, eğer hükümetin çözüm önerisi mecliste kabul edilirse; <strong>güzel olan, eğitimli olan köpekler sahiplenilecek, geri kalan köpekler uyutulacak, </strong>yani öldürülecek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlar, kimse anlamasın diye <strong>uyutulacak</strong> diyorlar. Yine güzele rağbet var. Onların canı can, diğerlerinin ki can değil mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Böyle bir uygulamada&nbsp;mantık yok.&nbsp;Yine çözümsüzlük, yine barbarlık... </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir program dahilinde bu işe koca koca adamlar bir çözüm bulamıyorlar. Hemen, öldürelim diyorlar. Tamam; kuşlar da kuş gribi getiriyor, onları da mı öldürelim? Kurtlar, çakallar, ayılar, yılanlar ısırıyor, onları da mı öldürelim? Bu dünya sadece size mi ait? Neden çözüm bulmak için kafanızı yormuyorsunuz? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ya ceza vereceksiniz, ya yasaklayacaksınız ya da öldüreceksiniz! Sizlerin sorunları çözme şekliniz bu mu? Çözüm üretemiyor musunuz? Formül bulamıyor musunuz? Hayvanların karnı nerede doyuyorsa hayvanlar orada yaşamak istiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kasaba içinde besliyorsanız, hayvan da orada olmak istiyor. Hayvanlar şehir dışında beslensin ve o hayvanlara bir bölge tahsis edilsin, göreceksiniz ki her yer köpeklerden temizlenecek. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Devletimiz, vatandaşının huzuru, refahı için bir çok yere masraf yapıyor. Ne var yani biraz da hayvanlar için masraf olsun. Sonuçta yine vatandaşın menfaati söz konusu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yanlış anlaşılmasın, şehir içindeki köpeklerden ben de rahatsızım. Ama çözüm öldürmek olmamalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 May 2024 16:47:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevinç ve hüzün</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/sevinc-ve-huzun-166</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/sevinc-ve-huzun-166</guid>
                <description><![CDATA[Sevinç ve hüzün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugünkü makalemizde de, insanların hayattaki istem dışı davranışlarından olan “sevinç” ve “hüzün” kardeşlerle ilgili bir inceleme yapmayı amaçlıyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevinç dediğimiz şey, duygusal bir coşku. Her zaman haz alarak yaşadığımız bu duygu, yerinde ve dozunda olduğunda vücudumuzun mutluluk hormonları salgılamasıyla ömrümüzün adeta uzadığı bile söylenmekte. Ancak biraz soğukkanlı olmakta fayda var. Aşırı bir sevinç insanı sağlığından edebilir, ya da insan sevincini kontrol edemezse çevresine veya kendine zarar da verebilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevinç heyecan yaratır, bazen de mantıklı düşünmemizi engelleyebilir. Bazı sevinç gösterilerinde silah atmak, araçlarla çevreyi rahatsız etmek, alkol almak gibi bazı hoş olmayan davranışlar, sevincin yerini üzüntüye bırakabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Üzüntü ise sevilmeyen, istenmeyen bir duygudur. Üzüntü, insanın kişiliğini aşağıya çeker, kişiyi öz güven konusunda düşürebilir. Oluşan o hüzün ve matem havası insanın maneviyatında büyük tahribat yaratır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yüzden duygusal konulara her zaman hazırlıklı olmalıyız. Bunlarda hayatın getirdiği olumsuzlukların olabileceğine hazır olmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevinç ve hüznün kardeş olduğunu söyledim. Evet, sevinçten gülebilir ya da ağlayabiliriz. Hüzün de aynı şey. Üzülüp de ağlayabiliriz ya da gülebiliriz. Hani derler ya; “Sinirden gülüyorum” Onun gibi bir şey bunlar, istem dış hareketler. O anda insan karakterinin ne tepki vereceğini kestiremeyebiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siz okurlara yine bir münazara konusu çıkardım…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 May 2024 13:08:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hatıra</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/hatira-165</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/hatira-165</guid>
                <description><![CDATA[Hatıra]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber izleyicileri. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bugünkü makalemde de sosyal hayatın içerisinde beşeri ilişkilerin vazgeçilmez öğelerinden olan hatıra konusunu işleyelim istedim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatıra; ismi üstünde, hatırlamak ya da hatırlanmak için vesile olan bir şeydir. Örneğin hediye… Verdiğiniz hediye hatırlanmak için, aldığınız hediye de hatırlamak içindir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu hatır için kullanılan nesne ya da sevgi saygı iletişimini, insanlar sevdiklerine karşı yapar. Hatırını saydığı kişilere karşı yapar. Hatıra o kadar önemlidir ki, bu hatıralar eğer saklanır ve çok önemsenir ise yıllar sonra eserlere dönüşür. Daha daha önem verilip saklanırsa tarihi eser olurlar. Unutulmazlar arasına girip geçmişten geleceğe ışık tutarlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak bu konuya kıymet vermek, bir kültür meselesidir. Aynı zamanda bu tür konularda toplumların ekonomik durumları da rol oynar. Şöyle ki; eğer toplumumuzun ekonomisi bozuksa, insanların huzuru yoksa bir çok sıkıntısının arasında bu tür konular göz ardı edilebilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında çok basit, çok sıradan gibi gördüğümüz bu hatıra konusu düşünüldüğünde herkes için çok değerlidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir insana çocukluğunda yaptığınız bir uçurtma, aldığınız bir oyuncak, ya da o çocuğu bir şeylerden korumuşsanız o çocuk sizi ömür boyu unutmaz. Bir gence, bir iş bulmuşsanız ya da bir maddi desteğiniz olmuşsa o genç de sizi asla unutmaz, her zaman anar. Ya da bir yaşlıya hal hatır sorarsanız, hastalığı ile ilgilenirseniz veya ona bir baston hediye ederseniz o da sizi unutmaz. O yaşlı onu her yerde anlatır. Yaşlının ailesi bile sizi sever, size sempati besler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kısacası her yaşın bir hatırası olur. Unutmayalım ki insanlar hatırlarla hatırlanırlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 May 2024 11:46:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tasarruf</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/tasarruf-164</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/tasarruf-164</guid>
                <description><![CDATA[Tasarruf]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün de yine gündemde olan bir konuyu, tasarruf etme hususunu inceleyelim istedim. Tasarruf meselesi, şu anda ülkemiz ve bu ülkede yaşayan zengin-fakir bütün ailelerin ihtiyacı olan ve özen göstermesi gereken bir meseledir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tasarrufu lütfen cimrilik ile karıştırmayalım. Cimrilik çok farklıdır ve doğru değildir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanın, elinde imkan varsa ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi veya çoluk çocuğu için, ailesi için harcama yapması güzel bir davranıştır. Ancak tasarruf;&nbsp;gereksiz olan maddi manevi harcamayı yapmamaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Maalesef, devletimiz başta olmak üzere yurttaşlarımız da çok savurgan davranıyor. Örneğin, canı sıkılan markete, AVM'lere gidiyor. Cebinde parası yoksa kredi kartı ile olmayan parayı, yani geleceğinden harcıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kusura bakmayın ama bir söz vardır, “Balık baştan kokar” derler. Devlet, dünyayı uzaktan görebilmek için nam olsun diye 55 milyon doları harcayabiliyor. Bunun gibi çok örnekler sayılabilir. Bu para unutmayalım ki vatandaşın parasıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bakınız, bu ülkede 5 -10 bin lira maaşlarla geçinmeye çalışanlar var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biraz kurudu diye ekmeği çöpe atarken, bu zor geçinenleri hatırlamalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Güzel bir söz vardır, "Parayı kazanmak değil, parayı tutmak (değerlendirmek) önemlidir" diye. İnsanlarda benim gördüğüm kadarıyla, bugün bulduğunu bugün harcama alışkanlığı oluştu. Atalarımız böyle yapmamış. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şu anda devlet satıyor, vatandaş satıyor. Çiftçi toprağını satar mı? Böyle şey olur mu? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüzde toplumun büyük bir kesimi, maddiyatı iyi olmasa da lüks yaşama derdinde. Ne yapıyoruz? Elimizdeki yetmeyince eski birikimlerimizi gereksiz yere kullanıyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Unutmamalıyız ki savurganlığın sonu sefalettir. Tasarruf etmenin sonu da saadettir. Dinimizde de hadis-i şeriflerde bizlere “israftan kaçınınız” diye söylenmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 May 2024 12:48:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Birilerinden beklemek</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/birilerinden-beklemek-163</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/birilerinden-beklemek-163</guid>
                <description><![CDATA[Birilerinden beklemek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber izleyicileri.&nbsp;</p>

<p>Bugün hem biraz öz eleştiri yapalım, hem de bazı işleri 'hep birilerinden bekleme' davranışımızı iğneleyici bir muhabbet yapalım istedim.&nbsp;</p>

<p>Günümüzde hizmet sektörleri dediğimiz dernekler, kooperatifler, belediyeler, bir takım örgütlenmeler ve bir takım oluşumlar artmış durumda. Bunların yanında teknolojinin getirdiği araç, gereçler, artık insan gücü faktörünü ortadan kaldırmış bulunmakta.&nbsp;</p>

<p>Ancak bu hayatımızı kolaylaştırmış olmamızın bir maliyeti var. Önceden hiçbiri yoktu, ama paramız da harcanmıyordu. Yani şöyle demeli; <em>"Her işin bir bedeli var."&nbsp;</em></p>

<p>Fakat biz öyle bir alıştık ki, maalesef küreğin çapanın yerini unuttuk. Her şeyi hazır bekliyoruz. Bu defa da para yetmiyor, O zaman da şikayetler başlıyor. Hiç bir oluşumun içine girmek istemiyoruz. Yani elimizi taşın altına sokmuyoruz. Hep birileri yapsın, biz de faydalanalım istiyoruz.&nbsp;</p>

<p>Oturduğumuz yerden iş yapanları eleştirip duruyoruz. Afedersiniz, sağlığımıza bile dikkat etmeden <em>"Doktor var ya, ilaç var ya"</em> deyip hayatı bırakmışız. Sanki o doktor bize can takacak.&nbsp;</p>

<p>Mücadeleyi bırakırsak her konuda hüsrana uğrarız. Birilerinden bir şeyler beklemek yerine çizmelerimiz kapının ardında olmalı. Her an çizmeyi giyip, kolları sıvayıp kendi işimizi kendimiz yapmayı bilmeliyiz. Hepimiz biliyoruz ki işlerimizi takip edip işlerimizin başında olursak muvaffak oluruz. Yoksa işimizi başkalarına bırakırsak, bir gün hatanın farkına vardığımızda çok geç olur.&nbsp;</p>

<p>Derler ya, <em>"El, elin işini gözünün ucu ile görürmüş."</em> İşte öyle bir şey oluyor.&nbsp;</p>

<p>Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 May 2024 15:54:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>23 Nisan</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/23-nisan-162</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/23-nisan-162</guid>
                <description><![CDATA[23 Nisan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba Sayın Okurlar, Sayın Ay Türk Haber İzleyicileri.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün 23 Nisan hakkında biraz konuşalım istedim. Gerçi hepimiz 23 Nisan'ın ne olduğunu iyi biliriz, ancak günün anlam ve anısına ben de bir şeyler söylemek isterim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bildiğimiz gibi; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türk Halkının Egemenliğini ilan ettiği ve Türkiye Büyük Meclisi'nin açıldığı gündür. 23 Nisan 1921 yılında milli bayram olarak kutlanmasına karar verilen bu gün, bu tarihten sonraki yıllarda çeşitli isimlerle kutlanmaya devam edilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk 1927 yılında bu bayramı çocuklara armağan etmiştir. Bugünkü adı ise, 1981 yılında çıkarılan bir kanunla “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” olmuştur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhuriyetin ilanının ardından birçok bağımsızlık egemenlik kararları alınmıştır. Ancak en önemlisi Cumhuriyetin kurulmasıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü Cumhuriyet bir uygarlık, gerçek anlamda insan olma projesidir. İnsanlara kul olmak yerine hür bireyler olmaktır. Herkes kendi kararını kendi verebilmesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bana göre hür olmayana insan denilemez. Affederdiniz hayvanlar hür değildir. Tasmasından, yularından bağlanılarak çekilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#0d0d0d">Cumhuriyetten önce, modern anlamda bir "halkın taşınmaz mülk hakkı" kavramı bulunmamaktaydı. Toprak mülkiyeti genellikle devlet, vakıflar, ve bazı aileler tarafından kontrol edilirdi.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhuriyetin getirdiklerini, kazanımlarını&nbsp;saymaya bile gerek yok. Bütün bu gelişmeler büyük Atatürk ve kıymetli silah arkadaşları sayesinde olmuştur. Bu konuştuklarımız hep konuşulmalıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeni nesillerin de geçmişini bilmesi gerekir. İnsan, geçmişini bilip ibret almalıdır. Böyle tuzaklara bir daha düşmemelidir. Tamam, Osmanlı bizim atamızdır, bizim geçmişimizdir. Ama özenilecek, çok övülecek bir rejim değildir. Tabii ki her dönemin içinde güzellikler vardır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli devlet adamları olmuştur. Ancak konuya genel bakmalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hepinize saygılar sunar, bayramızı&nbsp;kutlarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoşça kalın…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Apr 2024 11:07:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uyku</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/uyku-161</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/uyku-161</guid>
                <description><![CDATA[Uyku]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün yine, hayatın içinden önemli gördüğüm bir mevzuyu taşımak istedim sayfamıza.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uyku ile ilgili biraz konuşalım. Ancak uyku denince akla iki çeşit uyku geliyor. Birincisi, süresi her yaşa göre değişen bir yaşamsal ihtiyaç olan biyolojik uyku, diğeri ise deyim olarak çeşitli konularla alakalı behsedilen sosyoyojik uykudur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İki uyku arasında şöyle bir fark vardır. Biyolojik uyku, sağlık açısından mutlaka uyunmalı, sosyolojik uyku ise asla uyunmamalı. Yani birisi faydalı, diğeri ise zararlı diyebiliriz. Hele hele bu devirde gözü açık olmalı, hatta bir gözün diğerine güveni olmamalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir bakarsınız sizi aldatabilmek için ne diller dökerler, bir bakarsınız bir alana ikinci bedava derler. İşleri oluncaya kadar çok kıymetlisiniz, ama işleri olduktan sonra tanımazlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kusura bakmayın ama, bu yazıyı yazdığım seçim arefesinde bir örnek vermek istiyorum. &nbsp;Siyasiler, bizim oyumuzu almak için ne vaadlerde bulunurlar, ancak yarın öbür gün makamına gittiğinizde sizi kimse tanımaz, içeri bile almazlar. Onun için, bir iki jest, birkaç parlak söze inanıp insanlara güvenmemeliyiz. Her zaman görüşebileceğimiz, derdimizi anlatabileceğimiz samimi insanları iyi tanımalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Uyanık bir insan olmak güzeldir, uyanık kişinin çevresine de faydası olur. Ancak, uyanık olmak başkalarını kandırmak anlamına gelmemeli. Uyanıklık, aldatmak için kullanılmamalı. Aldanmamak için uyanık olunmalı. Dürüst insan ne kadar uyanık olsa da kimseyi aldatmaz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Apr 2024 18:05:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yanlış yapmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/yanlis-yapmak-160</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/yanlis-yapmak-160</guid>
                <description><![CDATA[Yanlış yapmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber İzleyicileri. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bugün de yine tartışmalı bir konu seçtim. Konumuz yanlış yapmak olsun. Ben, şahsım olarak yanlış yapmayı normal bulurum, ama bu devamlı yanlış yapmak anlamında değil. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Herkes her şeyi bilemez. Her işin bir acemiliği olur. Yaptığınız işi öğreninceye kadar yanlışlar yapabilirsiniz. Tabii ki işin doğrusunu yapmak çok güzeldir. İşin ehli olmak güzeldir. İnsan yanlış yaparak doğruyu bulur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bir de güzel bir ata sözü vardır, eskiler bilir bunu; “Yanlış iş Bağdat'tan döner” derler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Şimdi, buraya kadar her şey güzel. Ancak bir de bile bile yanlış yapanlar var. Adam inatçıdır. İnadı ne kadar zararlı da olsa yanlış yapıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Yanlış olduğunu bilse de örneğin; “Benim babam, dedem bu partiye oy atmış, ben de buradan ayrılmayacağım” der. Ya da, doğrusu daha az masraflı da olsa, zamandan tasarruf da sağlasa; “Ben böyle gördüm, böyle yaparım” der. Ya da, “Şunu yemek, içmek zararlıdır.” gibi öğütlere, inadından dolayı kulak asmaz. Sigara içmek gibi konularda da (yanlış olduğunu bilerek yine) yanlışa devam eden kişiye ne diyeceğiz? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Hani bizim buralarda derler ya; “Adam taşım da taşım dermiş.” </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Ancak, artık bu bilerek yanlış yapanlar şöyle bir kendilerini sorguya çekmeliler. Bu neyin inadıdır? Nasıl bir huydur? Nasıl bir bencilliktir bu? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Bu tür davranışların sürdürülmesi ve bilerek yanlış yapmak, çok çağ dışıdır. Artık olgunlaşıp doğruya doğru demeliyiz. Geleceğimize de örnek olmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Mar 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değirmenköy Postanesi</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/degirmenkoy-postanesi-159</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/degirmenkoy-postanesi-159</guid>
                <description><![CDATA[Değirmenköy Postanesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar. Bugünkü makalemizde sizinle farklı bir şey yapalım. Ben ilgililerden bir talepte bulunacağım, sizin de beni desteklemenizi rica ediyorum.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Malumunuz, bu günler tam da seçim arefesi içinde olduğumuz günler. Bu atmosferden yararlanabilir miyiz diye düşündüm. Çünkü olur olmaz vaatler havalarda uçuşuyor. Benim de aklıma bir şey geldi. Bu bizim Değirmenköy'de bulunan postanemiz neden haftanın üç günü kapalı, sadece perşembe ve cuma günleri açık?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Biz, affedersiniz ama bir mezra da mı yaşıyoruz? Yaklaşık on bin nüfusu olan bir kasaba burası. Neden devamlı açık değil? Hangi akıl bunu böyle yaptı? Maaşını almak isteyen komşu köylere gidiyor. Bir para yatırmak, telefonuna, kredi kartına yükleme yapmak için ya Çanta, ya da Gümüşyaka'ya gidiyoruz. Vatandaş için çile değil mi bu?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Aslında bu konu bir talepten, bir ricadan ziyade, olması gereken bir mesele. Lütfen siz okuyucular eğer aynı fikirdeysek bu yazımı beğenip paylaşırsanız bizim sesimizi duyarlar. Siyasi adaylar görmese de onlara yakın kişiler bu konuyu iletirler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Gerçekten bu çağda bankanın olmadığı bir yerde postane kapalı tutulur mu? Bu durum pandemi zamanında bu şekilde uygulandı ve kimseden ses çıkmayınca böyle kaldı. Bu zamana kadar bu konunun halledilmemesi bile bana göre çok büyük bir eksiklik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Neyse daha fazla konuşmasam iyi olacak. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşça kalın.&nbsp;</span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Mar 2024 13:00:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğru</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/dogru-158</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/dogru-158</guid>
                <description><![CDATA[Doğru]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar, </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bugün çevremde gerek şahit olduğum, gerekse zaman zaman içinde olduğum tartışmalar hakkında konuşmak istiyorum. Genellikle tartışmalar bir tarafın sinirlenmesi ile ya da bir kişinin "O senin doğruların" demesi ile bitmekte. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Aslında bunlar fikir tartışmasından kaçmaktır. Sizlerle konu üzerinde biraz konuşalım, biraz felsefe yapalım istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Doğru tektir, aklın yolu birdir derler ya, aynen öyle. Sinirlenip konudan çıkmak; hazımsızlık, henüz olgunlaşmamış olmak anlamına gelir. Kişiye özel doğrular olabilir. Ancak genelde doğru tektir, kimseye göre doğru olmaz. Doğru doğrudur. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bilimsel olarak çok uzun felsefi düşünceler doğrultusunda doğrunun anlamı şöyledir; "Yerinde ve zamanında yapılan davranışlara ve uygulamalara doğru denir."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Doğrular yerine göre değişir, zamanına göre değiştir. Herkes yaptığı işin doğruluğunu öğrenmek istediğinde bu iki kelimelik soruyu kendine sormalı. Örneğin; yaptığın işi çok iyi bilebilirsin, ancak o işin zamanı mıdır? Ya da o işin yeri midir? Belki hız olarak veya ekonomik olarak senden daha iyileri vardır. Yani faktörler senin doğrunu değiştirir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir gün felsefe hocası sınıfa giriyor. Öğrencilere size bir soru soruyorum diyor. Soru; “Pislik nedir?” Öğrenciler sırayla değişik cevaplar vermeye başlıyorlar. Hoca hiçbirinin cevabını doğru bulmuyor ve kendi cevabını veriyor; "Pislik, bulunmaması gereken yerde bulunan bir olgu ya da nesnedir."</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hoca örnek veriyor; “Annenizi ya da çocuğunuzu çok seviyorsunuz, onun saçlarını okşuyor, kokluyorsunuz. Peki o okşayıp kokladığınız saçın bir tek telini, yemek tabağınızın içinde görseniz hemen içiniz kalkıyor, değil mi?”</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">O sizin için bir pislik oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Affedersiniz, en kötüsünden bir örnek daha verirsek, bir hayvan gübresinin kokusuna bile tahammül edemiyoruz. Ama o gübre tarlamız, bağımız, bahçemiz için çok önemli oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Demek ki her şey yerine ve zamanına göre değişiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hep beraber biraz felsefe yaptık. Beni dilediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Mar 2024 14:20:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir hikaye</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/bir-hikaye-157</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/bir-hikaye-157</guid>
                <description><![CDATA[Bir hikaye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber izleyicileri. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, en başından söylemiş olayım ki, kimseye burada terbiyeli olmak ve toplumdaki davranışları hakkında uyaracak, ders verecek durumda değilim ve haddime de düşmez. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak, gördüğüm yakışık almayacak davranışları kendi düşünceme göre konuşurum. Düşüncem şudur ki, insan en basit olarak kendine yapılmasını istemediği davranışları başkasına yapmamalı.&nbsp;</span></span><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kişinin uyarılmasına gerek yok. Çünkü o kişi, zaten o davranışın kendine yapılmasını istemiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genç bir kadın, yanına oturttuğu dört beş yaşındaki çocuğu kucağına alıp, ayakta zor duran yaşlı kadına yer vermiyor. Üstelik çocuğu kalkmak istiyor, o ise çocuğa otur diyor. Kadın camdan bakıyor, görmezden geliyor. Emin olun ben utandım ve kalktım kadına yer verdim. Ben değil herkes benim yaptığımı yapar. Bu küçük bir nezaket kuralı. Ama demek ki o genç kadın gibileri de var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık her bölgede nüfus çok arttı ve artmaya devam ediyor. Toplumdaki resmi ya da gayri resmi kurallara uyulmalı. İnsanlar bireysel düşünceyle bencil davranışlarla hareket edip, çevresindeki; engeliyle, yaşlılığıyla, çocukluğuyla, hamileliği ve hastalığıyla vs. yaşamaya çalışan insanları görmezden gelemeyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizler insansak, insanlığımız bütün inanç ve ananelerimizden önce gelmeli. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Müsaade ederseniz yine ufak bir hikaye anlatayım; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir mahallede, sadece karı ve kocadan ibaret bir çift yaşıyormuş. Kadın evden çıkıp alışverişe giderken yol kenarında bir çocuğun sopası ile yerde çizerek oynadığını görür. Çocuğa sorar; <strong>"Ne yapıyorsun yavrum?"</strong> der. Çocuk da; <strong>"Cennetten arsa bölüyorum, satacağım."</strong> diye cevap verir. Kadın; <strong>"Tamam, bana bir tane sat"</strong> der. Çocuk; <strong>"Ama 20 TL"</strong> der. Kadın; <strong>"Tamam"</strong> diyerek parayı verir ve işine gider. Kadın o gece uyurken kendini cennette görür ve sabah kocasına anlatır. Kocası da çok etkilenir ve bir gün sonra arsa almak için çocuğu aramaya çıkar ve aynı yerde çocuğu görür. Çocuğa; <strong>"Sen mi cennetten arsa satıyorsun? Benim hanıma da satmışsın?"</strong> diye sorar. Çocuk; <strong>"Evet"</strong> der. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adam hemen çıkarır 20 TL'yi çocuğa uzatır. Çocuk; <strong>"Olmaz"</strong> der. <strong>"Arsalar 20 milyon TL."</strong> Adam; <strong>"Ama benim hanıma 20 TL'ye vermişsin"</strong> der. Çocuk; <strong>"O bana benim param yok diye o parayı verdi, arsa için değil. Ama sen beni değil kendini düşündüğün için arsa istiyorsun, sen kalbini düzelt, Allah sana parasız da yer verir."</strong> cevabıyla adama dersini verir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim, hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 09 Mar 2024 11:53:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayatta en çabuk unutulan şey iyiliktir</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/hayatta-en-cabuk-unutulan-sey-iyiliktir-156</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/hayatta-en-cabuk-unutulan-sey-iyiliktir-156</guid>
                <description><![CDATA[Hayatta en çabuk unutulan şey iyiliktir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba Sayın Okurlar,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir gün, şöyle oturduğum yerde sakin bir zamanımda aklımdan geçen anılarımı düşündüm. Maalesef, bugüne kadar gördüğüm iyilikler ve yaptığım iyiliklerin, unutulanların büyük bir çoğunluğunu teşkil ettiğini hissettim. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Gördüğüm iyilikleri biraz daha ciddi ciddi düşündüm. Baktım ki benim hayatımı değiştirmiş. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Örneğin, bir iyilik sayesinde çok güzel bir işe girmiştim. Uzun süre çalışıp hayatımı o iş sayesinde daha da güzel şekillendirmiştim. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir bakıyorsun, bir vesileyle bir kişinin sayesinde güzel bir evlilik yapıyorsun. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir bakıyorsun, bir kişinin sana bir akıl vermesiyle ev sahibi oluyorsun. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir bakıyorsun, bir dostunun sayesinde bir işe girip oradan emekli oluyorsun vs. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Peki, biz bu iyiliği dokunan dostlarımızı hatırlıyor muyuz? Onların halini hatırını, bir ihtiyaçları olup olmadığını soruyor muyuz? </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bence o yapılan iyilikleri unutuyoruz. O iyiliklerin kıymetini bilmiyoruz. O iyilik yapan kişinin bizden bir isteği olsa, onu çok da önemsemiyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Aslında minnet borcumuzu ödemek için fırsat aramalıyız. Vefa borcumuzu ödemeye çalışmalıyız. Belki o iyiliği yapan kişi karşılık beklememiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ama biz borçlu olduğumuzu unutmamalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Şimdi tam tersini düşünelim;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bize kötülük yapan, bize ufacıkta olsa kötü, hoşumuza gitmeyen bir söz söyleyen kişiyi asla unutmuyoruz. O kişiye karşı kin besliyoruz, husumet duyuyoruz ve belki bir gün biz de ona bir kötülük yapmak için fırsat kolluyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Demek ki iyilikler unutuluyor, kötülük unutulmuyor. Bizler, insan olarak bunun tam tersini yapmamız gerekiyorken, işte toplum olarak o kültüre erişememişiz demektir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Lokman Hekim, dünyada öğrendiklerini sayarken şöyle diyor;</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Yaptığın iyiliği unutacaksın, </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sana yapılan iyiliği unutmayacaksın, </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Yapılan kötülüğü unutacaksın, </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sen kötülük yapmayacaksın. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Feb 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevgi</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/sevgi-155</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/sevgi-155</guid>
                <description><![CDATA[Sevgi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sevgili okurlar, hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım.</p>

<p>Bu yazımda, çok kıymetli bir dostumun benimle paylaştığı sevgi üzerine yazılmış olan bir yazıyı aktarmak istiyorum sizlere. Eminim ki çok beğeneceksiniz...</p>

<p>DÜNYA’YI &nbsp;SEVGİ KURTARACAK</p>

<p>Japon’lar yalnız başlarına kaldıklarında çoğunlukla gözlerini kapatırlar.&nbsp;<br />
Otobüste, trende, sıra beklerken, dişçide vs.<br />
Gözlerinizi kapattığınızda kalbinize odaklanırsınız.&nbsp;<br />
En çok enerjiyi gözlerden kaybettiğimizden, gözlerden kaçamayan enerjimiz içimizde kendimize kalır.<br />
&nbsp;<br />
#Nazar işte bu nedenle negatif bakışlı kişilerden yoğun olarak akan istenmeyen enerjidir. İçinize dönünce kötü şeyler hiç aklınıza getirmeyin.<br />
&nbsp;Sevmediğiniz, negatif enerji yüklü insanları düşünmeyin.&nbsp;<br />
Çiçekler, sevdiğiniz hayvanlar, güzel manzaralar, şırıl şırıl akan dereleri hayal edin.<br />
&nbsp;Zihin 2 şeyi bir arada yapamaz, hem iyiyi,<br />
hem de kötüyü aynı zamanda düşünemez.&nbsp;<br />
Salıncak misali, öne giderken arkaya gitmek olanaksızdır.&nbsp;<br />
Siz zihni iyi düşünmeye zorlayınca, kötü zaten kendi kendine yok olacaktır.<br />
Negatif insanları düzeltmeye çalışıp kendinizi yormayın.&nbsp;<br />
Siz Yaratan değilsiniz, onlar kötülük görevlerini yapmak ve bu hayatlarındaki deneyimlerini&nbsp;<br />
o yönde geliştirmek üzere yaratılmışlardır, değiştiremezsiniz.<br />
Bırakın arkanızdan söylensinler, güzel enerjinizi bu tip kişi ve olaylara harcamayın.&nbsp;<br />
En yakınınızda olan biri bile negatif enerji taşıyorsa ondan uzaklaşın.&nbsp;<br />
Bembeyaz enerjinizi, kendi siyah enerjisi ile karıştırıp, gri yapamasın.<br />
Seviliyorsunuz, ama önce kendiniz kendinizi çok ama çok sevin.&nbsp;<br />
Hayatınız için en büyük anlam ifade eden ailenize sımsıkı sarılın, zira en büyük enerjinizi ve huzuru onlarda bulursunuz!<br />
Hayat sevince güzel paylaşdıkça daha da güzel.. paylaşmanın besmelesi &nbsp;yüreğimizden sevdiklerimize sevgi dolu bakıp&nbsp;<br />
SENİ "SEVİYORUM" diyebilmektir..&nbsp;<br />
SEVginiz daim olsun, her nefesinizde ..</p>

<p>Alıntıdır...</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Feb 2024 12:13:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deprem</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/deprem-154</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/deprem-154</guid>
                <description><![CDATA[Deprem]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber izleyicileri,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün bu yazıyı yazdığım tarih 6 Şubat 2024. Yani, bir yıl önce bu tarihte büyük bir deprem olduğunu biliyoruz. Bu yüzden, sizler için hazırladığım konuyu bir tarafa bırakarak depremi konuşalım istedim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sizlere 17 Ağustos 1999 depremine ithafen 17 Ağustos 2022 tarihinde deprem ile alakalı bir makale yazmıştım. O makaleyi de bir deprem uzmanıyla görüşerek kaleme aldığımı bilmenizi isterim. İşte o tarihin ardından 6 Şubat 2023 depremi oldu. Depremler, bizim için güncelliğini koruyor. Aşağı yukarı, büyük küçük her gün bir yerlerde oluyor ve olmaya da devam edecek. Biz depremlerle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizlerin birinci önceliği depremlerden korunmayı öğrenmektir. Sağlam binalar yaparak, doğru tedbirler alarak bir deprem anında nasıl davranacağımızı bilmeliyiz ve çocuklarımıza da bilmeyenlere de öğretmeliyiz. Bir deprem anında bize bir şey olmasa da diğer vatandaşlarımıza nasıl yardımcı olacağımızı, sorumluluk duyacağımızı anlamalıyız. Deprem çantalarımızı deyim yerinde ise baş ucumuzdan ayırmamalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diğer başka bir hususta şudur ki; bizi yöneteceklerden, bizleri yönetmeye talip olanlardan senin partin benim partim demeden, bizlere konu ile ilgili alacakları tedbirleri açıklamalarını istemeliyiz. Vaat edip de taahhüdünü yerine getirmeyenlere hesap sormasını bilmeliyiz. Yetkililerin yerleşim yerleri ile ilgili deprem planlarını kasabanın bilboartlarına asmalarını istemeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Depremin hangi gün hangi saat olacağını bilmediğimiz için bütün deprem tedbirleri ivedilikle alınmalıdır. Deprem araç gereçleri, kumanyaları, araç yakıtları, ekonomik birikimler vs. maddeler stoklarda olmalıdır. Deprem kitapçıkları bastırılıp halka bilgi verilmelidir. Bu gibi destekleri bizleri yönetenlerden isteme hakkımız var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satırlarıma son verirken, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 Feb 2024 11:42:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğallık</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/dogallik-153</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/dogallik-153</guid>
                <description><![CDATA[Doğallık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Belki merak ediyorsunuz diye size şunu söylemek istiyorum; Yazdığım yazıların konularını genellikle günlük hayatta etkilendiğim meselelerden, gözlemlerimden ya da siz izleyicilerin talepleri doğrultusunda seçmekteyim. "Şunu yazmalıyım, bunu yazmamalıyım" gibi zorlamalı hiç bir işi yapmam, hatta kendi özel hayatımda da her yapılan işin doğasına uygun, tabii halinin korunmasını isterim. Yapay ve göstermelik işlerden uzağım. Bir çok konuda doğallıktan yanayım. Ancak, eğitimi ve kültürü daha ilerilere taşımayı isterim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Her canlı doğal hayatında nasıl yaşıyorsa böyle devam etmeli. Doğada bize göre bazı şeyler eksik veya fazla gibi gelebilir, ancak biz farkında değiliz; doğa dengesini koruyor. Bizlere bu konuda çok görevler düşmekte. Örneğin; bir arı sokuyor, bir yılan ısırıyor, bir tilki tavukları yiyor diye hiç gereksiz yere bu hayvanların canını almaya çalışmamalıyız. Her canlı, fıtratında ne varsa onu yapıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Size bir hikaye anlatayım...</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Adam, bir çukura düşmüş olan yengeci çıkarmaya çalışıyormuş. Fakat, yengeci her tutuşunda yengeç elini ısırıyormuş. Adam da ısrarla yengeci o çukurdan kurtarmaya çalışıyormuş. Kurtarmaya çalışan kişinin yanındakiler; "Bırak, uğraşma... Baksana elini ısırıyor, demiş. Kurtarmaya çalışan da demiş ki; "Onun fıtratında ısırmak var. Ama benim fıtratımda yardım etmek var. Ben insanım, ne olursa olsun onu çıkaracağım."&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Adam her şeyi ne güzel açıklamış. İnsan böyle bir yaratıktır. Hatta insan eğitildikçe, kültür seviyesi geliştikçe ortaya daha güzel sonuçlar çıkar. Düşünelim ki, cahil ya da kötü niyetli bir insanın elindeki bir bıçak, bir cinayet, bir yaralama aleti iken, kültürlü bir insanın, bir doktorun elinde olduğunda o bıçak bir can kurtarma (ameliyat) malzemesi oluyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sözlerimin takdirini size bırakıyorum. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşçakalın.</span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Feb 2024 10:48:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Köy Enstitüleri</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/koy-enstituleri-152</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/koy-enstituleri-152</guid>
                <description><![CDATA[Köy Enstitüleri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. Hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber izleyicileri; sizlere geçmişte devletimizin çok isabetli bir kararla hayata geçirdiği bir uygulamadan bahsetmek istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şu anda da, bu şekilde doğru kararları görmek istiyoruz. Devletimizin doğru politikalarla halkımızın kültürel zenginliğini yükselteceğine inanmak istiyoruz. Ancak bu bahsettiğimiz konunun daha güzel anlaşılması için size bir anekdot aktarmak istiyorum. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Avrupa'dan Amerika'ya gitmekte olan bir uçakta, havadayken elektrik arızasından dolayı hostes anons ediyor; "Elektrik arızasından anlayan bir elektrikçi istiyoruz. Aranızda elektrikçi var mı?" der. Kimsede ses yok. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fakat, bir ihtiyar el kaldırır ve hostes ihtiyarı çağırır. Biraz sonra ihtiyar elleri yüzü yağlı bir şekilde işi halletmiş gelir ve alkışlarla karşılanır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yine bir iki saat sonra tam okyanusun üzerinde hostes tekrar bir konuşma yapmaya başlar; "Uçağın motorunun biri bozuldu ama endişe etmeyiniz. Tek motorla da gidebiliriz" der. "Ancak, tabi ki tehlikesi var, eğer aranızda motorcu, yani motordan anlayan varsa gelsin, belki arızayı giderebilir" diyerek konuşmaya devam eder.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yine kimseden ses yok. Ancak bizim ihtiyar tekrar el kaldırır ve yine kalkıp tamir için gider. Biraz sonra yine yağ pas içinde içeri girer. Hostes; Gözünüz aydın, motorumuz tamir oldu" der. İhtiyar yine bir alkış alır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık yolculuk bitmesine yakındır. Hostes bu sefer; "Bir hamilemiz doğum yapmak üzere, doğum yaptırabilecek bir uzmanımız var mı?" der. Yine kimsede ses yok. ihtiyar tekrar kalkar ve acilen hastanın yanına gider. Çok geçmeden bebek sesi gelmeye başlar ve ihtiyar içeri girer. Bu defa ayakta alkışlanır. Yolcuların arasından bir kişi kalkar ve ihtiyara; "Beyim, sen kimsin?" der. İhtiyar; "Ben Türküm. Köy Enstitülerinden mezun bir emekli öğretmenim." der. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Köy enstitüleri araştırılmaya başlanır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Köy enstitüleri; 17 Nisan 1940 yılından 1948 yılına kadar bir tanesi Kepirtepe'de olmak üzere 21 adet açılır. Ve bu enstitüler, 1954 yılına kadar devam eder. Ondan sonra öğretmen okullarına dönüşürler. Bu enstitüler, büyük Atatürk'ün programında olup zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından açılırlar. Enstitülerden 7 bin 300 sağlıkçı ebe ve teknisyen, 8 bin 756 eğitmen ve 17 bin 342 öğretmen yetiştirilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öğrenciler, haftada 44 saat ders görüp bunun 22 saati meslek dersleriydi. Ve bu öğrencilerin bin 700 kişisi kız öğrenciydi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">1940 yılında Türkiye'nin nüfusu 17 milyon 820 bin 950 kişi olduğuna göre, bu okullardaki mezunlar azımsanmayacak bir sayı idi. </span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bana göre söylenilecek bir şey kalmadı. Nice güzel günlere... </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alternatif</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/alternatif-151</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/alternatif-151</guid>
                <description><![CDATA[Alternatif]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, sayın Ay Türk Haber takipçileri. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün farklı bir düşünce ve bazı davranışlarımıza alternatif teşkil edecek konularda model yani örnek alınabilecek davranışları konuşmak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Biz insanların, hatta bütün canlıların yaşadığı süre içerisinde en çok zorlandığı şey, alışkanlıklarından vazgeçmeleridir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı hayat tarzlarımıza o kadar alışmışız ki, belki o hayatımızı daha fazla kolaylaştıracak alternatif davranışları hiç görmüyoruz. Bu alışkanlıklarımız; genellikle duygusallığımızdan veya bulunduğumuz çevreye ters düşmekten terkedilmesi zor oluyor. Genellikle birbirimize ve yakınlarımıza sevgi ve saygı göstermek için kişiliğimizden taviz bile veriyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Müsaadenizle size birkaç tane örnek verebilirim. Hatta bu örneklerde bir çoğunuz benim gibi düşünmüyor da olabilir, fakat sözlerimde haklılık payı varmı yok mu diye bir düşünmenizi rica ediyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mesela; çok büyük bir özlem içerisinde olmadığımız sürece birbirimizle öpüşmesek, çok sık olarak birbirimizle toka yapmasak, düğünlerde gelini ve damadı öpmesek, birbirimizle göz ile başımız ile selamlaşsak ve sadece tebrik ettiğimizi söylesek. Para takmak yerine maddi desteğimizi bir zarfın içine koyup üzerine ismimizi yazıp versek olmaz mı? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hepimiz görüyoruz ki, tüm dünyada bulaşıcı hastalıklar kol geziyor. Örnek olarak korona... Kaç tane genç ve yaşlı insanımızı hiç yerine kaybettik koronada. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir örnek daha vermek gerekirse; bakıyorum da bir çok ana babalar, biraz daha fazla kazanabilmek ve en önemlisi çocuklarına mal mülk bırakmak için kendi sağlıklarından taviz verebiliyor. Ana babalar çocuklarının bıraktıkları mal mülk ile gelecekte çok rahat edeceklerini düşünüyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halbuki o çocuğu okutup eğitmek ve onun bir meslek sahibi olmasını sağlamak, mal bırakmaktan bence daha önemli. Artık çocuklara bir şeyler bırakmak yerine herkes biraz kendini düşünsün, sağlığını düşünsün, çocuğa eğitim versin yeter. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jan 2024 10:51:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ekonomi</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/ekonomi-150</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/ekonomi-150</guid>
                <description><![CDATA[Ekonomi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, hepinize saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, ekonominin insanlar üzerindeki etkilerini incelediğimiz zaman, bir çok meselenin maddi sebeplerle ilgili olduğunu görebiliriz. Ekonomik durumu iyi olan bir aile düzeniyle kötü bir ekonomi ortamındaki kötü giden bir yaşantıyı konuşalım istedim bu yazımızda.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Normal şartlarda kimse kötü olmayı, kendine kötü bir insanı örnek almayı istemez. Bu durumu bozan ya ruhsal hastalıklardır, ya da ekonomik sebeplerdir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Örnek verecek olursak; kimse hırsız olmak istemez. Peki neden olur? Kişinin ya ekonomisi bozuktur yetiştiremiyor, ya da ruhsal sağlık durumunda bozukluk vardır. Aza kanaat etmiyor, gözü doymuyordur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir örnek daha verecek olursak; kimse teröre girmek istemez. Ya bunu para için yapıyor ya da ruh sağlığı yerinde değildir veya bir konuda beyni yıkanmıştır. Bu gibi örnekler çoğaltılabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İyi bir insan olmak için maddiyat tabii ki yeterli değildir. Ancak; maddi durumu iyi olan bir insan, eğitimli ve ahlaklı bir kişi, eğer ruh halinde bir sıkıntı yoksa ne devletinden çalar, ne milletinden çalar, ne de teröre bulaşır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yüzdendir ki; devletlerde, kurumlarda, ailelerde ilk işimiz insanımızın refah seviyesini yükseltmek olmalıdır. İlk iş olarak, tüm çalışmalar insan odaklı olmalıdır. Toplumumuzun eğitim ve kültürel seviyesini yükseltirsek o zaman herkes yapacağı işi bilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Söylediklerimden üzerine alınan varsa alınabilir. Onu söyleme, bunu söyleme… Neyi konuşacağız? Gerçekten, başımızı nereye çevirsek bir olumsuz durumla karşılaşıyoruz. Ailelerde boşanmalar had safhada. Ne yazık ki her geçen gün aileler parçalanıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kiracı - ev sahibi kavgaları... İnsanlarla biraz yakından diyalog kurduğunuzda daha iyi görüyorsunuz; İnsanların çoğu depresyon hapı kullanıyor, sakinleştirici kullanıyor, hastaneler hasta insanlarla dolu. Bırakın doluluğu, hastaneye gitmek de mesele. Hastasınız, randevusuz gidemiyorsunuz. Üstelik randevu da alamıyorsunuz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki ne yapmalıyız? Ekonomik durum iyi olsa bu kadar hasta da olmaz. Olsa da özel hastanelere giderler, devlet hastaneleri kalabalık olmaz. Bu kadar ilaç da kullanılmaz. İnsanlar daha huzurlu olurlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 13:51:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Astrologlar</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/astrologlar-149</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/astrologlar-149</guid>
                <description><![CDATA[Astrologlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, herkese saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bu yılbaşı dolayısıyla tv'lerdeki programları izlerken bir konu dikkatimi çekti. Şahsen benim, kültürlü ve entelektüel olarak gördüğüm birçok insana yakıştıramadığım bir inanış var. Şu Astrolog dedikleri kişiler burçlarla, yıldızlarla nasıl bir ilişki kuruyorlar ve (bana göre) affederseniz o şarlatanlara nasıl inanılıyor çok şaşırdım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halk arasında fal bakanlara falcılar diyerek ciddiye almadığımız; insanlar arasında yaygın bir düşünce. Tabii ki bu genelde böyle, istisnalar olabilir. Ancak bu falcılık sosyeteye gelince falcılar Astrolog oluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fallar da, burçlarla ilgili bir takım safsatalardan ibaret. Yıldızların etkileşimi oluyormuş. Yani bizim fallar sosyete de daha kibar bir isim alarak karşımıza çıkıyor. Bir de bunlara bir takım insanlar inandığı gibi bu insanlar ve onların hastalıklı düşünceleri televizyonlarda halka anlatılıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık ilim, bilim hangi cehaletle uğraşacak anlamadım. Her zaman dediğim gibi akıllı insanların işi zor. Allah geleceği bilmek kerametini peygamberlerine bile vermemiş. Ama bu insanlar geleceği biliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben bu falcılardan daha fazla, bunlara inanıp bu insanların tüm ülkeye hitap edebileceği basın yayın organlarına çıkarılmasına anlam veremiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar bir olayın, bir oluşumun gidişatı ile ilgili emareler varsa; bu gidişat hakkında en fazla tahminde bulunulabilir. Bunlar insanoğlu için normaldir. O astrolog dediğimiz falcıların yaptığıyla bir alakası yoktur. Zaten falcılık ayıptır, günahtır. İnsanların duygularını sömürmekten başka bir şey değildir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jan 2024 12:26:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni yıl</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/yeni-yil-148</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/yeni-yil-148</guid>
                <description><![CDATA[Yeni yıl]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. Herkese saygı ve sevgiler sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bugünkü yazımda; bir kısım insanların dini açıdan uygun görmediği, bir kısım insanların da normal gördüğü yılbaşı kutlamaları ile ilgili düşüncelerimi paylaşacağım sizlerle.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">31 Aralık, bir yılı bitirip yeni bir yılı karşıladığımız bir gece. Bu gece yapılan etkinlikler, aslında insanların eğlence özleminden kaynaklanmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu gecenin dinle alakası yok, hristiyanlara ait değildir. Onların noelleri 25 Aralıktır. Noel, hristiyanları ilgilendirir, bizim yılbaşı kutlamalarımızla bir alakası yoktur.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yılbaşı gecesi tüm insanların ortak bir değeridir. Elma ile armut hikayesi gibi, olayları birbirleri ile karıştırmamalıyız. Yeni yıl gireceği gece isteyen Kur'an okur, isteyen çay, kahve içer, isteyen evinde eğlence düzenler. <strong>Yılbaşı gecesi bir “kutsal gece” değildir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu konu açılmışken size çok sevdiğim sevgili <strong>Cahit Sıtkı Tarancı</strong>'nın <strong>“Memleket İsterim”</strong> şiirinin yılbaşına uyarlanmış halini okuyayım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">(Tarancı, şiirinde; “<strong>Memleket isterim, gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun”</strong> diyor.)</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Öyle bir yıl olsun ki,”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Öyle bir yıl olsun ki,” </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Öyle bir yıl olsun ki,”</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ne zengin fakir, ne sen &nbsp;ben farkı olsun; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kış günü herkesin evi barkı olsun. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">“Öyle bir yıl olsun ki,” </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yaşamak sevmek gibi gönülden olsun; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Olursa bir şikayet ölümden olsun. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Hepinize iyi yıllar dilerim. Her şey gönlünüzce olsun. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Dec 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikkat!</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/dikkat-147</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/dikkat-147</guid>
                <description><![CDATA[Dikkat!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bu yazımda sizlere hiç konuşulmasını bile sevmediğim, ancak mutlaka konuşulması gereken bir konudan bahsetmek istiyorum. Toplumumuz için büyük bir tehlike arz eden bu mevzuyu, bir gazeteci olarak ve bir düşünce insanı olarak konuşma zorunluluğu hissediyorum kendimde. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben konunun uzmanı değilim, yanımda yapılan bir eylemi bile hissedemeyebilirim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kısacası, <strong>kasabamızda gençler arasında çok yaygın bir halde, çeşitli şekillerde <span style="color:#e74c3c">uyuşturucu</span> kullanıldığını duyuyorum. Hatta bu duyumlar, halk arasında da yaygın bir halde konuşuluyor. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayatta büyük olaylar, büyük tehlikeler, her zaman küçükken büyürler. En başında önemsemediğimiz eylemler, bir gün gelir kurtuluşu çok zor olan toplumsal sorunlar haline gelirler. <strong>"Keşke başından önlem alsaydık"</strong> deriz, ama çok geç olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gençlerimizi bu beladan uzaklaştırmak için toplumun her kesimine görev düşüyor. Başta anne ve babalar olmak üzere, hepimiz bu konuda duyarlı olmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kolluk kuvvetlerine bu konudan bahsedip, daha fazla denetim ve konunun takibi gerektiğini söylemeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Vatandaşlarımız tarafından, benden de bu konu üzerinde bir şeyler yazarak kasabamız halkının daha dikkatli, daha duyarlı olması yönünde talepte bulunuldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar; <strong>bugün içiciler olur, yarın satıcılar olur, öbür gün bakarsınız mafyavari bir yapı oluşur.</strong> Derken toplumun huzuru kaçar ve sokaklarda işimize, gücümüze giderken o kadar rahat olamayız. Gençlerimizin bu illetten kurtulması o kadar kolay olmaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tekrar söylüyorum; o zaman <strong>"keşke"</strong> demenin faydası olmaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, yine naçizane fikrimi söyleyeceğim. <strong>Çocuklarımızın geceleri eve gelirken erken gelmelerini sağlamalıyız. Onları iyi takip edip, yaptığı işlerden ve arkadaşlarından haberdar olmalıyız. Ve çocuklarımızı mutlaka bir işle, bir meslekle veya bir şeylerle meşgul edip onları başı boş bırakmamalıyız. </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 Dec 2023 12:43:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zaman</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/zaman-146</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/zaman-146</guid>
                <description><![CDATA[Zaman]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, hepinize saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, bugün de hayatımızda, yaşantımızda en önemli hususlardan olan zaman üzerinde konuşalım istedim. Zaman öyle bir şey ki ne erteleyebilirsin, ne durdurabilirsin, ne de geri alabilirsin. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu hayatta yaşadığımız hiçbir konuya benzemiyor. Her şey zamanında olacak. Pişman olmak, keşke demek gibi hususların telafisi hiç yok. Bu durumda zamanı çok güzel değerlendirmek gerekiyor. Ömrümüz bittiği zaman hayatın ne kadar kısa olduğunu anlıyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genç iken bunun farkında değiliz. İnsanoğlunun dünyadaki hayatı, dünyamızın ömrüne göre sadece dünyaya bir göz kırpmak kadar. Biz bu dünyada pazara gitmek misali alışverişe gönderilmişiz. Pazar çıkışı torbalarımız kontrol edilecek. Bakalım neler almışız neler vermişiz. Sizi bilmem ama konuyu ben böyle değerlendiriyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir düşünürün dediği gibi; "Yaptığın iş çok önemli değilse, o işten en az 5 yıl faydalanacaksan o işe 5 dakikadan fazla zaman ayırma" diyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zamanı şöyle bilmeliyiz; Vakit değerlendirmek var, vakit geçirmek, vakit öldürmek yok. Zamansız yapılan iş ne kadar yanlışsa, zamanı geçtikten sonra yapılan iş de o kadar yanlıştır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bana göre insan hayatındaki yaşam evresi üçe bölünmeli. Cahillik dediğimiz çocukça geçen zaman, yaşlılıktaki zaman, bir de orta yaşta olduğumuz en verimli zaman. İşte bu zamanı iyi değerlendirmeliyiz. Diğer evrelerimizde zaten kendimize zar zor hayrımız var. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünyada kısa bir hayatımız var ama maalesef çok işimiz var. Sadece kendimiz için değil, dünyadaki hayatın devamı ve bizden sonra gelecek canlılığın ve insanlığın varlığı için de çalışmalıyız. Hatta dünyadaki yaşam standardının arttırılması, bilginin, bilimin, kültürün de daha üst seviyelere yükseltilmesi adına üzerimize düşeni yapmalıyız. Her yazımda dediğim gibi yine aynı sözü söylüyorum; Çok çalışmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Dec 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayaller</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/hayaller-145</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/hayaller-145</guid>
                <description><![CDATA[Hayaller]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Herkese merhaba sevgili dostlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, değişik bir şeyler geldi aklıma. Hep beraber bir öz eleştiri yapıp bir hayal kuralım mı? Şöyle yeni doğmuş bir bebek dahil bütün insanlar, bütün hayvanlar yüz yıl sonra hiçbiri olmayacak değil mi? Hepsi ölecek! Tüm dünyadan bahsediyorum, milyonlarda bir olan istisnalar hariç. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizim göremeyeceğimiz o devirde yeni kültürler, yeni devletler, değişik giyimler, yeni şarkılar, havalarda uçan yolcu taşıyan araçlar, aya, yıldızlara yapılan turistik seyahatler, birbirlerine tahammül etmesini bilen kültürlü toplumlar, birbirleri ile barışık insanlar vs. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak bunları biz hiç göremeyeceğiz. Bizleri unutacaklar, isimlerimizi bile kimse bilmeyecek. Şundan eminim ki bizden bahsederken hiç iyi şeyler söylemeyecekler. Çünkü havayı kirlettik, suyu kirlettik, denizleri kirlettik, petrolü bitirdik, birbirimizi hiç uğruna katlettik. Hiçbir şeyin kıymetini bilmedik. Onlara kötü bir miras bıraktık. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak isimleri ölmeyen, heykelleri dikilenler de az da olsa var. Onlar, kimsenin görmediğini görenler, tarih yazanlar, geleceği değiştiren, geleceğe ışık tutanlardır. Fakat bu kişilerin bir çoğu fikirlerinden, hayallerinden, düşüncelerinden dolayı çok hapishanelerde yatmışlardır. Giden o aydınlardan biri çok mücadele etmiş ancak sonuç alamamış. Giderken bizim ülkemiz için şöyle demiş;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>"Bir gün ülkenin baş ucuna bir not yanağına da bir öpücük kondurup gideceğim. -Çok tatlı uyuyordun,&nbsp;uyandırmaya kıyamadım- diyeceğim." </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, sevgili <strong>Nazım Hikmet</strong>'in de sözlerini söylemeden duramayacağım. Adamı sürgün ettik, şimdi de mezarını istiyoruz. <strong>"Alt tarafı bir çiçek koklayıp, bir hayvan sahiplenip, birkaç insan sevip gidecektik bu dünyadan. Nasıl kötü bir zamana denk geldi ömrümüz. Vicdansızların, sapıkların, katillerin, nefretin, cehaletin ortasına düştük"</strong> diyor sevgili Nazım Hikmet. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, size tavsiyede bulunacak nitelik ve vasıfta değilim, sadece fikrimi söylüyorum. Ne olur tüm insanlık insan gibi yaşasa, insanlar birbirini zorda bırakmak yerine, birbirine yardımcı olsa, geleceğe güzel bir dünya, güzel bir miras bıraksak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Birbirimizi din ile, dil ile boğmasak. Doğmadan önce biz mi tercih yaptık, nerede kimlerden doğacağımızı? Keşke şunu herkes bir anlasa. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, sizleri biraz yordum. Kusura bakmayın. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Dec 2023 14:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avukat sayısı azalsın mı?</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/avukat-sayisi-azalsin-mi-144</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/avukat-sayisi-azalsin-mi-144</guid>
                <description><![CDATA[Avukat sayısı azalsın mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar. Hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sevgili okurlar, bundan bir kaç gün önce bir haber ilgimi çekti. Bunu birlikte irdeleyelim istedim. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hukuk fakültelerinde avukatlık mesleğinin sınırlandırılması isteniyor. Yani yeteri kadar avukat var deniyor. Ben bu görüşe katılmıyorum. Avukat sayısı toplumun kültür seviyesine göre değişir. Kültür seviyesi artar da, insanlar kendilerini daha güzel ifade ederse, o zaman sayı düşer. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Şu durumda cehalet tavan yapmış vaziyette. Bir işe girerken bile torpil arıyoruz. İşte olsak da arkamızda birileri olmalı. Yoksa (genel olarak söylüyorum, tüm çalışanları kastetmiyorum.) kendi ayaklarımız üzerinde duramıyoruz. Karşımızdaki amir ya da yetkili bizim yalnızlığımızı bildiği an hemen onun hedefinde oluyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bu bilgileri, emin&nbsp;olun ki çok gözlemleyerek yazıyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ben şunu anladım. Kendimizi iyi ifade edemezsek yandık. Kimse gözümüzün yaşına bakmaz. Bunun için kendimizi iyi bir şekilde geliştirmeliyiz. Çok çalışmalıyız, emek harcamalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sevgili okurlar, ben örnek vermeyi pek sevmem. Bana göre, bir konuyu iyi anlatamazsanız örnek verilebilir. Ya da, kişi karşısındaki insanın iyi anlayamayacağını düşündüğünde örnek verir. </span></span><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Şu anda, ben daha iyi anlatabileyim diye örnek vereceğim. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir kişi bir ekmek çalsa, ya da bir paket süt çalsa ve yakalansa, savcı ya da hakim karşısına çıktığında o kişi hırsızlıktan yargılanır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Her ne kadar <strong>"açtım, çaldım"</strong> dese de, <strong>“çocuğum için süt çaldım”</strong> dese de, neticede hırsızlık ile yargılanır. Ancak, hakim sadece iyi hal indirimi yapar. Halbuki hakim karşısına bir avukat ile çıksa, avukat hırsızlığın haricinde o kişinin tahliyesi için en az ceza kanunda iki üç değişik maddeleri hakime hatırlatır. Ve o kişiye daha hafif bir caza verdirebilir. Avukat bizi kurtarmak için çalışır, hâkim de adalet sağlamaya çalışır. Bir de karşı tarafın avukatı var ise o zaman işimiz daha da zor. İşte bu yüzden avukat hayatımızda şart. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir de, fazla olurlarsa seçme hakkımız olur ve avukatlık ücretleri de biraz daha az olur. Ne zaman toplumun kültür seviyesi yükselir, suçlar azalmaya başlar, insanlar&nbsp;suç işlemezler ve hakimler de daha rahat çalışıp yasaların ilgili bütün maddelerini iyi değerlendirip, avukata gerek kalmadan doğru karar verirler, işte o zaman avukat sayısı azaltılması doğru olabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür eder, saygılar sunarım. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Dec 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doğru seçim yapmalıyız</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/dogru-secim-yapmaliyiz-143</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/dogru-secim-yapmaliyiz-143</guid>
                <description><![CDATA[Doğru seçim yapmalıyız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba,</span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sayın okurlar, bugünkü yazımızda, insanı insanlığından utandıracak bu savaşlar, terör olayları ve bilhassa Filistin ve adını anmak istemediğim İsrail köpeği hakkında bir takım düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Dünya üzerinde bazı bölge insanları değişik yaşantı içinde ve değişik düşüncelerde. Din, dil, farklılığı olan halklar; vatan olarak kabul ettikleri topraklarda yaşantılarının bir düzen içinde olmaları için devletler ve yönetimleri için de hükümetler kurarlar. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ancak hükümetlerin oluşumunu sağlayan halklardır. Yani işin temeli halktır. Peki neden halkların dediği olmuyor? Halk; yürüyüşler, gösteriler, protestolar yapıyor ama bazen hükümetlerin başındaki bu liderler bu eylemleri hiç dikkate almıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sözüm meclisten dışarı, peki bu halklar nasıl bu kadar barbar, şizofren, acımasız, insafsız, insanlıktan çıkmış adamları nasıl böyle bulup başa getiriyorlar? Ben anlamadım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ancak şöyle oluyor galiba. Bu liderler, seçim zamanı bir takım yalan dolan ve bazı duygu sömürüleriyle seçiliyorlar. Başa geldikten sonra karakterleri ortaya çıkıyor. Şu Netenyahu denen adamın ben insan olduğuna inanmıyorum. Gerçekten söylüyorum, hayvan bile bu kadar vahşi olamaz. Bir de zamanında İsrail'e yaptıklarından dolayı günah çıkarmaya çalışan medeniyetin beşiği dediğimiz Avrupa'lı liderlere de ne demeli? Bu adamların bu davranışları tarihe kara bir leke olarak geçecek. Halklarını ömür boyu utandıracak hareketler yapıyorlar. Bu kişiliksiz Avrupalılar da bu suçun ortağı, bu suçun bir parçasıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hayvanlar alemine bir bakalım. Hayvan, hayvanken bile bu kadar birbirleriyle kavga yapmıyorlar. Peki biz insanların insanlığı nerede kaldı? </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sevgili okurlar, bu durumda ortaya şu fikir çıkıyor;&nbsp;Tüm dünya milletleri hükümet seçerken, lider seçerken duygusal davranmayacak, yalana dolana inanmayacak, doğru karar verecek. Elindeki tek seçim fırsatını iyi değerlendirecek. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Nov 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu işi takip edeceğim.</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/bu-isi-takip-edecegim-142</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/bu-isi-takip-edecegim-142</guid>
                <description><![CDATA[Bu işi takip edeceğim.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bugün size sıkça karşılaştığım bir konuyu ve konuyla alakalı olarak başımdan geçen hadiseyi anlatmak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben özel sektörde uzun süre yönetici kadrosunda çalışarak çalışma hayatımı tamamladım. Birçok değişik konularda kayda değer deneyimlerim var. Bu yüzden kamu, ya da özel sektör çalışma hayatını çok güzel gözlemleyebilirim. Eksik ya da fazlaları kolayca görürüm. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunları anlatmamdaki amaç, yaşadığım bir takım hadiseleri doğru bir şekilde analiz ettiğimi ifade etmek içindi. Başımdan geçen olayı anlatmadan önce birkaç hususa daha değinmek istiyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özel sektörde, genellikle kurumsal olan firmalarda, çalışan kadroların teorik sayısının tespit edilmesinde test dediğimiz şöyle bir yöntem izlenir. İşçi ile çalışacağı makina ya da yapacağı iş arasında test yapılır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mevcut iş makinesi veya yapılacak o iş ne kadar zamanda kaç işçi ile yapılır diye işçiyi çok fazla sıkıştırmadan bir zaman ölçümü yapılır ve o işin başına kaç işçi verilebilir diye bir tespit yapılır. O fabrikanın teorik işçi sayısı yani kemik kadro bulunur ve o fabrikanın iş ve işçi kapasitesi böyle oluşur. Ancak yeri geldiğinde kapasite düşürülür ya da arttırılabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi gelelim kamu iş yerlerine. (Bunu bulunduğumuz zaman için söylüyorum.) Hiç mübalağasız söylüyorum ki, kamu kuruluşlarının yüzde 95'i laçka durumda. Hangi bölüme gelsen üç - beş&nbsp;işçi ya da memur (neyse) bir araya gelmiş koyu bir muhabbet... Sen gittiğinde kimse yüzüne bakmaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çünkü muhabbetleri çok önemli. Artık bir şekilde araya girersin de derdini anlatırsın. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar hepimiz şu veya bu partili olabiliriz. Ancak doğruya da doğru demeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genellikle çalışanların bir çoğunun arkaları var. Kimseye bir şey söyleyemezsin. Sen suçlu çıkarsın. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Size başımdan geçen bir hadiseyi anlatayım; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Silivri Devlet Hastanesi'nden bir sürü zorluklarla bir randevu aldım ve doktora gittim. Randevu saatim geldi, geçti. İçeri çağrılmadım. Çünkü doktorun misafiri vardı. Neyse bir süre sonra çağrıldım. Doktor test yaptırmam için belge almaya beni danışmaya gönderdi. Danışmadaki memur da yok. Nereye gittiyse... Orada sıraya geçtim. Memur geldi. Ben de bizi çok beklettiğini söyledim. Bana; “Bekleme nasıl olur, ben sana göstereceğim” dedi. Ama ne yapacağını anlamadım. Verdiği belgeyi okumadan test olacağım yere gittim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Oradakiler de çay saatindeymiş. Neyse orada da biraz bekledim. Daha sonra içeriye girdim. İçeride dört kişi muhabbet ediyorlar. Ve birisi elimdeki belgeyi aldı. Bana dedi ki; "Sen on gün sonra saat 11.40'da teste geleceksin. Sana danışmadaki memur böyle randevu vermiş" dediler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Neyse, dışarı çıktım. Uzun bir süre orada bekledim. Çünkü bu testin ne kadar sürdüğünü anlamak istedim. Ve bir kişi geldi. Emin olun ki adam dört dakikada dışarı çıktı. Test dört dakikaymış. Öyle teste pek gelen giden de yok. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki; burada bir kalabalık yok, neden randevu veriyorlar? diye baş hekime gittim. O da yoktu, ama bu işi takip edeceğim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fakat hastalığımı da unuttum. Çünkü hala bir sonuç alamadım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Nov 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarımızın sağlığı için aşı</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/cocuklarimizin-sagligi-icin-asi-141</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/cocuklarimizin-sagligi-icin-asi-141</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarımızın sağlığı için aşı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. Hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sayın okurlar, sağlığımız için aşının ne kadar önemli olduğu bilinen bir gerçek olsa da, maalesef aşılarla ilgili bir çok tartışma gündemi işgal etmeye devam ediyor. Bugün, benim de şahit olduğum ve doğru bulmadığım bu aşı tartışmalarını inceleyeceğiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlık için çok değerli ve büyük emek ve masraflarla elde edilen aşılar hakkında bilip bilmeden çok olumsuz konuşmalar yapılıyor. Bu çıkan söylentiler, çatlak sesler toplumumuzda az da olsa ortalığı bulandırmaya yetiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Grip aşısı (adını vermeyelim) bilmem neyi tetiklermiş.” “Korona aşısı daha başka bir riski barındırırmış.” Ve bazı aileler çocuklarına çocuklukta yapılan çiçek aşısı gibi aşıları da yaptırmıyorlar. Bu durum bizleri ortaçağ karanlığına sürüklüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yani, kuduz aşısını yaptırmayalım da kuduralım mı? Nereden çıkıyor bu söylentiler? Biz cahilliği yenelim derken şimdi bu safsatalarla mı uğraşalım? Bu bilim adamları yanlış düşünüyorlar da, cahillik mi doğru düşünüyor? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ülkenin kalkınmışlığı enerji fiyatları ile ölçülür. Bir ülkede bebek ölümlerinin oranı, o ülkenin sosyoekonomik konumunu gösterir. Yüz yıl önce Türkiye'de bebek ölüm oranı çok yüksek idi. Şimdi Allah'a şükür, medeni ve çağdaş ülkeler düzeyindeyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bebek ölümlerinin ve bulaşıcı hastalıkların yok olması, bunların önüne geçmemiz aşılar sayesinde olmuştur. Aşı karşıtlığı düşünen insanlar doktora da gitmesinler, ilaç da almasınlar. Çünkü her ilacın kendine göre olumsuz bir yan etkisi vardır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durumda hastalıktan kurtulmak için mutlaka o yan etkilere katlanmak zorundayız. Zaten bu ilaçlarla uğraşan, bu aşılar üzerinde çalışanlar yan etkileri minimuma (en aza) indirmişler. Çok fazla hayati yan etki olsa o ilaç kullanılmaz. Başka çareler aranır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlara kafa yoran insanlar var. Lütfen bilim adamlarına güvenelim. Ortalıkta gereksiz kargaşalar çıkarmayalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Nov 2023 16:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Demek ki gavur sözü doğruymuş</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/demek-ki-gavur-sozu-dogruymus-140</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/demek-ki-gavur-sozu-dogruymus-140</guid>
                <description><![CDATA[Demek ki gavur sözü doğruymuş]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsan haklarından bahseden Avrupa,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Gazze’de insanlar değil, insanlık ölüyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yahudilerin katliam yapma hakkı varmış,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Görüyor musunuz, gavur ne söylüyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünya bir soykırım izliyor,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çocuklar ağlıyor, analar şaşkın.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kudurmuş köpek gibi saldırıyor,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bunlar çocuk öldürmeye çok alışkın.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Destek büyük domuzdan geliyor,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir Amerikan filmi izliyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Milletler de şerefsizlik görsün,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her şey meydanda neyi gizliyoruz.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Her yerde savaşlar, ölümler</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimi hırsının, kimi toprak peşinde.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünyada insanlar yoklukla savaşıyorlar,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Herkes geçim derdinde, kendi işinde.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Keser döner, sap döner,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir gün gelir hesap döner.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir gün o vicdan size de lazım olur,</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Görürüz o zaman bu işler nasıl olur.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">HALUK ÖZDEMİR</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Nov 2023 12:55:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuzu gibi olduk.</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kuzu-gibi-olduk-139</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kuzu-gibi-olduk-139</guid>
                <description><![CDATA[Kuzu gibi olduk.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar. Hepinize saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sayın okurlar, içinde bulunduğumuz ekim ayı ülkemizde ve dünyada <strong>"Meme kanseri farkındalık ayı"</strong> olarak bir takım etkilinliklerle bu hastalığın ülkelerde taranması amaçlanmaktadır. Tüm dünyada ekim ayında yürütülen farkındalık ve belinçlendirme çalışmaları yapılmaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sayın okurlar, kadınlarımız şu veya bu nedenlerden dolayı hastalıkla ilgili doktorlara erişim sıkıntıları çekiyorlar. Bu durumda devletimizin yapması gereken; uzman ekipler oluşturarak, köy kasaba demeden gezici gruplarla halkımıza gitmeliler. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir örnek vereyim; <strong>Bundan 40 -50 yıl önce röntgen cihazlarıyla sağlıkçı gruplar insanlarda verem tarama yapıyorlardı.</strong> 50 yıl önce yapılan bu veremle savaş, bugün bu meme kanseriyle taramayı yapamayacak mı? Aslında şu anda her yönden imkanlar daha fazla. Önemli olan böyle bir program yapılmasına karar verilmesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir başka konuya daha değinmeden geçemeyeceğim. O da <strong>rahim ağzı kanseri</strong> için yapılan aşı. Bu aşı bütün kalkınmış devletlerde periyodik olarak ücretsiz yapılmakta. Aşı 14-26 dahil yaş aralığında yapılmakta. Konunun çok daha fazla detayına inmek istemiyorum. Ancak aşının fiyatı 1858 TL ve belirli aralıklarla 3 defa yapılması gerekiyor. Bu aşıyı, bizim eli her yerlere yeten devletimiz ücretsiz yapamıyor mu? Aslında sosyal devletin en temel görevlerinden biridir. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bir deyiş var ya <strong>"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın."</strong> Hep yol köprü yapacağımıza, biraz da insanımız için yatırım yapsak diyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bu konularda bizlere görev düşüyor. Siyasilere hiç bir konuda ses çıkarmıyoruz. Kusura bakmayın kuzu gibi olduk. Bizlere oy istemeye gelenlerden bu tür hizmetleri istemeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Satırlarıma son verirken beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Oct 2023 11:07:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cumhuriyet</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/cumhuriyet-138</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/cumhuriyet-138</guid>
                <description><![CDATA[Cumhuriyet]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. Hepinize saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bugün içinde bulunduğumuz haftanın ruhuna uygun, önem ve anlamına dayalı bir sohbet yapalım ve Cumhuriyet hakkında konuşalım. Ancak, herkesin bahsettiği gibi Cumhuriyet'in ilanını, Cumhuriyet kutlamalarını konuşmak yerine konuya başka açılardan bakalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhuriyet nedir? Bir ulusun egemenliğini başka ülkelere bağlı kalmadan kendi elinde tutmasıdır. Halkın kendi iradesiyle seçtiği vekiller sayesinde kendini yönetmesidir. Bu vekiller yasamadır, yasa yapıcıdır. Bir de yürütme vardır. Bu da, mevcut yasalarla devletin yürütülmesi halidir. Üçüncü bir şık yargıdır. Bu da bağımsız yargı organlarıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi sormak lazım; Yargı bağımsız mıdır? Yürütmedeki erkler seçilmişlerden mi oluşuyorlar? Yasama, kanunları kendi iradeleriyle kimsenin tesiri altında kalmadan mı çıkarıyor? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Eğer bu cumhuriyetin kuralları doğru biçimde kullanılıyorsa, biz cumhuriyet ile yönetiliyoruz. Eğer böyle değil ise, biz sözde cumhuriyet ile yönetiliyoruz. Bazı kanunların, kuralların, düşüncelerin içleri boşaltılmışsa, sadece isim kalmışsa o düşünce bir aldatmacadan ibarettir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Benim bu düşüncem, bizim ülkemizi kast eden&nbsp;bir söylem değil, ben bunu genel olarak söylüyorum. Yorumlar sayın okurlarındır. İsteyen istediği gibi düşünebilir. Ancak, Cumhuriyet denen bu devlet biçimi çok mükemmel bir verilmiş karardır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Büyük Atatürk'e, çevresindeki değerli silah arkadaşları ve diğer devlet adamlarına minnettarız. Onların sayesinde özgür olduk. Bizlere düşen görev, ülkemizi daha ilerilere taşıyıp muhasır medeniyetler seviyesine getirmektir. Çok çalışıp Cumhuriyet kurallarına uyup onlardan ayrılmamaktır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satırlarıma son verirken beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Oct 2023 11:33:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belediye Başkanlığı yarışı</title>
                <category>Hasan Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/belediye-baskanligi-yarisi-137</link>
                <author>h.bircan@yaani.com (Hasan Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/belediye-baskanligi-yarisi-137</guid>
                <description><![CDATA[Belediye Başkanlığı yarışı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2024 yerel seçimlerinde Silivri Belediye Başkanlığı için adayların kimler olacağı şimdiden merak ediliyor, tartışılıyor, konuşuluyor ve analiz ediliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Resmi seçim takvimi 1 Ocak 2024 tarihinde başlayacak ve&nbsp;partilerin henüz adaylarını resmi anlamda duyurmadığını görüyoruz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak, gelişmelere ve siyasi gündeme göz attığımız zaman, bazı değerlendirmelerde bulunabiliriz. Silivri’de hem Cumhur İttifakı için hem de Millet İttifakı için Belediye Başkanlığı aday adaylarının bir kısmı belli gibi. Ama kesin aday kimin olacağını siyasi partilerin yönetimleri belirleyecek.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:black">Milliyetçi Hareket Partisi için şu anda Volkan Yılmaz tek aday adayı gibi görünüyor. Yılmaz’ın, MHP yönetiminden ve seçmeninden oldukça kuvvetli bir destek aldığını söylemek mümkün. Ancak Ak Parti, önceki seçimde olduğu gibi Yılmaz’ı destekleyecek mi? AKP’li Silivri Belediye Meclis Başkan Vekili Filiz Baş Güler’in</span><span style="color:#050505"> sosyal medya paylaşımı destek mahiyetinde. Güler;&nbsp;</span><strong><span style="color:black">“</span></strong><strong><span style="color:#050505">Adaylığı açıklandığından beri gençlere, çocuklara ve kadınlara değer veren Belediye Başkanımızla, hizmetlerimize yenilerini katacağız! Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır diyoruz!!!” </span></strong><span style="color:#050505">dedi. Buna benzer söylemler önümüzdeki günlerde artarsa muhtemelen yine Ak Parti Silivri’de Volkan Yılmaz’a destek verecektir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cumhuriyet Halk Partisi’nde Silivri Belediyesi Başkanlığına talip olan birkaç isim var. Hepsi de partiye uzun yıllar emek vermiş, hizmet etmiş kişiler. Bora Balcıoğlu, Melih Yıldız ve Doruk Bulut şimdilik öne çıkanlar. Bunlara yenilerinin de eklenme olasılığı bulunuyor. Bakalım CHP Silivri’de kimi aday gösterecek…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">CHP’de yakın zamanda gerçekleşen İstanbul İl Kongresinde Özgür Çelik İstanbul İl Başkanı olmuştu. Çelik, İBB Başkanı İmamoğlu ile aynı safta olan, değişimciler kanadından bir siyasetçi. Özgür Çelik’i destekleyenler arasında Doruk Bulut’un olması, acaba parti organlarında Doruk Bulut’un Belediye Başkanlığı için aday gösterilmesine yol açar mı? Genel seçimlerde Milletvekilliği için yarışan ve bu sayede popülerliği artan Bulut’un, bu sefer Belediye Başkanı adayı olması dengeleri değiştirir mi? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sonuç olarak; 2024 Belediye Başkanlığı yarışının Volkan Yılmaz ile Doruk Bulut arasında geçme olasılığı çok yüksek. Belki de ben yanılırım. Bekleyip hep birlikte göreceğiz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Oct 2023 14:40:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/12/hasan-bircan-1671048115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Azdıkça azıyor</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/azdikca-aziyor-136</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/azdikca-aziyor-136</guid>
                <description><![CDATA[Azdıkça azıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar, sevgili dostlar. Hepimize saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bugünkü yazımı yine güncel konulardan yazdım. Çünkü çevremizdeki ülkelerde olan olaylar ister istemez insan olarak hepimizi etkiliyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Televizyonumuzu açtığımızda birçok üzücü, insanlık dışı, dram dolu haberlerle karşılaşıyoruz. Kaldı ki; bir de <strong>müslüman halkların ezilmeleri, bizleri derinden yaralıyor.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Müslüman halkların arkası pek yok maalesef. Sadece kınamalarla geçiştiriliyor. Hristiyan toplumlar, birbirlerine daha çok fazla arka çıkıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Zayıf bir Ukrayna Rusya'ya nasıl da kafa tutuyor. Rusya'nın cephanesi bitiyor ama Ukrayna'nın bitmiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın dostlar, İsrail ve Filistin'in arasındaki fark çok farklı bir durum. İsrail değişik bir halk. Buradaki din adamları, hahamlar,&nbsp; yetiştirildikleri Yaşiva din okullarında çok değişik bir eğitim alıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ve bu musevi halka sinagoglarda anlatılanlar, musevilerin dışındaki dinleyenleri hayretlere düşürecek cinsten. Mesela din adamları tevrattan okuduklarını şöyle yorumluyorlar; <strong>"Yahudiler, (İbraniler) çok üstün bir ırktır. Onlar çok özel bir millet, her yaptığı hataları Allah tarafından her zaman affedilir. Onların her yaptığı mübahtır ve kesinlikle hepsi, ne suç işlerlerse işlesinler, onlar cennetliktir"</strong> O yüzden bu millette acıma duygusu yok, merhamet yok. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlar özel bir bir millet olduklarına inanıyorlar. Çünkü onların kitabı böyle diyor. Yazılanları böyle yorumluyorlar. Bir bilgiye göre Yahudilerin ataları, bunların yayılmacılığını sağlamak için onları merhametsiz bir toplum yapmak için Tevratta bu şekilde değişiklik yapmışlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir de şöyle bir durum var ki, <strong>dünyanın jandarması Amerika İsrail 'in arkasında.</strong> Bir deyişe göre, İsrail'e küçük Amerika denir. Hâl böyle olunca İsrail azlıkça azıyor. Bir de yine arkalarında, <strong>destekçileri Amerika'ya</strong> yaranmaya çalışan Avrupa ülkeleri var. Haklı haksız aramadan destek veriyorlar. Çünkü onların karakterli olup olmamakla alakaları yok. Onlarda, sadece çıkarlar gözetilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satırlarıma son verirken hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım, hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 21 Oct 2023 12:41:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mutluluk</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/mutluluk-135</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/mutluluk-135</guid>
                <description><![CDATA[Mutluluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, hepinize saygılar sunarım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, yine farklı bir fikir aklıma geldi. Bu fikri ele almamdaki sebep; çok zengin, çok çeşitleri olan bir refleks olduğunu düşündüğüm için <strong>mutluluk</strong> konusunu işleyelim dedim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mutluluk, genellikle <strong>duygusal insanlarda</strong> daha fazla ve daha hızlı reaksiyon gösterir. Bir de mutluluk hormonunu tetikleyen tatlı yiyeceklerdir. Ancak bazı kişiler vardır ki çok katı. Karakter olarak da çok memnuniyetsiz. Kolay kolay memnun olmaz, mutlu olmaz. Olsa bile mutluluğunu saklar. Sanki karşısındaki insana eziyet edercesinde soğuk kanlı davranır, karşısındakinin içini karartır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir de gözünü seveyim o mutlu olan insanların; çok alçak gönüllüdür. Ufacık şeylerle çok mutlu olurlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir çocuk bir çikolata ile mutlu olur, bir yetişkin iş bulursa, bir arabası olursa, yaptığı işten para kazanırsa mutlu olur. Yani her yaşa göre herkes kendi ilgi alanında sevebileceği bir meseleye sahip olduğunda mutlu olur. Mesela ben kendimi söyleyeyim; <strong>bir insanı mutlu edersem</strong> çok mutlu olurum. Bazen şahsi meselelerimizi bırakıp ülkemizin herhangi bir konuda başarısından memnun oluruz ya da dünyamızın bir buluşundan memnun oluruz. Bu gibi örnekleri çoğaltabiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok zengin birisinin mutluluğu büyük olur, fakir birinin mutluluğu da küçük olur. Derler ya; <strong>"Allah fakiri mutlu etmek için eşeğini önce kaybettirir, sonra da buldurur ve mutlu edermiş"</strong> Neyse esprimiz bir yana... Ama mütevazi olunup büyük küçük demeden güzel şeylerden mutlu olmasını bilmeliyiz ve karşımızda sevdiklerimizi de mutlu etmeliyiz. Onların mutluluklarını paylaşmalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tekrar buluşuncaya kadar hepinize mutluluklar diliyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için çok teşekkür eder, saygılar sunarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Oct 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kimseden bekleme</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kimseden-bekleme-134</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kimseden-bekleme-134</guid>
                <description><![CDATA[Kimseden bekleme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, her hafta bahsettiğim konular; çevremizdeki güncel olaylar, kasabamızdaki sorunlar ya da tartışmaya açık münazaralı konular. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün de yine kafamızı yoracak bir konu seçtim sizlere. Çünkü zorlanan beyin çalışan beyindir. Zora düşen insan zorlukların hakkından gelir. Bir insana iyilik yapmak istiyorsan ona (sürekli) iyilik yapmayacaksın. O kişi kendi kendine o sıkıntıyı aşmayı bilsin, işte o zaman iş öğrenir. Kötülük istiyorsan, o kişiye hazır vereceksin ve o insan her zaman muhtaç kalır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hani bir söz vardır; <strong>“Kötü komşu insanı mal sahibi yaparmış.” </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Canlıların bulundukları ortama göre, görünüşleri, iç ve dış karakteristik özellikleri şekillenir. İş öğrenmek zorunda kalırsa öğrenir. Koşmak zorunda ise koşar. Kaçmak zorunda ise kaçar. Uçmak zorunda ise uçar… &nbsp;(gibi örnekler çoğaltılabilir) </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kuşun, böceğin renkleri bile yaşam alanları neresiyse oraya göre uyum sağlamış. O hayvanın rengi o çevreye uymuş. Yani bahsettiğim konu doğanın kanunudur. Doğadaki canlılık böylece çeşitlenmiş ve özellik kazanmıştır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kusura bakmayalım ama bir insan <strong>“Okumam, kafa yoramam”</strong> derse, <strong>“Haber falan dinlemem, bana ne onlardan”</strong> derse, o insan uyumak istiyor, ninni istiyor demektir. Yarın, öbür gün “Ortamı beğenmiyorum. Ne olacak bu halimiz?” demeye hakkı yok. Ortamdan şikayet etmemeli. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, işlerin kolaycılığına kaçmamalıyız. Güzel işler, güzel ortamlar, güzel bir gelecek hazırlamak kolaycılıkla (Hani bir söz vardır ya; <strong>“Kuyrukla kapan boşandırmakla”</strong>) olmuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendimizi her konuda yetiştirmeye gayret etmeli, becerilerimizi geliştirmeli, yani emek harcamalıyız. Güzel işler böyle ortaya çıkar, birilerinden bir şeyler beklemekle değil! </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sözlerime son verirken hepinize teşekkür ederim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Saygılar sunarım. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Oct 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ezmeden ezilmeden</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/ezmeden-ezilmeden-133</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/ezmeden-ezilmeden-133</guid>
                <description><![CDATA[Ezmeden ezilmeden]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. Hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, bugün sizlere; son zamanlarda çok dikkatimi çeken, (kurum ve kuruluşlar dışında) şahısların aralarında yaptıkları alışverişler, gayrimenkul ve araç alış satışları ile ilgili bir takım ahlaki olmayan davranışlardan bahsetmek istedim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu konuyu güzel bir sözle anlatmak istiyorum. <strong>“İnsanlar paranın peşinden o kadar hızlı koşuyorlar ki, ahlakın arkadan yetişmesi mümkün değil”</strong> </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani bazı insanlar <strong>“Aldanmayayım, aldatayım”</strong> düşüncesiyle hareket ediyor. Nedense <strong>“Ben aldanmayayım, ama karşımdakini de aldatmayayım”</strong> demiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kendimizi dünya hayatına o kadar kaptırdık ki, gözümüz başka şeyleri görmüyor. O kadar bozuk bir ortama sürüklendik ki ,dürüst olduğu zaman insana aptal gözüyle bakılıyor, aldatılmaya çalışılıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yeri gelmişken, burada da düşünülecek bir cümle söylemek istiyorum; “<strong>Sevmedim ben bu devri, güzel insanlar çok çabuk tüketiliyor”</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar devir bu, uyanık olmalıyız. Uyanık olmak kendini korumaktır, başkasını aldatmak olarak düşünülmemeli. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Memleketin yarısı düşünmekten uyuyamıyor. Diğer yarısı da uyumaktan düşünemiyor. Ne kadar acı değil mi dostlarım? </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, burada sohbet ediyoruz. Kimse kimseye ahlak dersi vermiyor. Peki bu durum değişmez mi? Değişir tabii. Avrupa'da gelişmiş ülkelerde böyle değil. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mesele, halkın kültürlü olması meselesi. İnşallah bir gün bizde de kültür seviyesi artar. İnsanlığa yakışır biçimde diyaloglar, alışverişler, <strong>ezmeden ezilmeden</strong> birbirimize saygılı davranırız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Naçizane bir fikrim var; <strong>Mucizelere inanmadan, mucize beklemeden, hurafelere inanmadan, gerçekçi düşünüp yeteneğimizin olduğu ve iyi bildiğimiz konularda çok çalışmalıyız.</strong> </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Hepinize saygılar sunarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Oct 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Satılık</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/satilik-132</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/satilik-132</guid>
                <description><![CDATA[Satılık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar, hepinize sevgi ve saygılar sunarım.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sayın okurlar;&nbsp;bir furyadır, sekiz on yıldan beri, hele son zamanlarda arazilerin adeta hepsi satılık. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan insanlara kamu arazilerinden olsun, özel mülklerden olsun pervasızca satılmakta. Sadece yabancılara değil, şirketlere, şahıslara, kurum - kuruluş demeden parayı veren herkese adeta her yer satılık.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sanki, arazi&nbsp;satmak moda oldu. Belediyeler de satıyor, şahıslar da satıyor. Yeter ki, satan kişiye istediği para verilsin. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ancak, satıştan belli bir süre geçtikten sonra büyük ölçüde pişmanlıklar başlıyor, çünkü paranın değeri düşüyor. <strong>"Keşke satmaya acele etmeseydik"</strong> diyoruz. Ama yine satmaya devam ediyoruz. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sanki dünyanın sonu geldi, bizden başka dünyada kimse yaşamayacak. Bizlerin sadece bir emanetçi olduğumuzu unutuyoruz.&nbsp;Bizden önceki insanlar neden satmamışlar, satma işini sadece bize mi bırakmışlar? Hem de bugünkü teknoloji yokmuş. Yaşayabilmek için çok zahmet çekmişler. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Belki, bizden sonra gelecek olan nesil çok zeki olacak. İnsanlığın hizmetine teknolojik kurumlar kuracaklar. Daha lüzumlu iş yerleri yapacaklar. Peki biz bütün&nbsp;arazileri&nbsp;satarsak ne yapacaklar?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Biz bütün verimli toprakları tarım dışında fütursuzca saçma sapan yapılarla doldurunca, bizden sonraki nesiller nerede tarım yapacaklar?</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dünyada hayat devam ediyor, neden biz dünyanın sonuymuş gibi davranıp gelecek neslimizi hiç düşünmüyoruz. Yoksa şu andaki nesil dünyaya yok edici bir nesil olarak mı geldiler. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Her konuda adeta dünyadaki güzellikleri nasıl yok edebiliriz diye yarışıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ben, bu kadar sorumsuzluğu anlamıyorum. Herkes kendince daha dikkatli davranıp geleceği düşünüp duyarlı davranırsa belki biraz durum düzelebilir. Hani bir söz vardır; <strong>"Herkes kendi evinin önünü süpürürse mahallemiz temiz olur"</strong> misali.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Saygılarımla hoşçakalın.&nbsp;</span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Sep 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seçimin bir başka yönü: Muhtarlık</title>
                <category>Hasan Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/secimin-bir-baska-yonu-muhtarlik-131</link>
                <author>h.bircan@yaani.com (Hasan Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/secimin-bir-baska-yonu-muhtarlik-131</guid>
                <description><![CDATA[Seçimin bir başka yönü: Muhtarlık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2024 Yerel Seçimleri için genellikle Belediye Başkanlığına kimin aday olacağını konuşuyoruz. Ancak daha az konuştuğumuz ve tartıştığımız bir şey var; o da mahalle muhtarlığı seçimi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demokrasinin gereği olan seçimlerde Belediye Başkanlığı için aday olması muhtemel kişiler konuşulmaya devam ederken bir yandan da muhtar olmak isteyenler adaylıklarını açıklamaya başladı. Görevleri Anayasanın 5241. sayılı kanunu ile açıklanmış olan muhtarların aslında yerel yönetimlerle halk arasında köprü olması hasebiyle çok önemli bir makamda&nbsp;olduğu çoğu kez dikkatlerden kaçmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçtiğimiz günlerde Değirmenköy Gölet Kooperatifine ait olan sulama borusunun D-100 Karayolundaki köprü çalışması sırasında hasar görmesi üzerine <strong>Kooperatif Başkanlığı, KGM, Kaymakamlık, Belediye, İSKİ</strong> gibi kurumların işbirliğiyle hasarın giderildiğini hep birlikte gördük. Ama arka planda çalışan, kurumlar arasında mekik dokurcasına işlerin doğru ve zamanında yapılmasını temin eden muhtarlarımız vardı. Hem İsmetpaşa Mahalle Muhtarı <strong>Erkan Varol</strong>’un, hem de Fevzipaşa Mahalle Muhtarı <strong>Şenol Köroğlu</strong>’nun, Kooperatif Başkanı <strong>Abdurrahman Şen</strong> ile defalarca telefon trafiği yaşaması sonrasında, ilgili kurumların bir araya gelerek sorunu çözmesini mesleğimiz gereği yakından takip ettik.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halkın beklediği hizmetler için ilgili kurumlar görevini yapmakla mükelleftirler. Ancak Büyükşehir sınırlarında yaşıyorsanız bazen neyi nereye bildirmeniz gerektiğini bilemeyebilirsiniz. Mahallemizden örnek verecek olursak; bazı yolların sorumluluğu İlçe Belediyesine ait iken, bazı yollar Büyükşehir Belediyesi, hatta bazıları Karayolları Genel Müdürlüğü sorumluluğunda. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çevre, çöp, temizlik, su, elektrik, aydınlatma, park, tarla yolu, yardım, güvenlik vs. vs. gibi konularda vatandaşın ilk aklına gelen başvuru mercii genellikle muhtarlarımız olmaktadır. Mahallede her gün görme şansı olduğu ya da her zaman halkın içinde olduğundan belli bir samimiyet bağı kurulan muhtarlar, belki de çoğu zaman fuzuli meselelerde bile rahatsız edilen seçilmiş kişilerdir. Öyle ki; geçenlerde bir muhtarımız sosyal medya hesabından <strong>“Muhtarlık emlak danışmanlığı makamı değildir”</strong> diye bir uyarıda bulunmak zorunda bile kalmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halen görevlerini sürdürmekte olan muhtarlarımızdan bahsetmişken, kendilerinin 2024 seçimleri için aday olacaklarını da buradan bir kez daha duyurmuş olalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fevzipaşa Mahallesi Muhtarı <strong>Şenol Köroğlu</strong>, 1999 yılından bu yana 5 kez seçildi. <strong>Köroğlu</strong>, 2024 yılında da seçilirse 6. defa muhtarlık koltuğuna oturmuş olacak. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İsmetpaşa Mahallesi Muhtarı <strong>Erkan Varol</strong> ise, son seçimlerde ilk kez aday olmuş ve önceki dönem muhtarı <strong>Özay Demir</strong>’den görevi devralmıştı. Hem <strong>Varol</strong> hem de <strong>Demir</strong> 2024 yılı seçimleri için tekrar aday olacaklar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Planlanan 2024 Mart seçimleri için, Değirmenköy’de muhtarlığa talip olan adaylardan <strong>Ömer İlhan</strong>, 29 Kasım 2022 tarihindeki bir haberde zaten aday olacağını açıklamıştı. <strong>İlhan</strong> geçtiğimiz günlerde Silivri CHP İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen ziyarette, mahalle ile ilgili sorunların konuşulduğu bir toplantıda söz alarak Değirmenköy’e gelen hizmetlerin yetersizliğinden yakındı. Bu çıkışıyla bir kez daha muhtar adayı olacağını hissettirdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Önceki&nbsp; dönem muhtarlığa aday olan <strong>Hakan Aksu</strong>’nun da yine son anda bir değişiklik olmazsa 2024’te adaylığı düşündüğü konuşuluyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu yıl ilk defa muhtar adaylığını dile getiren <strong>Suat Sevaz</strong> ise, Ak Parti Mahalle Başkanlığını bırakarak göreve talip olmasıyla dikkat çekti. Önceki yazımda da belirttiğim gibi <strong>Sevaz</strong>’ın gelişmelere göre bu niyetinden vazgeçebileceğini düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu dönem adaylığını açıklayanlardan bir tanesi de, yine ilk kez muhtarlık için ismini duyuran <strong>Başak Soydam</strong>. Hem ilk kez aday olması, hem de seçilirse ilk defa bir bayan muhtarımız olacak olması açısından <strong>Başak</strong> hanımın bu girişimi dikkate değer.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçen dönem muhtar adaylarından olan <strong>Tuncay Akkaya</strong>’dan şu ana kadar net bir bilgi alamadım, ama yakın zamanda onun da adaylığını açıklayacağını tahmin ediyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adaylarımızın nasıl bir göreve hazırlandıklarını tekrar kısaca özetlemek gerekirse, yerel yönetimlerin vatandaşlara ulaştırdığı hizmetlerin, yardımların bir çoğu muhtarlar üzerinden olduğu gibi, vatandaşların talep ve sorunları da aslında muhtarlar aracılığıyla&nbsp; üst makamlara iletilmektedir. Hele bu, 2009 yılından sonra köy ve beldelerin kanun ile mahallelere dönüşmesinden sonra (uzak mahalleler için) daha çok önem kazanmıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2024 seçimleri için muhtarlığa talip olan tüm adaylara şimdiden başarılar diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Sep 2023 17:28:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/12/hasan-bircan-1671048115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alıştık mı?</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/alistik-mi-130</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/alistik-mi-130</guid>
                <description><![CDATA[Alıştık mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sayın okurlar. Hepinize saygılar sunuyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, gerçekçi olmak gerekirse bu yazımı yazmadan önce nasıl bir yazı yazayım diye biraz düşündüm. Bugüne kadar, yazılarımda bazı sosyal, kültürel ve ekonomik konular hakkında bilgilendirme, uyarma ya da hatırlatmalarda bulundum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak gördüğüm kadarıyla bu konuları anlattığım yazılarda etkileşim (Beğenme, yorum vs.) az oluyor. Ben de o zaman kendimi sorguluyorum, <strong>“Yoksa hata mı yaptım”</strong> diye. Ama magazinsel ya da fıkralı&nbsp;(gülümsetecek) yazı yazdığımda tıklama çok oluyor. Ben de şöyle düşünüyorum;&nbsp;<strong>Yoksa, ben mi bazı işleri sorun gibi gösterip abartıyorum?</strong> <strong>Ya da, biz mi bu hayata alıştık?</strong> <strong>“Şükür halimize bundan iyisi can sağlığı” mı diyoruz? </strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ekonomik ve sosyal durumlardan memnun muyuz? Bana kalırsa ortamı kabullendik. Böyle yaşamaya alıştık. Çözümü olabilecek konularda bile doğru diyen, ya da değişik bir fikir beyan edenimiz yok, olsa da çok az. Benim şahsen aktif bir toplum, duyarlı bir toplum olmamız beklentim vardı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir gün bir araba sürücüsü kırmızı ışıkta durmuş. Arkadan gelen araç duramamış ve öndeki araca hafiften vurmuş. Şöförler hemen inmiş ve tartışmaya başlamış ama kısa sürede sakinleşmişler. Bir süre sonra aynı sürücüler biraz ilerideki ışıkta yine bir birilerine vurmuşlar. Yine kavga başlamış ve çevredeki insanların araya girmesiyle yine durum yatışmış. Aksilik işte! yine bir sonraki kırmızı ışıkta, yine aynı sürücüler tekrar birbirilerine vurmuş. Öndeki arabanın sürücüsü camdan dışarı bakmış. Arkadaki vuran da camdan kafasının çıkartmış. <strong>-Ben ben, yabancı değil devam et…</strong> demiş. Yani, o sürücüler kavga ettikleri bir konuda bir süre sonra kaza yapmalarına bile alışmışlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Halbuki; ne iş yapıyorsak yapalım ya da aynı işi defalarca yapsak da, o işi ilk defa yapıyor gibi özenle yapmalıyız. Ve, <strong>"Ben bu işe alıştım"</strong> demeden her konuda özen gösterip dikkat etmeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Olumsuzluklara alışmak demek; insanın kendini bırakması, salması demektir. Hele hele günümüz şartlarında her meslekte bulunduğumuz ortama çok duyarlı olmalıyız. Sorunları sahiplenmeliyiz, çözüm üretmeliyiz. Yoksa geç kaldığımız konulara sonradan yetişmek çok zor olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hepinize saygılar sunarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Sep 2023 16:34:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuraklık</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kuraklik-129</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kuraklik-129</guid>
                <description><![CDATA[Kuraklık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px">Merhaba sayın okurlar. Hepinize saygı ve sevgiler sunarım.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sayın okurlar, son zamanlarda hayatımızı olumsuz etkileyen bir kuraklık yaşıyoruz. Bu kuraklık sebepleri, bilim adamlarının açıklamalarına göre iki nedene bağlı. </span></p>

<p><span style="font-size:18px">Birincisi doğal nedenlerden dolayı suların biraz daha derinlere çekilmesi. Diğer neden ise bilinçsiz su kullanımı nedeniyle yüzeysel sular yok olmakta. Bu durumda göller ve ırmaklarda su miktarı azalmakta hatta bazıları kurumaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bir de başka bir sorunumuz daha var. Bu da dolaylı olarak dünya düzeninin bozulmasını doğuran etkenlerden biri olan çevre kirliliği ve hava kirliliği. Havada karbondioksitin artması ve katı yakıt kullanılmasından doğan kirlilik atmosferin ısınmasına neden olmakta.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu yüzden dünya her yıl biraz daha ısınıyor. Göllerde, derelerde, denizlerde buharlaşma artıyor. Yağmur ve diğer yağışlar da olmuyor. Olduğu zaman da çevre felaketi oluyor. Seller, fırtınalar, aşırı soğuklar oluyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dünya ülkeleri bir türlü anlaşıp bu çarpık sanayileşmeyi durdurmuyorlar. Kirliliğe ciddi önlem almıyorlar. Devletlerin güvenlik güçleri bu kötü gidişe dur demek için protesto eden insanlara protesto hakkı bile tanımıyorlar.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bu durumda kuraklıktan kurtulmak için kendi önlemlerimizi almak bizlere düşüyor. Yağan yağmur sularını depolayacağız. Kar sularını depolayacağız. Dereler üzerine belirli aralıklarla göletler yapacağız. Yani suyu boşa akıtmayacağız. Yağmurların yağması için ağaçlar dikeceğiz. Sulama sistemimizi genellikle damlama şeklinde yapacağız. Kısacası, tasarruflu ve bilinçli davranmak zorundayız.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hepinize saygılar sunarım. Hoşçakalın.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Sep 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gündem Değirmenköy</title>
                <category>Hasan Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/gundem-degirmenkoy-128</link>
                <author>h.bircan@yaani.com (Hasan Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/gundem-degirmenkoy-128</guid>
                <description><![CDATA[Gündem Değirmenköy]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cuma günü <strong>Silivri Belediyesi Meclisi</strong>&nbsp;Eylül ayı 2. oturumunda görüşülen <strong>9.</strong> maddede <strong>Değirmenköy</strong>, Silivri’nin bir anda gündemi oluverdi. Özetlemek gerekirse, <strong>Değirmenköy’</strong>de sanayi sitesi imarlı <strong>134/4</strong> ada/parsel nolu arsanın da içinde olduğu toplam <strong>18 adet</strong> arsanın satışı kararı görüşüldü. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Muhalefetin <strong>Değirmenköy</strong>’deki sanayi sitesi arsasının satışını doğru bulmaması üzerine yaşanan tartışmaların akabinde, <strong>Başkan Yılmaz</strong> bir de <strong>Değirmenköy</strong>’de belde belediyesi zamanında mezbaha olarak kullanılan ve sonradan mülkiyeti <strong>İstanbul Büyükşehir Belediyesi</strong>’ne geçen alanın <strong>İBB</strong> tarafından depo olarak kiraya verileceğinin <strong>İBB</strong> encümen raporunu açıklamasıyla karşılıklı tartışmalar başka bir boyut kazandı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi konuyla alakalı görüş ve kanaat belirtmek yerine konuyu biraz irdeleyerek anlamaya çalışalım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Volkan Yılmaz, <strong>134/4</strong> nolu alanın Hazine adına kayıtlıyken kendi çabalarıyla <strong>Silivri Belediyesi</strong> mülkiyetine kazandırıldığını söyleyerek, mevcut sanayi dükkanları esnafını da mağdur etmeyecek şekilde ayrılmış olan bu alanın satışıyla Belediye kasasına gelir elde etmek istiyor. <strong>(Dolayısıyla Değirmenköy için)</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İBB</strong> ise, eskiden mezbaha faaliyetinde bulunulan (içinde hala binasının atıl olarak bulunduğu) alanı encümen kararıyla depo olarak kiraya vermek istiyor. Buradan da İstanbul halkına gelir elde edilecek. <strong>(Dolayısıyla Silivri ve Değirmenköy için)</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tartışmada ise her iki taraf da kendince haklı. Silivri’de muhalefet grubu, <strong>Yılmaz</strong>’ın sanayi sitesi imarlı arsa satışı kararını doğru bulmuyor. Arsanın özel sektör yerine <strong>Belediye ve yöre halkı</strong> tarafından tasarrufta bulunulmasının daha doğru olacağını savunuyor. <strong>Yılmaz ve Cumhur ittifakı</strong> tarafı ise mezbaha alanının depo olarak kiraya verilmesi kararını doğru bulmuyor. <strong>Yılmaz</strong>, bölgede mezbahaya &nbsp;ihtiyaç olduğunu da her platformda dile getiriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burada <strong>Değirmenköy </strong>halkının kendi kaderini yakından ilgilendiren bu kararlar ile ilgili olumlu yada olumsuz düşünceler bir şeyi değiştirmeyecektir, çünkü belde olarak kendini yönetme hakkı <strong>2009</strong> yılında kalkmış, Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında mahalle statüsüne düşmüştür. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Silivri Belediyesi Meclisi,</strong> Silivri’nin toplam nüfusunu (yaklaşık 210 bin) temsil ederken, <strong>İ.B.B. Meclisi,</strong> İstanbul’un toplam nüfusunu (yaklaşık 16 milyon+) temsil etmektedir.</span></span></p>

<ul>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Demokraside herkes farklı düşünebilir, ancak kanunlar çerçevesinde herkesin değil (seçilmiş) bir kişinin yada grubun dediği olacaktır.</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Peki bizi yönetenler; bizim için doğru mu, yoksa yanlış mı karar vermektedir? </span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu kararlar, başta yöre halkı olmak üzere Silivri ve İstanbul halkına ne kazandıracak veya ne kaybettirecektir?</span></span></li>
	<li><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belediye seçimlerine doğru yol alırken, gerçekleşen bu kararlar seçmenin sandıktaki tavrını nasıl etkileyecektir?</span></span></li>
</ul>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Siyasi tecrübesi ve birikimi olan yöneticilerimiz bunları mutlaka düşünmüşlerdir diye düşünüyorum.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu arada, yukarıda Değirmenköy’ün 2009 yılında mahalle statüsüne düştüğünden bahsederken, yeni muhtar adaylarımız aklıma geldi. Yaşadığım Değirmenköy’de bulunan <strong>İsmetpaşa</strong> ve <strong>Fevzipaşa</strong> Mahalleleri için <strong>2024</strong> yılı yerel seçimlerinde mahalle muhtarlığına talip olacak (henüz resmi başvuru yapılmamış) yeni ve eski adaylar bulunuyor. Edindiğim bilgilere göre bunlardan bir tanesi de ilk kez aday olacak olan <strong>Başak Soydam</strong> hanımefendi. Birinci azası da <strong>Semra Ulukan</strong>. Kendilerine şimdiden hayılı olsun dileklerimi iletiyorum. Mevcut durumda olan her iki mahalle muhtarı da <strong>2024</strong> mart seçimlerinde yine aday. Diğer adayları da bir sonraki yazımda paylaşacağım. Hoşçakalın</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Sep 2023 16:06:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/12/hasan-bircan-1671048115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başıboş Köpekler</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/basibos-kopekler-127</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/basibos-kopekler-127</guid>
                <description><![CDATA[Başıboş Köpekler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, bugünkü konumuzu, bir izleyicimin önceki yazımın paylaşımında yaptığı yorumun içerisinde bahsettiği husus ile ilgili seçtim. Yorum çok dikkatimi çekti ve beğendim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatta konu hakkında benim de şahit olduğum olaylar oldu. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Evet, sizlere bahsetmek istediğim kasabımız içindeki başıboş köpekler. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sayın okurlar, belki günün kalabalık saatlerinde bir şey anlamıyoruz. Hatta günlük koşuşturmacalarımızdan köpekleri görmüyoruz bile. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak, gecenin ıssızlığında bir işimiz çıktığında, sokakta köpeklerle karşılaşınca tehlike başlıyor. Bir de, sabah erken saatte işine giden insanlar için çok ürkütücü bir durum. Çok defa sürü halinde geziyorlar. İçlerinde biri havladığında hepsi birden insanın etrafını sarıyorlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Bu durum herkes için tehlikeli olmayabilir, ancak yalnız bir çocuk, kadın veya yaşlı kimse için çoğu zaman korkutucu, ürkütücü ve tehlikeli olabilir.</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi sorunu dile getirdiğimde, (naçizane benim huyumdur) kendimce bir çözüm söylüyorum. Söylediğimi de, emin olun ki bir yerlerden araştırıp, bir ortak fikir çıkarıyorum. Aklıma geldiği gibi yazmıyorum. Yanlış anlaşılmasın, ben de kendimce duygusalım, çok taş kalpli, acımasız değilim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ancak gerçekçi olmalıyız. Bu hayvanlara yerleşim yeri içinde yiyeceğini, suyunu verdiğimiz sürece bu hayvanların burada sayısı artar, asla azalmaz. Yerleşim yeri dışında müsait bir yerde bunlara bakalım kasaba içinde yiyecek vermeyelim. Kasaba dışında bulundukları bölgeye bırakalım yiyeceklerini. O zaman karınlarının doyduğu yerden ayrılmazlar. Ama bu hayvanların bakımını da sadece bir kurumun ya da bazı kişilerin yüklenmesi olmaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kasaba içinde rahat etmek istiyorsak tüm insanların ilgilenmesi gerekir. Evlerimizde kalan yiyecekleri, kemikleri vs. bir yere bırakırsak o yiyecekler, o hayvanlara ulaştığında olay çözülmüş olur. Yani hepimizin bu konuda katkısı olmalı. Rahat etmek istiyorsak elimizi taşın altına koymalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Saygılar sunarım.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seçime doğru izlenimler</title>
                <category>Hasan Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/secime-dogru-izlenimler-126</link>
                <author>h.bircan@yaani.com (Hasan Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/secime-dogru-izlenimler-126</guid>
                <description><![CDATA[Seçime doğru izlenimler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçmişte siyasi konularla yakından uzaktan hiç ilgim olmamasına rağmen, yaklaşık bir buçuk senedir hasbelkader, bir şekilde medya sektörünün içine girmiş olduğumuzdan dolayı siyasi gelişmeleri az çok takip etme durumu söz konusu oluyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şimdi nereden başlayalım diye düşünürken, yakın geçmişte Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimleri yaşandığını hatırlayarak devam edelim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Önümüzde de yine Belediye Başkanlığı seçimleri var ve gerçekleşmesine yaklaşık olarak yedi ay kaldı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öncelikle, yaşadığım çevrede yani Değirmenköy’de neler oldu ve bundan sonraki muhtemel gelişmeler neler olabilir diye bir bakalım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">2009 yılındaki Belediye seçimlerinden sonra, “malum Büyükşehir Belediyesi Kanunu gereğince” “Mahalle” statüsüne düşen Değirmenköy’de, 14 Mayıs seçimlerinde en fazla sevinen parti <strong>CHP</strong> olmuştur. Milletvekili adayı olması hasebiyle de, çok yoğun bir seçim çalışması yapan <strong>Doruk Bulut</strong> ise, az farkla amacına ulaşamamıştır. (<strong>Bulut</strong>’un adını son günlerde Belediye Başkanlığı için adaylar arasında duyuyoruz.) </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatırlatmak gerekirse; 14 Mayıs 2023 Milletvekilliği seçimlerinde Değirmenköy’de <strong>CHP %47.5, AKP %32.2, İYİ Parti %11.3, MHP ise %7,2 </strong>oy almıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise, 28 Mayıs 2023’teki 2. turda Değirmenköy’de <strong>Kemal Kılıçdaroğlu’na 2796 oy, R.T.Erdoğan’a ise 1871</strong> oy çıktı. Yani oransal olarak; <strong>Kılıçdaroğlu %59.9</strong>, <strong>Erdoğan %40.1</strong> seçmenin oyunu aldı. Silivri genelinde de sonuçlar buna benzer şekildedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu sonuçlar için, aslında çok farklı değerlendirmeler yapılabilir. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sebeplerden tutun da, küresel siyasi konjonktüre kadar bir çok etken sıralanabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Belediye Başkanlığı yarışında kimin kazanıp kazanamayacağının, genel seçim sonuçlarına bakılarak tahmin edilemeyeceği kanaatindeyim. Genel seçimlerde parti liderleri ön planda yer alırken, Belediye seçimlerinde Belediye Başkan adayları ön plandadır. Temel siyasi görüşler seçmenin kararını ne kadar etkilese de, 2024 Mart ayı seçimlerinde; yerel siyasi kadroların nasıl bir oluşum ve etkileşim içine gireceği, yani kalan yedi ayda seçmenin karşısına hangi aday ve ekibinin oy talebiyle çıkacağı Silivri için yeni yönetim kadrosunu belirleyecektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Milliyetçi Hareket Partisi</strong> ve <strong>İyi Parti</strong>’yi birlikte değerlendirmek gerekir diye düşünüyorum. Aslında aynı siyasi görüşe sahip olmasına rağmen, ayrı saflarda hareket etmenin her iki tarafa da güç kaybettirdiği aşikârdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">14 Mayıs seçimleri öncesinde yapılan kongrede <strong>Gökhan Ceylan</strong>’ın İlçe Başkanı seçilmesiyle diğer adaylar saf dışı kalmıştır. Değirmenköy <strong>İyi Parti</strong> Sorumlusu olan <strong>Vedat Değirmenci</strong> ise, seçimin sonuçlanması akabinde siyasetin doğası gereği görevinden istifa etmiştir. Yeni ilçe yönetimi daha sonra bu sorumluluğu partide genç isimlerden <strong>Murat Özdemir</strong>’e vererek mahalle bazında bir yenilenmeye gitmiştir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değişim ve yenilenme ileride güzel sonuçlar da getirebilir. Burada unutulmaması gereken şey, görev değişimiyle içlerinde siyasi tecrübesi, bilgi ve birikimi olan <strong>Değirmenci</strong> gibi, <strong>A.Refik Bek</strong> gibi kişilerin partiye katkı sağlamaya devam etmelerinin partinin yararına olacağıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şahsi kanaatimce, <strong>Vedat Değirmenci</strong> mutlaka karar organları tarafından değerlendirilecektir. Mart 2024 seçimlerinden sonra <strong>Değirmenci</strong>’yi <strong>İyi Parti</strong>’li yada <strong>MHP</strong>’li Silivri Belediye Meclisi Üyesi olarak görürsek bu (bana göre) sürpriz olmayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Silivri’de <strong>MHP</strong> kanadına dönecek olursak, yine yakın zamanda İlçe Başkanlığı Kongresinde <strong>Zafer Yalçın</strong> tekrar başkan seçilerek <strong>MHP</strong> Silivri kadrolarının başında olmaya devam ediyor. <strong>Yalçın</strong>’ın, partisinin büyük çoğunluğu (ve Başkan Volkan Yılmaz) tarafından desteklendiğini söylemek mümkün. 19 Haziran‘da <strong>MHP</strong> Değirmenköy Sorumlusu <strong>Ünal Uzun</strong>’un <strong>“Sorumluluktan ayrılma kararı”</strong>ndan sonra yerine gelecek olan yeni bir isim bundan sonra Değirmenköy Mahalle Sorumlusu olacak.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>CHP</strong> tarafı ise yine Genel Seçimlerde kullandığı <strong>“Birleşe birleşe”</strong> sloganını terk etmeyeceğe benziyor. Mart 2024 Belediye Başkanlığı seçimleri için adaylığı tartışılan ve konuşulan isimlerden <strong>Doruk Bulut</strong>, geçtiğimiz günlerde (21 Ağustos 2023) sosyal medya hesabından çok konuşulan bir paylaşımda bulundu. Bulut <strong>“Hiç şüpheniz olmasın kim olursa adayımız sonsuz destek ile belediye başkanımız olacaktır.”</strong> diyerek birlik ve beraberlik mesajı verdi. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu arada, Belediye Başkanlığı adaylığı için adı geçen <strong>CHP</strong>’lilerden Silivri Belediyesi Meclis Üyesi <strong>Bora Balcıoğlu</strong>, geçtiğimiz günlerde Değirmenköy’e ziyarette bulunmuştu. Henüz kimin aday olacağı belli olmamasına veya olsa da kimin kazanacağı bilinmemesine rağmen, böyle ziyaretlerde kişilerin kimi ziyaret ettiği, kimle çay içtiği bile merak konusu olur. <strong>Balcıoğlu</strong>’nun <strong>Şenol Fidan</strong>’ın kahvehanesinde kendisiyle aynı karede görüntü vermesi, <strong>Fidan</strong>’ın önümüzdeki süreçte aktif siyasette rol alabileceği izlenimi veriyor. Bekleyip göreceğiz…</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Son olarak <strong>Ak Parti</strong> Silivri (ve Değirmenköy) hattında neler olduğuna da bir göz atalım ve yazımızı nihayete erdirelim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Mutlu Bozoğlu</strong>, 14 Mayıs 2024 Genel Seçimlerinde Milletvekili aday adayı olması münasebetiyle İlçe Başkanlığından istifa etmiş, sonrasında ise Silivri <strong>Ak Parti</strong> İlçe Başkanlığına <strong>Ekrem Pamuk</strong> getirilmişti. <strong>Ak Parti</strong>’den, Silivri Belediye Meclis Üyesi olan <strong>Sami Barlas</strong>’ın Silivri Belediye Başkanlığı için aday olma olasılığı olsa da, İlçe Teşkilatı muhtemelen geçen dönem olduğu gibi yine <strong>Milliyetçi Hareket Partisi</strong>’ne destek verecektir diye düşünüyorum. (<strong>MHP</strong>'nin Belediye Başkanı adayı yine <strong>Volkan Yılmaz</strong> olacaktır.)</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Ak Parti</strong>’yi Değirmenköy bazında değerlendirecek olursak; şu anda Değirmenköy’ü <strong>Ak Parti</strong>’nin Silivri İlçe Teşkilatında temsil eden isimler <strong>Akın Çınar</strong> ve <strong>Atacan Özdemir</strong> olarak göze çarpıyor. <strong>Suat Sevaz</strong>’ın muhtar adayı olacağını açıklamasından sonra da partinin mahalle sorumluluğuna <strong>Nurettin</strong> <strong>Tekin </strong>gelmişti. Bu arada <strong>Sevaz</strong>’ın muhtar adaylığında kesin kararlı olduğunu zannetmiyorum. İlçe teşkilatında bir görev verilmesi halinde düşüneceği de ihtimal dahilinde. (Belki de düşünüyordur) </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Sep 2023 21:13:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/12/hasan-bircan-1671048115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Trafik</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/trafik-125</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/trafik-125</guid>
                <description><![CDATA[Trafik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, hepinize sevgi ve saygılar sunarım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, bugün kasabamız halkı ile beraber bir öz eleştiri yapalım ne dersiniz? Bence doğru söze bir şey denmemeli ve öz eleştiri yapmazsak doğruyu bulamayız diye düşünüyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şu anda Değirmenköy içerisinde gözle görünür şekilde bariz bir trafik karmaşası var. Trafik kurallarına uymayan araba kullanmalar, olur olmaz yerlere, gelişigüzel araç park etmeler, maalesef diğer sürücüleri de zor durumda bırakıyor. Birkaç kişinin sorumsuz park etmelerinden diğer sürücüler de hata yapmak zorunda kalıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bakıyorsunuz ki, caddenin iki kenarına da araçlar park edilmiş, bu durumda hareket halindeki iki vasıta yan yana geçemiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimseye bir şey söyleyemiyorsunuz. Zaten insanlarda birbirlerine karşı bir tahammülsüzlük var. Uygun bir ortamda konuyu gündeme getirmeye kalksanız; “Burası köy yeri, olur böyle şeyler” deniyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ben öyle bakmıyorum. Siz okurların da yorumlarını bekliyorum. Bu konuya bir el atılmadığı sürece bu kuralsızlık kötüye gider, iyiye gitmez. Naçizane tavsiyem; Belediyenin zabıta memurlarından bu konudan sorumlu bir görevli olmasıdır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kasabada sürekli polis veya bir jandarma trafik olmayınca bu iş Belediyeye düşer. Herkes yasağın olduğunu bilir. Denetlendiğini hisseder ve doğru davranış içinde olur. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Lütfen, toplumumuzun rahat etmesi için bu bahsettiğim konuya duyarlı olunmasını rica ediyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür eder, herkese güzel günler temenni ediyorum. Hoşçakalın</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Sep 2023 13:54:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kural</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/kural-124</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/kural-124</guid>
                <description><![CDATA[Kural]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba sevgili okurlar. Hep</span></span><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">inize saygı ve sevgiler sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sevgili okurlar, yaşantımızın her alanında ne kadar önemli olduğunu gördüğüm kurallı yaşamanın önemini vurgulamak istiyorum bugünkü yazımızda. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Kurallı yaşayan toplumlar üzerinde biraz araştırma yaptım. Emin olun ki; ekonomik yönden olsun, demokratik yaşam olsun, gelişmiş ileri ülkeler ve örgütlü sosyal toplumların hepsinde en önemli unsurun kurallı yaşamak olduğunu gördüm. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Toplumlarda kurallara uyulduğunda adalet ve saygılı olmak gibi önemli davranışlar kendiliğinden oluşuyor zaten. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hele hele bu zamanda dünya nüfusunun arttığını düşünürsek, kargaşanın da o ölçüde artacağı muhakkak. Bu yüzden kuralların sıkı sıkıya uygulanması gerekmekte. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Kurallı olması gereken o kadar önemli hususlar var ki; örneğin ahlaki kurallar, trafik kuralları, hukuki kurallar, hatta apartman kuralları bile sayılabilir. Yani saymakla bitmez. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Apartman yönetiminde bile kurallar vardır. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Ancak kural, insanoğlunun hayatının kolaylaşması ve düzenli olması için bir çare, bir yöntemdir. Değişmez değildir. İptal de edilir, yenilenir veya yeniden de düzenlenebilir. Hatta bazı hayati ve acil durumlarda, yeni kurallar da devreye girebilir. Örneğin bir ambulans, bir itfaiye yollarda herkesle aynı kurallara tabi değildir. Görev sırasında geçiş üstünlüğünün olması, bu tür araçlar için yine bazı kurallar çerçevesinde olmaktadır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sevgili dostlar, satırlarıma son verirken hepinizi kurallara uymayı ve birbirimize saygılı davranmayı tavsiye eder, beni dinlediğiniz için sizlere teşekkür ederim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Aug 2023 15:33:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hareketsizlik</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/hareketsizlik-123</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/hareketsizlik-123</guid>
                <description><![CDATA[Hareketsizlik]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar. Hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, bana göre çok önemli bulduğum bir konuyu bugün sizinle paylaşmak istedim. Aslında konuyu ve konunun önemini tek bir ata sözü ile anlatmak mümkün. <strong>“İşleyen demir pas tutmaz”</strong> derler. Yani insan vücudunun hareketli olmasının önemini söylemek istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yürümeyen insan, beden ile hiç bir iş yapmayan insan, yani hareketsiz kalan bir insanın uzuvları bir süre sonra yağ bağlar. Kasları gelişmez. Sindirim sistemi iyi çalışmaz. Dolaşım sistemi çalışmaz. Derken kilo alır ya da tembellik hastalığı dediğimiz bir takım rahatsızlıklar başlar ve kalitesiz bir yaşam sürecine girer. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bizim olan işi başkalarına yaptırmak ile rahat ettiğimizi sanırız. Halbuki kendimize kötülük ederiz. İleride rahatsız olmamak için şimdi rahatsız olmalıyız.&nbsp; Başkasından su istemek yerine kalkıp kendi suyumuzu kendimiz almalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Böyle derken aklıma bir fıkra geldi sevgili okurlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adamın üç oğlu varmış. Evde hepsi birlikte otururken, baba büyük oğluna; <strong>“Oğlum bana bir su verir misin”</strong> demiş. Oğlu; <strong>“İşim var baba"</strong> demiş. Ortanca oğluna; <strong>"Sen bir su ver oğlum”</strong> demiş. O da; <strong>“Müsait değilim baba”</strong> demiş. En küçük oğlu da; <strong>“Bırak bu terbiyesizleri baba, sen kalk iç suyunu”</strong> demiş. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani durum bu, ne söylemeli size bırakıyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Konumuza dönecek olursak, sadece beden meselesi değil, beyin olarak da kendimizi tembelleştirmemeliyiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yani bazen deriz ya; <strong>“O işe kafa yoramam...”</strong> İşte bir yanlış. Ne var yani kafa yorsak. Beyin jimnastiği yapmış oluruz. Hiç bir konu ile ilgilenmeyen bir beyin, alzheimer hastalığına doğru gidiyor demektir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satırlarıma son verirken, hepinize tekrar saygılar sunar, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Aug 2023 10:44:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hepimiz öleceğiz</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/hepimiz-olecegiz-122</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/hepimiz-olecegiz-122</guid>
                <description><![CDATA[Hepimiz öleceğiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:24px"><strong>Hepimiz öleceğiz</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dünya malı dünyada kalır derler</p>

<p>Derler ama genelde hak yerler</p>

<p>Hak yemenin cezasını da bilirler</p>

<p>Dostum, unutma hepimiz öleceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kendimize yakın kişiyi haklamaya çalışırız</p>

<p>Haklıyı haksızı hiç aramayız</p>

<p>Sadece başkalarının haksızlıklarını sayarız</p>

<p>Dostum unutma hepimiz öleceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Allah, kul hakkı ile gelme diyor</p>

<p>İnançlı da olsa menfaat ağır basıyor</p>

<p>Bir de, gözü bir türlü doymuyor</p>

<p>Dostum unutma, hepimiz öleceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu dünyada imtihanda olduğumuzu unutmayalım</p>

<p>Lütfen insanlık kurallarına uyalım</p>

<p>Gelecek nesillere de örnek olalım</p>

<p>Dostum unutma, hepimiz öleceğiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Aug 2023 10:45:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsan gibi insan</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/insan-gibi-insan-121</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/insan-gibi-insan-121</guid>
                <description><![CDATA[İnsan gibi insan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:22px"><strong>İnsan gibi insan</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tavsiyeyi, nasihati dinleyen,</p>

<p>Konuştuğunu etrafına dinleten,</p>

<p>Verdiği sözü tutan,</p>

<p>Arlanandır, insan gibi insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Acıma duyguları olan,</p>

<p>Her çirkinde güzellik bulan,</p>

<p>Garibin halini soran,</p>

<p>Budur insan gibi insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Canlılara değer veren,</p>

<p>Doğruyu, yanlışı gören,</p>

<p>Hatasını görüp dönen.</p>

<p>Odur, insan gibi insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kindar olmayan insan,</p>

<p>Ağlayanın yarasını saran,</p>

<p>Kimsesize arkadaş olan,</p>

<p>İşte odur, insan gibi insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Emeksiz kazançtan hayır gelmez.</p>

<p>Elindekinin değerini bilmez.</p>

<p>Elin malı ile cömertlik edilmez.</p>

<p>Bunu bilendir, insan gibi insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kendine eş mi beğeneceksin,</p>

<p>Yoksa arkadaş mı edineceksin.</p>

<p>Gerekirse bedel ödeyeceksin.</p>

<p>Terbiyesizi hemen eleyeceksin.</p>

<p>Herkes olsun insan gibi insan.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Jul 2023 12:25:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ego</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/ego-120</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/ego-120</guid>
                <description><![CDATA[Ego]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba Sayın okurlar. Hepinize sevgi ve saygılar sunarım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili Okurlar, benim son zamanlarda toplumlarda gördüğüm; (vatandaşlar arasındaki ekonomik, kültür ve eğitim konularındaki önemli farklılıklar yüzünden), bazı insanlarda “ego” tavan yapmış durumda. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Herkes kendince haklı, herkes kendinin doğru düşündüğünü, doğruyu gördüğünü sanıyor. Kimse kimsenin görüşüne saygı gösterip değer vermiyor. Halbuki örnek verecek olursak; bir dere -&nbsp;tepeye ben başka bir yönden bakar, başka manzara görürüm, sen başka açıdan bakıp başka bir manzara görürsün. Her görüş değerlendirilirse daha büyük bir bilgi ortaya çıkar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değişik düşünceler, farklı görüşler, giyim tarzlarındaki değişiklikler, kültür ve eğitim farklılıkları... Bu renklilikler toplumda bir zenginliktir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Toplumumuza çoban, çiftçi, işçi de lazım; memur, bilim adamları, profesörler de lazım. Hepimizin birbirimize ihtiyacımız var. Herkes kendine göre akıllı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çoban matematiği bilmez, profesör de hayvan bağırdığında ne istediğini bilmez. O yüzden, herkes birbirine saygılı olmalı, kimse kimseye tepeden bakmamalı. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu durumda akıllı ve olgun bir insan, birbirimize muhtaç olduğumuz şu üç günlük dünyada egoistlik yapmaz, kimse kimseye tepeden bakmaz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Satırlarıma son verirken, hepinize beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Güzel günler dilerim.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jul 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mümkün değil</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/mumkun-degil-119</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/mumkun-degil-119</guid>
                <description><![CDATA[Mümkün değil]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><strong><span style="font-size:26px">Mümkün değil</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kalbim dökülüyor yerlere,</p>

<p>Toplamak ne mümkün.</p>

<p>Ya dedikodu olur, ya da yasak,</p>

<p>Özgür olmak ne mümkün.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Onun gibi düşünmezsen,&nbsp;</p>

<p>Kendin olmak ne mümkün.</p>

<p>Seviyorsan illa ki evleneceksin,</p>

<p>Dost kalmak ne mümkün.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşın, boyun aynı olacak,</p>

<p>Fikrin uyması ne mümkün.</p>

<p>İnsanda güzellik aranıyor,</p>

<p>Akıllı olmak ne mümkün.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Paran varsa adamsın,</p>

<p>Kültürlü olmak ne mümkün.</p>

<p>Arkan varsa dokunulmazsın,</p>

<p>Garipsen yaşamak ne mümkün.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnsan, insan gibi yaşamalı,</p>

<p>Yoksa yaşamak ne mümkün.</p>

<p>Dünyadaki pay&nbsp;canlıların hepsine aynı,</p>

<p>Neden sadece bazılarına mümkün.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ya dini, ya duyguları sömüreceksin,</p>

<p>Dürüst olmak ne mümkün.</p>

<p>Ya zengin olacaksın, ya öleceksin,</p>

<p>Yoksul yaşamak ne mümkün.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Jul 2023 15:00:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alışkanlık</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/aliskanlik-118</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/aliskanlik-118</guid>
                <description><![CDATA[Alışkanlık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, hepinize saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, bugün sizinle bazen vazgeçmek istediğimiz, bazen de onu kazanmak istediğimiz, hayatımızda da vazgeçemediğimiz bir parçamız olan “alışkanlık” hakkında konuşmak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, alışkanlık gerçekten tam bir tatlı bela. Çünkü, bazı kötü alışkanlıklarımızdan kurtulmak için çok mücadeleler veriyoruz, ama kurtulmak kolay olmuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Örneğin,&nbsp;çıktığımız kahvehaneyi değiştirmek istiyoruz. Bir dalıyoruz ki, kendimize geldiğimizde yine gitmek istemediğimiz kahvehaneye gitmişiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Affınıza sığınarak bir örnek vereyim. (Temsilde hata olmaz.) </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Diyelim ki, adamın küfür etme alışkanlığı var. Hiç olmayacak bir ortamda ağzından kaçırıveriyor. Bu alışkanlıktan kurtulmak için çok mücadele verenler var ama kolay olmuyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bu konuda daha doğru, daha güzel alışkanlıklar kazanmak için, kaliteli yaşamak için güzel alışkanlıklar edinmeye çalışmalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bir de güzel alışkanlıklarımız vardır ki onlarla gurur duyarız. Bu sayede önemli ortamlarda oluruz. Düzgün arkadaşlarımız olur. Toplumlarda itibarımız olur, çevremizde saygın oluruz gibi birçok örnekler verilebilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlar topluluklar halinde yaşayan, akıllı canlılardır. Bu yüzden doğru ve düzgün alışkanlıklar edinmek zorundayız. Hatta doğru olmayan alışkanlıklar eleştirildiği zaman da, zorumuza gitmemeli ve olgunlukla karşılamalıyız. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Geçmişte, yani cahil zamanlarda ne olmuşsa olmuştur. Ama bu devirde artık daha medeni, daha seviyeli olmak zorundayız. Gelecek nesillere de doğru örnek teşkil etmeliyiz. Hele hele şiddetin, küfürün, başkasının hakkına tecavüz etmek gibi en temel yanlışların artık hayatımızda yer alması hiç doğru değil. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Herkese güzel alışkanlıklar temennisi ile hoşça kalın. Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jun 2023 16:20:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GİZLİ SİLAH</title>
                <category>Asude Bircan</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/gizli-silah-117</link>
                <author>bircanasude@gmail.com (Asude Bircan)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/gizli-silah-117</guid>
                <description><![CDATA[GİZLİ SİLAH]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;<span style="font-size:18px">&nbsp;&nbsp; Bazı insanların birden fazla yeteneği vardır ve bunları sergileyerek bir o kadar da başarı sergilerler. Bazılarının ise hiçbir yeteneği yoktur. Peki bu insanlar arasında ne fark var, yeteneklerimizi öğrenmek için neler yapabiliriz, hiç düşündünüz mü? Hadi gelin hep beraber öğrenelim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>-Yeteneksiz İnsan Var Mı?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öncelikle şu konuya açıklık getirelim, yeteneksiz&nbsp;hiçbir insan yoktur arkadaşlar. Kimi kullanışlı olsun, kimi işe yaramaz olsun; her insanın bir sürü yeteneği vardır. Bunu gösterebilen insan ile gösteremeyen insan arasındaki tek fark ise gösteremeyen insanların bu yeteneklerinin farkına varamamış olmasıdır. Bir insan bir yeteneğini keşfettiği zaman onu kullanmak ve geliştirmek üzere uğraşır ve çaba sarf eder, bunun sonucunda ise çabasına göre sonuçlar alır. Bunun farkında olmayan kişiler ise “Hiçbir yeteneğim yok.” diye sürekli üzüntü duyarlar&nbsp;ve yeteneklerini arama girişiminde bile bulunmazlar çoğu zaman.</span></span></p>

<p><span style="font-size:22px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>-Yeteneklerimizi Bulmak İçin Neler Yapmalıyız?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Çok zor değil aslında. Düşünün. Neyi seviyorsunuz, neyi yapmaktan keyif alıyorsunuz; sadece düşünün. Başka insanların sizin ne yapmanızı istediği yönündeki sözlerine&nbsp;kulak asmayın. Eğer bu sözlere kendi düşünce ve zevklerinizden daha fazla önem verirseniz, hayatta bir yere gelmeniz daha da zorlaşacaktır. Geleceğiniz için kendinizi düşünerek karar verin, başkalarını değil. Aldığımız kararlarda elbette diğer insanlara danışarak seçim yapmalıyız. Fakat bu kendi yeteneklerinizin ve zevklerinizin önüne asla geçmemeli. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Unutmayın, “Kimsenin yeteneği yok.” gibi bir şey asla söz konusu değildir ve herkeste birtakım yetenekler vardır. İnsanı asıl yetenekli kılan şey ise bu yeteneklerin ve yaratıcılığın farkına varıp bunu hayata geçirebilmektir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yazımı baştan sona okuyan herkese yürekten teşekkürlerimi iletiyorum. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jun 2023 22:49:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/asude-bircan-1705653018.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençleşerek yaşayacağız</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/gencleserek-yasayacagiz-116</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/gencleserek-yasayacagiz-116</guid>
                <description><![CDATA[Gençleşerek yaşayacağız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Merhaba sevgili okurlar. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Hepinize sevgi ve saygılar sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bugün sizlerle, yaşadığımız hayatın bu dünyadaki önemi, anlamı ve misyonunu incelemek için birlikte düşünelim ve nereye varabileceğimizi anlayalım. Belki düşünürken, “Bu kadar detaya inmeye gerek var mı?” diyebilirsiniz. Ama şöyle bir şey var. Allah bizlere güzel bir akıl ve zeka vermiş ise, bizler de bunun hakkını vermeye çalışalım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Çocukluk çağlarımızda aklımız doğru düzgün bir şeye ermediğinden, sadece eğlenceyi düşünürüz, doğruya - yanlışa bakmadan yaşarız. Ergenlik dönemlerimize gelindiğinde, daha bir akil -⁠ balig oluruz. Ve geleceğimiz ile ilgili çalışmalarımız olur. Orta yaşlara geçip artık yaşlar ilerlemeye başlayınca da, "Vay efendim yaşlanıyorum, zaman çok hızlı geçiyor" diyerek aklımıza ölüm gelmeye başlar ve panik oluruz. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bu yaşlanma ve ölüm korkusu, sağlıklı ve doğru düşünmemizi engelliyor. Bir örnek verirsek; tarlamıza ektiğimiz buğday, zamanı gelince sararacak ve kuruyacak. “Vay buğdayım kurudu bitti” demiyoruz. Çünkü o buğdayın tohumu kaldı, seneye ekeceğiz. Tadıyla, rengiyle boyu ile aynı ürünü alacağız. O buğday, aşağı yukarı aynı cinste devam eder ve nesli değişmez. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Sevgili okurlar, işte biz insanlar da aynı, hatta bütün canlılar aynı durumda.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bizlerin de çocukları olur, çocuğumuzun bakarsın ki boyu, kaşı, gözü, hatta huyları, ses rengi bile anne - babanın aynısı. Düşünceleri bile bize benzer. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Peki ne oluyor? Aynı buğdayda olduğu gibi bizler de yaşlanıp ölüyoruz, ama geride cinsimiz neslimiz devam ediyor. Peki bu durumda ölmemiz bir kayıp değil. Çocuğumuzun olması ile biz gençleşmiş oluyoruz. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Bu durumda yapacağımız iş; bizler bu dünyada düşündüklerimizi tamamlayamamışsak, yeterince doğru düzgün işler yapamamışsak, çocuklarımızı iyi yetiştirip onları güzel ahlak ile donatarak bizlerin yarım bıraktığı meseleleri onlara devredeceğiz. Yani çocuklarımız bizim devamımız olacak. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Biz yaşıyor olacağız, hem de gençleşerek yaşayacağız. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Tahoma,Geneva,sans-serif"><span style="font-size:18px">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Jun 2023 00:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/dunya-115</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/dunya-115</guid>
                <description><![CDATA[Dünya]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:26px"><strong>DÜNYA</strong></span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dön dön, dünya dön,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sen döndükçe ömrüm bitiyor.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ne olur biraz daha hızlı dön,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bana bu yaşadığım yetiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Başımı döndüren dünya,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Bir sen varsın, bir de&nbsp;sevda,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Her aşkın bir zamanı vardır,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Onu da kısmet ederse Mevla.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Kudretine aklım yetmiyor,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Koca dünya çok büyüksün.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Aşk, sevda nefesimi kesiyor,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Ama sen sanki körüksün.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Sen döndükçe tarih yazıyor,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Dertlerim gündüz başlar, gece azıyor,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Geçen saatler şahidim olsun,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Felek benim kaderimi bozuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px">Artık bıraktım mücadeleyi,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Vurdum engine.</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Sen istediğin kadar çaba göster,</span></p>

<p><span style="font-size:18px">Allah veriyor dengi dengine.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Jun 2023 14:34:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Android Versiyonu</title>
                <category>Sertaç Gürsoy</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/yeni-android-versiyonu-114</link>
                <author>sertacgursoy34@gmail.com (Sertaç Gürsoy)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/yeni-android-versiyonu-114</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Android Versiyonu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>Selamlar dostlar;</h3>

<h3>Android 14 Beta 2.1: Yenilikler ve İncelemesi</h3>

<h3>Mobil işletim sistemleri arasında lider konumda olan Android, kullanıcılarına sürekli olarak yeni özellikler ve güncellemeler sunmaya devam ediyor. Android 14 Beta 2.1, son teknolojilerle donatılmış bir önceki sürümün güncellenmiş bir versiyonudur. Bu makalede, Android 14 Beta 2.1'in getirdiği yenilikleri ve özellikleri ele alacağız.</h3>

<p><img alt="Android 14 Beta 2.1 Yayınlandı: Yenilikler Neler?" src="https://www.turkmmo.com/wp-content/uploads/2023/05/14.jpg" /></p>

<h3>Yeni Tasarım: Android 14 Beta 2.1 ile birlikte, kullanıcı arayüzünde önemli tasarım değişiklikleri yapıldı. Yeni bir "Material You" tasarım dili benimsendi ve kullanıcılar daha kişiselleştirilebilir bir deneyim elde etti. Artık kullanıcılar, renkler, şekiller ve widget'larla oynayarak telefonlarını kendilerine özgü bir şekilde özelleştirebilirler.</h3>

<h3>Geliştirilmiş Gizlilik Ayarları: Android 14 Beta 2.1, kullanıcı gizliliğine verilen önemi artırmak için yeni gizlilik ayarları sunar. Artık uygulamaların hangi izinlere erişebileceğini daha ayrıntılı bir şekilde kontrol edebilirsiniz. Ayrıca, uygulamaların konum bilgilerinizi veya kişisel verilerinizi paylaşmasını engelleyen daha güçlü bir izin sistemi bulunur.</h3>

<p><img alt="Telefonda Gizlilik Ayarları Nasıl Olmalı? | Easycep Blog" src="https://cdn.easycep.com/assets/_blog/img/post/2022/05/telefonda-gizlilik-ayarlari-nasil-olmali-64.webp?v=1.2.31" style="height:437px; width:800px" /></p>

<h3>Performans ve Batarya İyileştirmeleri: Android 14 Beta 2.1, daha hızlı ve sorunsuz bir performans sunmak için çeşitli iyileştirmeler içerir. Arka planda çalışan uygulamaların kaynak kullanımını optimize ederek batarya ömrünü artırır. Ayrıca, yeni güç yönetimi özellikleri sayesinde kullanıcılar, bataryayı daha verimli bir şekilde yönetebilirler.</h3>

<p><img alt="Gadget Uygulamalar Hücre Cep - Pixabay'de ücretsiz resim - Pixabay" src="https://cdn.pixabay.com/photo/2017/03/14/11/51/gadget-2142921_1280.png" style="height:450px; width:800px" /></p>

<h3>Gelişmiş Mesajlaşma ve Bildirim Özellikleri: Android 14 Beta 2.1, mesajlaşma deneyimini daha da geliştiren yeni özellikler sunar. Yeniden tasarlanmış bir bildirim paneliyle, kullanıcılar hızlı yanıtlar verebilir, görüntü ve dosyaları kolayca paylaşabilir ve bildirimleri daha iyi bir şekilde yönetebilirler. Ayrıca, mesajlaşma uygulamalarının daha sorunsuz çalışması için API güncellemeleri de bulunur.</h3>

<h3>Diğer İyileştirmeler: Android 14 Beta 2.1, kullanıcı deneyimini iyileştirmek için çeşitli diğer özelliklerle birlikte gelir. Bunlar arasında geliştirilmiş kamera işlevleri, daha hızlı uygulama açılışları, genel sistem istikrarı ve güvenlik güncellemeleri yer alır. Ayrıca, kullanıcıların Wi-Fi, Bluetooth ve diğer bağlantı ayarlarını daha kolay kontrol etmelerini sağlayan yeni bir hızlı ayarlar paneli de sunulur.</h3>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 May 2023 01:13:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/10/sertac-gursoy-1667223915.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Annem</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/annem-113</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/annem-113</guid>
                <description><![CDATA[Annem]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><span style="font-size:22px"><strong>ANNEM</strong></span></p>

<p>Anneler, hepimizin değeridir</p>

<p>Ne de olsa kalbimizin yeridir.</p>

<p>Dinimize göre cennet bile,</p>

<p>Annelerin ayağı altında denir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Annelere herkesin hürmeti vardır,</p>

<p>Onlar eşi bulunmaz yardır.</p>

<p>Annelerimizi üzmemeliyiz,</p>

<p>Onun duasını almak, evlada kardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Şarkılar bile annem annem der</p>

<p>Evladı yerine kendini kurban eder</p>

<p>Onların kıymetini,</p>

<p>Kayıp ettiğimizde anlıyoruz meğer.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir yerimiz vurulsa, "Ah Anam" deriz</p>

<p>Sırrımızı, ilk önce annemize söyleriz.</p>

<p>Uzaklardan bile gelsek,</p>

<p>İlk önce annemizi öperiz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Annelik bütün canlılarda böyle,</p>

<p>Koyun bile, kuzusunu bırakıp gitmez sürüyle.</p>

<p>Yavrusunu korumayan canlı yoktur,</p>

<p>Ben bilmiyorum, sen biliyorsan söyle!</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>HALUK ÖZDEMİR</p>

<p>MESAJ - 1 Sayfa 31</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 May 2023 11:06:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İrade</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/irade-112</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/irade-112</guid>
                <description><![CDATA[İrade]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merhaba sevgili okurlar, herkese sağlıklı günler temenni ediyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sizlerle tekrar yeni bir makalede buluşmanın mutluluğu ile konumuzu tartışmaya açmak istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar; bana göre irade, insanlarda olması gereken en büyük meziyetlerden biridir. Bir insanın iradesine hakim olması;&nbsp;o insanın, hayatında muvaffak&nbsp;olması demektir. İradesine, yani nefsine hakim olan kişi, kolay kolay hata yapmaz, başını derde sokmaz, günah işlemez. Maddi - manevi, özel hayatında olsun, aile ve toplum arasında olsun her zaman huzurlu yaşar. Yani kısacası irade kişinin başarısının anahtarıdır. Sevgili okurlar, hepimizin bildiği gibi her meselenin, her olayın bir normali vardır. Yapılan işi eksik bırakmak ne kadar yanlışsa, o işin olması gerekenden fazla, yani olması gerekenin üzerinde yapılması da o kadar yanlıştır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp; &nbsp;&nbsp;Yersiz ve lüzumsuz yapılan davranışlar olsun, konuşmalar olsun her zaman kişinin başını ağrıtır, kişiyi sıkıntıya sokar. İnsanın iradesine hakim olup susmasını bilmesi gerekir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili okurlar, esasında çok fazla örnek vermek istemiyorum, ama yanlış anlaşılmamak adına örnek vermeden duramıyorum. Affedersiniz, yemek yemenin de fazlası, zenginliğinde fazlası bana göre zarar. Her konuda kararımızı bilmeliyiz. Kazanmak uğruna doğru olmayan, insani olmayan konulara tenezzül edilmesi, insanın iradesine hakim olması çok önemlidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşça kalın. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 May 2023 15:05:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Can dostlarımız</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/can-dostlarimiz-111</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/can-dostlarimiz-111</guid>
                <description><![CDATA[Can dostlarımız]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:center"><span style="font-size:26px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Can dostlarımız</strong></span></span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Can dostlarımız diyerek, sokaktan toplarız</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başka bölgeye bırakıp, göz boyaması yaparız</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onların gelişigüzel üremelerini önlesekte</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağa sola atarak, başka tehlikeler yaratırız.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülkemiz, ne lüzumsuz harcamalar yapar</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Can dostlarımızın durumları, çok yürek yakar</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doğru düzgün köpek barınaklarını arttırırsak</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülkemiz ekonomisindeki yük, çok mu artar?</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Merak edip hayvan edinmek yetmez</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yapacağın yardım, sadece sevmekle bitmez</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bakımı gelişigüzel yaparsan</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayvana zarar verir, fayda vermez</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm canlıların dünyada yaşama hakları vardır</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Onlarda insanlığın bir parçasıdır</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hayvana eziyet etmek, insanlık dışı bir günahtır</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ülkemizde bu düzenin sağlanması şarttır</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Haluk Özdemir</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mesaj - 2, Sayfa 63</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Apr 2023 14:43:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnanmak</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/inanmak-110</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/inanmak-110</guid>
                <description><![CDATA[İnanmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Selam sevgili okurlar. Hepinize sevgi ve saygılarımı sunarım. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Ramazan bayramınızı en samimi duygularla kutlar, hepinize sağlık ve mutluluklar dilerim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili dostlar, bugün konumuz inanmak olsun istedim. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tüm insanlardan istirhamım odur ki, kimse kimseyi kendi istediği, kendi inandığı istikamette inanmaya zorlamamalı. Herkes neye istiyorsa ona inansın. Kendi düşüncesinin doğru olduğuna inanan kişi, doğru bildiğini&nbsp;savunsun ve doğruluğunu ispat etsin.&nbsp;Başkasını ikna etmeye çalışırken kendi kendini kandırmasın. Bu çok hatalı ve ileride telafişi zor olan bir yanlıştır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazı insanlar vardır,&nbsp;inanmak istediği konuya kendini o kadar&nbsp;kaptırır ki, kurduğu hayallerin, gördüğü rüyaların doğru olduğunu sanır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen de öyle bir kilitlenir ki konuya, baktırdığı falda söylenenler ve hayatında yaşadıklarıyla paralellik kurmaya çalışır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Size internette okuduğum bir örneği vermek istiyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Adıyaman'da bulunan Menzil tarikatının şeyhi, depremin olacağını (Tövbe diyorum) haşa, Allah'ın ona söylediğini ve depremi onun yönlendirdiğini söylüyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İşte bu zavallı adam aslında hasta, kendini bu yolda o kadar kaptırmıştır ki, belki hayalinde belki de rüyasında gördüğünü doğru sanıyor. Aslında kimseyi kandırdığı yok, o kendini kandırıyor. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Artık öyle safsatalara kanacak insanlar kalmadı. Cahillik var; ancak bu, cahilliğin ötesinde bir düşünce. Eğer inanan varsa, o kişiler de söyleyen gibi hastadır. Başka söyleyecek bir şey bulamıyorum. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sevgili dostlar, bu sohbetten sonra ben sizlere şunu vurgulamak istiyorum; </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnandığınız meselelerde bir süre sonra hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. İşte o zaman “Keşke” demenin faydası yok. Peki ne yapmalıyız? Bence, inandığımız konuyu güzel araştırmalıyız. Doğruluğuna kanaat getirmeliyiz. Doğru yolda olduğumuzdan emin olmalıyız. Kimse bizim kafamıza silah dayamıyor. Kafamızın dikine gitmenin anlamı yok. “Dedem, babam böyle düşünürdü” demeye gerek yok. O zaman öyleydi. Bu zaman böyle olabilir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Değerli dostlar, lütfen yanlış anlaşılmasın. Ben sadece konuyla ilgili örnek veriyorum. Temsilde hata olmaz derler… </span></span></p>

<p><span style="font-size:18px"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim. Hoşçakalın. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Apr 2023 11:28:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Seyahat Etmek</title>
                <category>Sertaç Gürsoy</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/seyahat-etmek-109</link>
                <author>sertacgursoy34@gmail.com (Sertaç Gürsoy)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/seyahat-etmek-109</guid>
                <description><![CDATA[Seyahat Etmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3>"Selamlar dostlar, <span style="color:#c0392b">Ramazan Bayramınız mübarek olsun</span>. Malumunuz, bayram ve benzeri tatil günlerinde imkanı olanın vazgeçemediği şey, seyahat etmektir. Bugün makalemizde seyahat etmekten bahsedeceğiz."</h3>

<h3>"Seyahat Etmek: Yaşamın Değerli Bir Parçası"</h3>

<h3>Seyahat etmek, insanların hayatında önemli bir yer tutar. Hem zihinsel hem de fiziksel sağlığı olumlu etkilerken, yeni kültürler, insanlar ve yerler keşfetmek için harika bir fırsat sunar. Seyahat etmek, öğrenmek, keşfetmek, büyümek ve kendimizi geliştirmek için harika bir yoldur.</h3>

<p><img alt="ağaç, doğa, orman, yol, patika, dış mekan, ahşap, yol, iz, sokak, karayolu, asfalt, seyahat, toprak yol, hareket, Nakliye, Çevre, yeşillik, Yön, Eğri, seyahat, Sürmek, toprak, Yolculuk, Yol, Lane, harita, tur, yer, Yol kenarı, Altyapı, Keşif, Yol, Kavşak, navigasyon, Ormanlık alan, yetişme ortamı, Bisiklet, ekosistem, Kılavuz, hedef, Ileri, doğal çevre, Yapısız yapı" src="https://c.pxhere.com/photos/f7/ae/road_wood_nature_forest_way_outdoor_path_environment-1143633.jpg!d" style="height:533px; width:800px" /></p>

<h3>Seyahat etmek, stresi azaltmak ve zihni yenilemek için mükemmel bir yoldur. Farklı bir şehirde, ülkede veya kültürde olmak, her gün aynı rutinlerle boğuşmaktan kurtulmanıza ve zihninizin dinlenmesine yardımcı olabilir. Kendinizi yenileyebilir ve yaratıcılığınızı artırabilirsiniz.</h3>

<h3>Seyahat etmek, dünyanın farklı yerlerinde yeni kültürleri ve insanları keşfetmek için harika bir fırsat sunar. Başka bir ülkede veya kültürde yaşayan insanlarla tanışmak, yemeklerini denemek ve yaşam tarzlarını öğrenmek, hayatınıza yeni bir perspektif kazandırabilir. Ayrıca, tarihi yerleri ziyaret etmek ve yerel etkinliklere katılmak gibi birçok deneyim yaşayabilirsiniz.</h3>

<p><img alt="Araba Seyahat Ulaşım - Pixabay'de ücretsiz fotoğraf" src="https://cdn.pixabay.com/photo/2018/01/26/22/12/car-3109928_1280.jpg" style="height:477px; width:800px" /></p>

<h3>Seyahat etmek, insanların kendilerini geliştirmeleri için harika bir yoldur. Farklı bir kültürde yaşamak, yeni bir dil öğrenmek, yeni bir yemek yapmak veya yabancı bir yerde kaybolmak, kendinize meydan okumanın harika bir yoludur. Kendinizi rahat hissettiğinizden uzaklaştırıp, yeni deneyimlerle kendinizi geliştirebilirsiniz.</h3>

<h3>Seyahat etmek, yaşamın değerli bir parçasıdır. Yeni deneyimler yaşamak, kendinizi geliştirmek, zihninizi dinlendirmek ve dünyanın farklı yerlerini keşfetmek, hayatınızda unutulmaz anılar ve deneyimler oluşturmanızı sağlar. Seyahat etmek için zaman ve para ayırmak, kendinize ve hayatınıza değer vermenin harika bir yoludur.</h3>

<p><img alt="Şelale Tatil Seyahat - Pixabay'de ücretsiz fotoğraf" src="https://cdn.pixabay.com/photo/2017/09/05/06/42/waterfall-2716601_1280.jpg" style="height:450px; width:800px" /></p>

<h3>Sonuç olarak, seyahat etmek, kendimizi geliştirmek, farklı kültürleri keşfetmek ve dünyanın farklı yerlerinde unutulmaz anılar yaratmak için harika bir yoldur. Hayatınızın bir parçası haline getirmek için zaman ve para ayırmak, hayatınızda önemli bir fark yaratabilir. Yeni yerler keşfetmenin, yeni insanlarla tanışmanın ve hayatımızda seyahat etmenin önemi konusunda birçok neden sıralayabiliriz. Seyahat etmek, insanlar arasındaki iletişimi arttırabilir ve birçok sorunu çözmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, seyahat etmek, insanların kendilerini geliştirmeleri için harika bir yoldur. Kendinizi zorlu durumlarda bulunarak ve yeni deneyimlerle karşılaşarak öğrenebilir, büyüyebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz.</h3>

<h3>"Yazımızın sonuna geldik. Ramazan Bayramı'nı sevdiklerinizle bolca güzel vakit geçirerek kutlamanız dileğiyle. Sağlıklı günler dilerim."</h3>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Apr 2023 13:41:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2022/10/sertac-gursoy-1667223915.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uçurumun kenarında bekliyorum</title>
                <category>Haluk Özdemir</category>
                <link>https://www.ayturkhaber.com/makale/ucurumun-kenarinda-bekliyorum-108</link>
                <author>halukozdemir1956@gmail.com (Haluk Özdemir)</author>
                <guid>https://www.ayturkhaber.com/makale/ucurumun-kenarinda-bekliyorum-108</guid>
                <description><![CDATA[Uçurumun kenarında bekliyorum]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px"><strong>Uçurumun kenarında bekliyorum</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Öyle bir yerdeyim ki, tarifi imkansız,</p>

<p>İçimdeki her sesi siyah sanıyorum.</p>

<p>Kalbimdeki dipsiz kuyu derinleşir benden habersiz,</p>

<p>Uçurumun kenarında umutsuz bekliyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Toprağım kan gölüdür çarelerim asılsız,</p>

<p>Koptum ben mihengimden boşluğa koşuyorum.</p>

<p>Varlığım bir hiç oldu kalbim bir et, anlamsız,</p>

<p>Alsan bu canımı artık dayanamıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gömdüm değerlerimi, yatıyorlar kefensiz,</p>

<p>Keşmekeş bu yerlerde, zorla yaşıyorum.</p>

<p>Can olacak düşlerim, can verdiler bedelsiz,</p>

<p>Azrail beni çağırıyor, ben ise kaçıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Zillet ki bu zillet, işte hem saf ve katkısız,</p>

<p>Kızıl kıyametlere ha düştüm, ha düşüyorum.</p>

<p>Efsunlaşmış gözlere bak demekte, faydasız,</p>

<p>Bana bir ecel gönder, yoksa ölüyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Haluk Özdemir - Mesaj 1, Sayfa 33</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Apr 2023 09:12:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.ayturkhaber.com/images/kullanicilar/2024/01/haluk-ozdemir-1705058988.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
